Kral Zeka
Dr. Halid el-Cündi’nin bu metodolojik yaklaşımı, tarih yazımında sıkça karşılaşılan anakronizm ve ideolojik körlük gibi temel sorunlara karşı oldukça sağlam bir duruş sergiliyor. Metinde vurgulanan "nesnellik terazisi," Osmanlı Devleti gibi çok katmanlı bir yapıyı anlamak için hayati önem taşımaktadır. ​İfade edilen düşünceler ışığında, Osmanlı tarihçiliğinde bilimsel bir denge kurmanın temel sütunlarını şu şekilde detaylandırabiliriz: ​1. Anakronizm Tuzağından Kurtulmak ​Tarihsel bir kurumu değerlendirirken, onu bugünün demokratik, hukuksal veya bürokratik standartlarıyla yargılamak, o dönemin ruhunu (Zeitgeist) ıskalamaya neden olur. ​Çağdaşlarıyla Kıyas: Osmanlı bürokrasisini anlamak için onu 21. yüzyıl dijital devlet yapısıyla değil, eş zamanlı hüküm süren Habsburglar, Safeviler veya Bourbon Hanedanı’nın idari kapasitesiyle kıyaslamak gerekir. ​Sistemik Yetkinlik: Mühimme defterleri ve tapu tahrir kayıtları, devletin o dönemde sahip olduğu lojistik ve demografik kontrol gücünün, çağdaşı olan pek çok Avrupa krallığının çok ilerisinde olduğunu kanıtlar niteliktedir. ​2. Şahıslar ve Sistem Ayrımı ​Metinde belirtilen "sultanların hata yapabilirliği" vurgusu, tarihin kutsallaştırılmasını (hagiography) engelleyen en önemli unsurdur. ​İnsan Faktörü: Bir hükümdarın hatalı kararı veya şahsi zaafiyeti, o devletin yüzyıllar boyunca ilmek ilmek dokuduğu hukuk sistemini (örfi ve şer’i hukuk dengesini) tamamen geçersiz kılmaz. ​Kurumsal Süreklilik: Tarihçi için önemli olan, bireysel hataların sistem üzerindeki etkisini analiz etmek, ancak bu hataları bütün bir medeniyetin karakteri olarak genellememektir. ​3. Tarihsel Adalet ve Arşiv Odaklılık ​"Osmanlı savunuculuğu" olarak yaftalanan durum, aslında çoğu zaman bir iade-i itibar çabasıdır. ​Belgeye Dönüş: Tarih, ideolojik
Araştırma-İnceleme Tarih
Kuyuya haykırış...
Temas çoğu zaman büyüyü bozar, çok nadirdir temasın bir kıvılcımı aleve, alevi ateşe yahut yangına dönüştürmesi... Sevdiğim insanların yaşayanlardan çok ölülerden olması bundan mı acaba? Temas kuramadığım için, bir sohbet esnasında yanlışını yakalayamadığımdan, yemek yerken dişinde kalan şeyi görmediğimden mi? Bildiğim şu ki hayal etmek, boşlukları en güzel ihtimallerle doldurmaktır; temas o boşlukları derhal kapatır ve geriye sadece olanı bırakır, belki olanın da azını... Evet, sanıyorum zihnim kusursuzluk arayışı ile hayatın kaçınılmaz defoları arasında savaş veriyor... Ölüler artık değişmezler, değişmek isteseler de değişemezler, hata yapmazlar, yapamazlar ve en önemlisi; sizin onlara yüklediğiniz anlamı sabote edecek bir eylemde bulunamazlar... Bu risk hayattakiler için daima muhtemeldir. Fakat artık temas etmediğim 10 yıl önce o çok hürmet beslediğim yazarların yarısı şimdi kitaplığımdan sürgünse, lisede aşık olduğum kızı bugün çirkinden de çirkin buluyorsam sebebi nedir? Temassızlık kusurları gidermeli değil miydi? Bir kere temas etmek bir daha idealize ettiremez mi? Galiba temas kuramadıklarımızla aramızdaki o devasa boşluğu, kendi estetik anlayışımız ve