Zehra

Zehra
@zehrasnotes
32 okur puanı
Temmuz 2023 tarihinde katıldı

Zehra

, bir kitap okudu
Puan vermedi·128 syf.·
2024 45. kitabı
Bülent Somay
7.9/10 · 770 okunma
Reklam
seni algılayışım aynı ya da ayrı yerlerde oluşumuza göre değişiyor. yani, sen diye tanıdığım iki kişi var. benden uzakta olduğunda bile, benim için varsın. varlığının bu şekli çok-biçimli: sayısız imgeler, geçişler, anlamlar, bildiğimiz şeyler ve yerlerden oluşmakta. ama her şeyin altını çizen şeyse, her yere yayılmış yokluğun. sanki sen bir mekana dönüşmüşsün, hatların da ufuk olmuş. işte o zaman bir ülkede yaşar gibi yaşıyorum içinde. sen her yerdesin. fakat bu ülkede seninle asla yüz yüzde gelemiyorum.
acıyı dindirmek, haz verip mutlu etmekten hep daha kolay olmuştur. acının kaynağı daha kolay saptanır. bu duruma uymayan, ama oldukça da geniş kapsamlı kural dışı bir örnek vardır: kayıp duygusunun verdiği acı, kırık bir kalbin acısı hiç dinmez. böyle bir acı bütün bir hayatı kaplar. bu bir tek olayla başlamış olabilir, ama olay zamanla bir acı artıdeğeri oluşturur. acı çeken avutulması olanaksız bir hale gelir. ve bu acı, bir zamanlar haz ya da mutluluk diye verilen şeyin bir daha asla geri verilmemek üzere alındığının bilincine varılması değil de nedir?
çıplak doğan kalbimin ilk kundağı ninnilerdi ardından kendi kendine şiir giydi giysi diye bir gömlek gibi taşıdım sırtımda okuduğum tüm şiirleri yarım yüzyıl yaşadım böyle karşılaşana dek o sözsüzlükte sandalye sırtındaki gömleğimden öğrendim ki bu gece yıllar boyu kalbimin ezberlediği bekleyişimmiş seni
armut ağaçları şimdi daha değişik görünüyorlardı. her dalın eklemi görülebilir hale gelmişti, her yaprağın nasıl kıpırdadığını görebiliyordum. (tüm akşamüstü boyunca kuzey ve güney rüzgarları hafif, yumuşak bir soluktan az daha uzun esintilerle birbirleriyle yarış edip durmuşlardı. armut ağaçları altındaki toprak bile değişmişti. seninle karşılaşıncaya kadar gerçekleşmekte olan bu değişimi adlandırmaktan acizdim. bugün ilerlemiş yaşımda koyduğum ad ise; aşkın içe işleyişi. her şey akıntıya kapılmıştı. o üç armut ağacı, o alçak tepe, vadinin öbür ucu, biçilmiş tarlalar, orman. dağlar daha yüksek, ağaç ve tarlalar daha yakındı. görülebilir her şey bana yaklaşıyordu. daha doğrusu her şey durmuş olduğum yere sürükleniyordu, çünkü ben artık orada değildim. her yerdeydim, vadinin karşısındaki ormanda olduğum kadar ölü ağacın içinde, dağ yakasında olduğum kadar saman balyalarını bağladığım tarladaydım.
Reklam