Sırça Fanus’a başladığımda Esther’in, hayata, toplumdaki kadın erkek ilişkilerindeki çifte standartlara dair yapmış olduğu sorgulamalar beni derinden etkiledi. Kadınların üzerindeki baskı, erkeklere tanınan ayrıcalıkların kadınlara çok görülmesi, toplumun ikiyüzlülüğü… Bu noktadaki feminist bakış açısını oldukça sevdim ve okurken “evet, işte ben de böyle düşünüyorum” dedim. Esther’in sitemleri benim sitemlerimin aynısıydı..
• “Bir kadının bir tek temiz yaşantısı olması gerektiği, oysa bir erkeğin biri temiz, öteki kirli iki yaşantısı olabileceği düşüncesi beni çileden çıkarıyordu.” ~syf88~
• “Ne var ki ben, erkeklere herhangi bir biçimde hizmet etmekten nefret ediyordum.” ~syf82~
Ancak kitabın ilerleyen bölümlerinde aynı okuma isteğini bulamadım. Önceki sayfalarda beğendiğim birçok alıntıların altını ilgiyle çizerken kitap bu sefer -yarısından sonra diyebilirim- tüm akıcılığını yitirdi ve bunaltmaya başladı ve okuma sürecimi zorlaştırdı.
Her ne kadar ikinci yarısını beğenmemiş sıkıcı bulmuş olsam da, belirli noktalarda kendimi bulduğum, düşüncelerime tercüman olan bir kitap olduğunu söylemek isterim.