İnsan yaşlanır; içinde o derin zayıflık hissini, kayıtsızlığı, rahatsızlığı hisseder, bütün bunlar ilerleyen yaşla gelir; böyle hissedince de sadece hasta olduğunu düşünür, bu can sıkıcı durumun belli bir nedeni olduğunu düşünerek korkularını bastırır ve hastalıktan kurtulduğu gibi bu durumdan da kurtulmayı ümit eder. Boş düşünceler!
Metroda bekliyorum, tren gelirken sanki kendimi kontrol edemeyeceğim ayaklarım bana hükmeymeyecekte kendimi trenin önüne atarsam diye bir duygu oluşuyor. Böyle bir intihar isteğim yok, böyle bir şey söz konusu değil. Ola ki ben vücuduma hakim olamazsam, benim kontrolümden çıkarsa kaygısı hissediyordu. Ta duvara kadar gelip yaslanıyordu. Bunun da çok aptalca bir şey olduğunu biliyorum. Buna baktığımızda incelediğimizde temel güven duygusu eksiğidir.
Bu da mutluluk ve erdemin sırrıdır; yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların amacı budur: İnsanlara, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek.