Ağır ağır ve biraz keyifsizce oteline geri dönemek üzere yola koyuldu. Kaldırımların üzerine serpilmiş kumun üzerinde inci taneleri gibi yuvarlak ve beyaz görünen, doku tanelerine benzeyen küçük, sert taneli bir kar yağıyordu hafiften. Işıksız gökyüzü iyice alçalmış ve kararmıştı, göğün tekdüze arduvaz grisinin içinde hâlâ kuştüyü yastıklara benzeyen büyük beyaz bulutlar yumaklanıyordu; sanki gök aşağıda insan evlatlarının arasında hüküm süren soğuktan korunmak için yukarıda iyice sarınıp sarmalanmış gibiydi.
İnanmak kafiydi. Tartıştıkça, düşündükçe, kurcaladıkça mutluluk zedelenir, bir yerlerden yara alırdı, bir de bakmışsınız eriyip gitmişti o güzel günler avuçlarınızın arasından. Ne zaman başladığını görmediğiniz, ne zaman sona erdiğini fark etmediğiniz şu kar yağışı gibi.
Tarihini bilmeyen, kendini bilmez derdi. Kendini bilmek istiyorsan önce bu toprakların tarihini öğren. Çünkü kendini bilmeyen sorumluluklarını da bilemez.
Roller Müştakçım, roller sadece oyuncular için değildir. Modern toplumlarda hepimizin bir rolü vardır. İster benimseyelim ister benimsemeyelim, hepimiz dikte ettirilen rölü sonuna kadar oynamak zorundayız... Çoğu zaman mutluluğumuzu yitirmek pahasına da olsa o rolün dışına çıkamayız. Çıkarsak hem kendi düzenimiz hem de toplumun düzeni bozulur.