Bazı kitaplar vardır, sizi büyülü dünyasına alır ve bırakmaz. Tıpkı benim Martin Eden’i okurken hissettiğim büyülü dünya gibi. Hepimiz yaşamak için bir amaca tutunuyoruz. Aşkımız için, dostumuz için ileriye dönük bir hayalimiz için. Tüm bunlar
için ise hep bir hedefimiz var. Martin Eden, işçi sınıfındadır. Zengin bir ailenin kızı olan Ruth’a aşık olduktan sonra kendini geliştirmek ve Ruth’a daha iyi bir yaşam sunmak için çabalar. Bu süreçte çeşitli kitaplarla tanışır ve yazarlık serüveni başlar. Kısacası kitap, Martin Eden isimli denizci gencin kendinden ödün vermeden, azmi ve zekasıyla yalnız işçi sınıfını değil, burjuva sınıfını da nasıl altüst ettiğini anlatıyor. Şahsi olarak fikrime gelecek olursak, okuduğum en iyi kitaplardan birisi. Kalın bir kitap olmasına rağmen hikayeye kapılıp gidiyorsunuz. Sayfalar hızla akıyor.