Milli mücadele dönemini, savaş temalarını bayılarak okuduğum için başladım ve kitapta hem olaylar hem diyaloglar çok gerçekçi olduğu için bir süre devam ettim. Ancak bir yerden sonra durağan geldiği için, hala bir şeyler olmadığı için (yazarın amacı buydu belki) sıkıldım ve yarım bıraktım malesef, temiz bir kafayla daha sonra tekrar okuyabilirim belki.
* Tekrar denedim ancak hem ana karakter Mustafa'yı itici bulduğumdan hem durağanlık devam ettiğinden tamamen yarım bıraktım.
İnsanın hayatında karşısına çıkan fırsatları değerlendirdiğinde, bilinçli veya bilinçsiz bir adımı bile farklı attığında önüne serilen sonsuz çeşitteki yeni hayatları konu alan bu kitaba karşı o kadar yoğun hislerle doluyum ki doğru şekilde kelimelere dökebileceğimden emin değilim.
Öncelikle ilk 50-60 sayfada 2015'lerde iyi kurgulandığı için popüler olan bir Wattpad kitabı okuyor gibi hissettim, üslubun sığlığı, olayların basit gidişatı hiç heyecanlandırmadığı gibi çok tahmin edilebilir de görünüyordu. Ancak yazarın aralara serpiştirdiği hayata, yaşama, başka olasılıklara dair düşünceler ve soru işaretleri devam etmeme yetti.
1 ay kadar önce Youtube'da Portal'ın "İnsanın en ağır yükü gerçekleştiremediği potansiyeli" podcastini dinlemiştim, burada Uzakta filmini incelemiş, insanın kendi seçimlerine ve bu seçimlerin getirdiği yeni ihtimallere karşı farklı bir açısı kazandırmıştı. Kitabın beni etkilemesi ve bitirdiğimde mutluluktan uyuyamamamın sebebi podcastte dinleyip haklı bulduklarımla kitabın verdiği fikrin birebir uyuşması oldu.
Milyonlarca hayat yaşayabilirdim, daha "..." biri olabilirdim. Daha iyi, daha sağlıklı, daha başarılı, daha disiplinli veya daha sorunlu, daha huzursuz biri. Sonsuz ihtimal olması ve bu ihtimallerin daha cazip olanlarına kafayı takmamızın bir anlamı yok çünkü evet, tabii ki bu hayatımda bir şeyleri kaçırıyorum. Herhangi bir zamanda herhangi bir seçimim farklı olsaydı şu an bambaşka biri olabilirdim. Ama illaki o hayatlarımda da bir şeylerin eksikliğini çekecektim, bu hayatımda sahip olduğum şeylerden haberim bile olmayacaktı.
Ve gerçeğe döndüğümüzde elimde sadece bu hayat var, o zaman uzaklara bakıp "şöyle olsaydı böyle olurdum, keşke şunu şöyle yapsaydım" demek sadece bir avuntu, şu anki eksiklerimizden kaçma şekli. Çünkü kolay,