ahlaki değerlerimizle dolduruyoruz. O yazar kayda değerdi çünkü yazdığı o kitapta benim o günkü zihnime hitap ediyor ve sadece benim duymak istediğim şeyi söylüyordu, zaman aktı, bana bir şeyler kattı, benden bir şeyler götürdü ve o boşlukları doldurma biçimim de değişmiş oldu... Şimdi çirkin bulduğum o kızı seviyordum, belki sevdiğim için güzeldi, ona yüklediğim o büyülü anlam, belki de benim o dönemki dünyamın sınırlarıyla ilgiliydi. Halbuki değiştim... "Ben size değil fotoğranıza aşık oldum" diyen oyuncu gibi hissediyorum bunları yazarken... Ama böyle olmuş olmalı... Nihayetinde estetik algım, hayata
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Başımız belada! Çünkü siz ve diğer 62 milyon Amerikalı şu an beni dinliyor. Çünkü %3’ten daha azınız kitap okuyor. Çünkü %15’ten daha azınız gazete okuyor. Çünkü sizin tek gerçeğiniz bu ekranda gördükleriniz. Şu an dışarıda, bu ekranda gördükleri haricinde hiç bir şey bilmeyen koskoca bir nesil yaşıyor. Bu ekran ilahi bir vahiy gibi. Bu ekranlar başkanlar, papalar, başbakanlar yaratıyor ya da yok ediyor. Bu ekran, bu inançsız dünyadaki en muhteşem lanet olası güç ve eğer yanlış ellere geçerse de olacakların tek sorumlusu biziz. Ve bu dünyadaki en büyük şirket, en muhteşem lanet olası propaganda gücünü kontrol ettiğinde, bu ekranda gerçek diye ne bok sorulacağını kim bilebilir! Şimdi beni dinleyin: Televizyon gerçek değildir. Televizyon lanet olası bir lunaparktır. Televizyon bir sirktir, bir karnavaldır, gezici akrobatlar takımıdır, masalcılardır, dansçılardır, şarkıcılardır, hokkabazlardır, aslan terbiyecileridir ve futbolculardır. Biz eğlence dünyasındayız.Ama sizler sabahtan akşama kadar, her yaştan, her renkten, her dinden insan başına oturuyorsunuz. Bildiğiniz tek şey biziz. Burada döndürdüğümüz ilüzyonlara inanmaya başladınız ve televizyondakilerin gerçek, kendi hayatlarınızın ise hayali olduğunu düşünmeye başladınız. Televizyon ne derse onu yapıyorsunuz. Onun gösterdiği gibi giyiniyorsunuz, onun gösterdiklerini yiyorsunuz, çocuklarınızı onun dediği gibi yetiştiriyorsunuz, hatta onun istediği gibi düşünüyorsunuz...Bu tamamen saçmalık, sizi manyaklar! Sizler gerçeksiniz, hayali olan biziz!" Zeitgeist
1000k
🛎️ Zamanın Ruhu: “Zeitgeist” Zeitgeist kavramı, bir döneme hakim olan düşünme ve hissetme tarzı, zihniyetidir.
Hayata Dair
Ayrılamayacağımız yerleri seçmeliyiz.Önemli olan kimin her zaman yanımızda olduğu,kimin nasıl kalmayı başarabildiği,kimin sizi nasıl beklediğidir.Gerisi sadece gelip geçen şeyler.
Alıntı
haftasonu önerisi - zeitgeist moving forward
izlenebilir demek istiyorum direkt İzlemek isteyen varsa mevcut ekonomik sistem ve politakaların, kısıtlı kaynaklara sahip olan dünyamıza yıkıcı etkilerini görebileciğiniz bir yapım. Ayrıyeten dört bölümden oluşan bu yapımın ilk bölümü (Human Nature) adı altında psikolojik ve sosyolojik açıdan insanı ele alıyor bunu uzmanlar tarafından tarafından dinlemek gerçekten keyifli. izledikten sonra aklımda kalan düşünceler bunlardı izliyip bu gönderiye yorumunuzu ekleyebilirsiniz.