Düşünsenize, hiçbir erkek "sevişti" diye öldürülmüyor. Hiçbir erkek alt tarafı bir gece sinemaya gitmek için kırk tane yalan söylemek zorunda kalmıyor. Hiçbir erkek güzellik uğruna kıllarını yoldurmuyor. Hiçbir erkek güzellik cildinde cildini yaktırmıyor. Hiçbir erkek her gün saat ayna karşısında sürüp yüztürmüyor. Hiçbir erkek korkunç acı veren ayakkabılarla yürümek zorunda kalmıyor. Hiçbir erkek dayatılan güzellik anlayışı depresyona girmiyor. Hiçbir erkek cinselliğinden utandırılmıyor. Hiçbir erkek hem temizlik yapmak, hem yemek pişirmek, işe gitmek hem de çocuk bakmak zorunda kalmıyor. Hiçbir erkek otururken bile, "Ne derler?" diye düşünmek zorunda kalmıyor. Hiçbir erkek yaşadığının yarısını yaşamıyor. Hakikaten, erkekler bizi nasılabilir anlayabilir ki?