Zehra

Zehra
@zehrasnotes
32 okur puanı
Temmuz 2023 tarihinde katıldı
ötekini arzulamak, ötekiyle rekabet etmek, ötekine haset ve şükran duyabilmek için, "öteki"nin daima "ben"le karıştığı, iç içe geçtiği aile ocağını terk edebilmek gerekiyor. mutlak arayışı, megalomani, sinizm, hepsi de aile ocağına sıkıca bağlanmanın, "öteki"nden sonsuza kadar saklanmanın yolları. kainat kadar büyük bir rahmin içinde, kainatı yerinden oynatabilecek kadar büyük bir fallus düşleyerek yaşamak.
Reklam
Hayat, Evren ve Her Şey
otostopçunun galaksi rehberi dizisinin yazarı douglas adams'ın bize öğrettiği şey, "hayat, evren ve her şey" hakkındaki hakikati aramak gibi beyhude bir işe kalkıştığımızda alabileceğimiz tek cevabın "42" olduğudur. üstelik o cevabı aldığımızda da, sorunun ne olduğunu unutmuş oluruz çoktan. böylece mutlak hakikatin peşinde geçirdiğimiz zamanın bir o kadarını da, aldığımız cevabın sorusunu aramakla geçirmek zorunda kalırız. hayatın sırrı "42"dir. ya da, bunu beğenmiyorsanız, yaşamak, hayatta kalmak ve hayatınızı değiştirmek için yaptığınız her şeydir. evrenin sırrı "42"dir. ya da, bunu da beğenmediyseniz, evrene açılmak, onu keşfetmek, anlamak ve değiştirmek için yaptığınız her şeydir. "her şey" in sırrı da budur işte: değiştiren, dönüştüren ("devrimci") insan pratiği.
Hakikat
...önemli olan, bu anlamlandırma çabasının nasıl tekil bir yol izlediği, nasıl kavramsal bağlantılar kurduğu, o tekil durumdan hareketle hangi önermelerde bulunduğu, ve en nihayet, bu çabanın, kurulan bağlantıların ve ortaya atılan önermelerin bizim hayatımız ve hayatımız hakkındaki fikirlerimiz üzerinde nasıl bir etkisinin olacağı. gerisi fani. işte tam da bu nedenle bir metnin yazarı tarafından nasıl anlamlandırıldığı bizim onu anlamlandırma çabamızda önemli bir yer tutmaz. nasıl tutabilirdi ki zaten? bizim aradığımız şey o metnin yazarı tarafından tasarlanıp içine yerleştirilen hakikati değil, kendi hakikatimiz. "madem hakikat öznel, öyleyse uydur uydur söyle" gibi bir yere gittiğim sanılmasın. tam tersine, metinlerde anlam avına çıkmışken kendimiz hakkında keşfettiğimiz hakikatler, aslında birbirimizle iletişim kurmanın, anlaşmanın, ortak yanlar bulmanın, ve en nihayet, ortak faaliyet ve eylem alanları yaratmanın önşartıdır. pratikte bir anlamı olacak hakikatler, vahiyler ve tebliğlerde, ya da üstün yetenekli/dahi/ermiş bireylerin zihninde değil, bireyler arasındaki etkileşim alanında doğar ve anlaşılır. tam da bu yüzden, mutlak, tek ve nesnel bir hakikatin varlığından, anlaşılabilirliğinden ve aktarılabilirliğinden ne kadar kuşku duyarsak, hakikat arama gayretimizi de o denli arttıracağız demektir.
Anlam
Psikanalizi bir anlama/anlamlandırma gayreti olarak benimsediğimizde, evrensel bir hakikate ulaşmaktan ümidimizi kessek de, bu hakikati aramaktan vazgeçmememiz gerektiğini biliriz. Psikanalizde önemli olan arayışın, anlamlandırma çabasının kendisidir.
bir anda yaşanan ne kadar derinse, deneyim, yaşantı birikimi de o kadar çoktur. zamanın daha uzunmuşçasına yaşanması bu yüzdendir. zaman akışının çözünmesi böylece engellenmiştir. yaşanmış süre bir uzunluk değil, derinlik ve yoğunluk sorunudur.
Reklam