ZEITGEIST
10/10
·320 syf.·
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Kitap modern zamanda herhangi bir şeye karşı dikkat kesilememizin sebeplerini birey ve toplum açısından irdelemiş. Dikkat eksikliğimizin sebebinin bireysel değil, toplumsal sebeplerden kaynaklandığını iddia ediyor. Eğitimde "Tarihsel Zaman Etkisi" ve Almanların yaratımıyla "ZEITGEIST"yani zamanın ruhu kavramlarıyla çok ilintili bir anlatım karşımıza çıkıyor. Müellife göre odaklanamamızın en büyük sebebi çılgınlığa varan teknoloji bağımlılığı, ve buna dayalı stres ve uyku durum bozukluğu. Bence çok önemli bir kitap, araştırma ve röportajlar çok başarılı ve akıcı. Dikkat bozukluğu olan herkese tavsiye ederim.
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
“Anlamı daraltan bir yaşam, ruhu yaralar.”
9/10
·304 syf.··
2026 2. kitabı
Halid Ziya’nın Kırk Yıl’ına başladığı gibi ben de kısa bir mukaddeme olarak bir nebze de olsa yazarın derdini icmal etmeye çalışayım… Aslında kitabın genel kaygısı, insanın dünya karşısında henüz doğumundan itibaren hissettiği ezilmişlik hissini ve bunun sebep olduğu psikolojik sorunları hayatın ikinci yarısında farkedebilecek bilinç düzeyine, depresyonun önüne geçecek şekilde ancak kaygıdan yoksun olmayan bir güçlükle erişmeyi sağlayacak soruları sordurmak. Hollis’in defaatle salık verdiği, Yurdakul’un sarahatle bahsettiği “Müstebidin nasîbi: Ya bir mezar, ya bir zindan…” dizelerinde olduğu gibi insan kendini önce düştüğü sonra tekrar kurduğu dünya zindanından özgürleştirmek için doğumundan itibaren tahakküm altında kaldığı tüm fikir, varsayım ve kişilerden özellikle de en fazla kendinden belirli bir bilinç düzeyine gelerek kurtarması gerekir. Tabii bu süreçteki problem ve çözümleri tanımlarken Hollis’in sıklıkla ta’zîz ettiği Jung’un, bir öğrencisi olduğunu söylemekle birlikte kitabı olması gerektiğinden daha dikkatli okumak gerektiğini düşünüyorum çünkü henüz bilimsel inkişâfın emeklediği bir dönemde kendi çağının ilerisinde koşmaya çalışan bu insanların fikirleri hâlâ varsayımdan öteye gidemeyecek şekilde kurgulanmıştır. Kısa bir örnekle açıklamak gerekirse (ki bu tarz örnekler kitap içinde farklı konularda tekrarlanabilir), bize tamamen yabancı birinin itici gelmesinin sebebi olarak “o an karşımızdaki tanımadığımız öteki, kendimizle ilgili inkar etmek istediğimiz özellikleri veya kendimizden olabildiğince uzaklaştırmak istediğimiz ikilemleri”taşıması gibi cevaplarla aşırı kompleks ve biteviye olmayan ilişkisel bütünlükleri icmâle uğraşmak boşuna olmasa bile hâlâ bilimsel bir izlenimden ziyade felsefî bir sistem gibi geliyor bana. Tabii bütün bunlar kitabın veya
1000Kitap
Yaşamın İkinci Yarısında Anlam ArayışıJames Hollis · İletişim Yayınları · 2020280 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Öğrenmeyi Öğrenmek
Puan vermedi
Altay Cem Meriç’in şu sözü bana çok şey düşündürdü: “Bakmayı bilen göz, baktığı her yerde bir şey öğrenir.” Yaşama dair meşguliyetler, hayatı ciddiyetle gözlemleyenler için boşa giden vakitler değildir. Çünkü her an bir bilgiye, her detay bir deneyime dönüşebilir. İlk kez okuduğumda düşüncelerin zarifliğinden çok etkilendim; sayfalar arasında eski dönemlerin sıcak, naif ruhunu buldum. Bazı kelimelerin gizemliliği, dinin ve bilimin hoş tezatı gibi beni cezbetti. Aslında öğrenmeyi öğrenmek, bir eylem değil; hayatın ta kendisi. “Yaşıyorum, öyleyse varım” deme şeklimizdir. Bu, bir denklemin meselesidir.Gazâlî bu konuda güzel bir denklemi hatırlatır: Bilgi, Zaman, Gayret. Bu üçgen, zamanı içine zaman sığdırmanın en iyi yoludur.Altay Cem Meriç ise kendi denkleminde bir adım daha ileri gider: Bilgi – Zaman – Gayret – Müsade – Zeitgeist.Altay Cem Meriç’in denklemine eklediği “Zeitgeist” kavramı, öğrenmenin sadece bireysel bilgi ve gayretle sınırlı olmadığını; aynı zamanda çağın ruhunu okuyabilmekle mümkün olduğunu gösteriyor. Zeitgeist, yani “zamanın ruhu”, bir dönemin kültürel, toplumsal ve düşünsel atmosferini ifade eder. Başarı çoğu zaman sadece bireysel çabayla değil, içinde bulunduğumuz çağın eğilimlerini, ihtiyaçlarını ve fırsatlarını doğru okuyabilmekle mümkündür. Çünkü bazen koşmak kadar, doğru zamanda doğru yönde ilerlemek de belirleyici olur.Hayatın akışına müsaade etmek, hiçbir şey yapmadan çok şey görebilmek, sadece bakmak değil; baktığını görebilmektir. Bu, öğrenmeyi öğrenmenin en keyifli yoludur. Özellikle lise dönemlerinde böyle bir denklem büyük bir nimet olabilirdi. Kitabı okurken fark ettiğim şeylerden biri de şuydu: Bir konuyu çalışırken sadece o konuyu öğrenmiyoruz. Yanında pek çok başka konuyu da getiriyor. İnsan bildiği şeyi değil, az bildiğini merak
1000k
Öğrenmeyi ÖğrenmekAltay Cem Meriç · Tin Yayınları · 20243,573 okunma
Yalnızlık, ümit, bekleyiş, takıntılar, atılganlık
8/10
·232 syf.··
2025 7. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 19:38
Farklı dönemler, farklı koşullar, farklı zeitgeist olsa da insan doğasının temelde aynı duygu ve deneyimleri yaşadığını her kitapta biraz daha görüyoruz. Genç yetişkinliğin dayanılmaz ağırlığı; giden yılların ve belirsiz geleceğin, yanlış seçim yapmanın müthiş kaygısı.
İnsan ve Duygular
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Kültür Ebesi’nden Komünist Manifesto’ya
Puan vermedi·136 syf.·
Beğendi
·
2025 36. kitabı
Komünist Manifesto --- Karl Marx- Friedrich Engels Bu metin, finansal değil sınıfsal sancılarla yazıldı. 1848’in emek patlamasını hissedelim, bu sancıda bir fikir doğdu. Bazen bir metin sadece okunmaz, doğar veya doğrulur. Komünist Manifesto, 19. yüzyılın yorucu sanayi sancıları arasında doğan en kuvvetli entelektüel bebeklerden biridir. Bir çağın doğum çığlığı, bir sınıfın ayağa kalkma haykırışı ve hala yankılanan bir ideolojik ezgi diyebiliriz. Bir bakıma günümüzde beklentileri karşılamayan ama finansal bir çıkış olarak da görülen düşünce de benzer: Manifesto, ekonomik eşitsizlik sancısıyla doğmuş bir fikirdir. Bunu yazarları Karl Marx ve Friedrich Engels farklı yıllarda çıkan tercüme manifestolar için yazdıkları önsözlerde de belirtiyor. Dönemin şartlarına göre yeniden kurgulanmasını dile getirirken düşünürlerimiz zamanın ruhunu (zeitgeist) unutmamanın önemini de vurguluyor. (Benden büyük zeitgeist delisi var mı acaba :)) Manifesto, kültür epizyotomisi geçirdi diyebiliriz 21. yy geldiğimizde eski dokular kesildi, yenisi doğdu. Ama bir bakıma farklı ülke ve topluluklarda komünizim hala tam olarak anlaşıldığı söylenemez. Ezbere bildiğimiz söylemler ya da dikte edilen yanlış bilgilerle hala en çok konuşulan kavramlar arasında yerini almış durumdadır. Ki şu bilgiye herkes maruz kalmıştır: Komünist Manifesto dünyada İncilden sonra en çok okunan kitaplar arasında olarak gösterilir. Şişşt… sakin, ama dikkat edeceğimiz nokta 1848 Avrupası devrimleri, açlıkları, eşitsizlikleri ve işsizlik sorunlarının oluşturduğu bir ortamda ihtiyaca binaen çıkması gereken bir manifesto idi. Avrupalı burjuvalar bir hayaletin nefesini hissediyor dersek yanlış olmaz…Bu hayalet - Komünist Manifesto -dili sert ve öfke dolu ise bu ortamın ne kadar gergin ve yorucu olduğunu gösterir. Bununla birlikte Can yayınlarının
Komünist ManifestoKarl Marx · Can Yayınları · 201816,4bin okunma
Zeitgeist'i yakalayamamış bir kitap
5/10
·142 syf.··
2025 8. kitabı
Geçtiğimiz yüzyılın toplumsal inşasında güzel etkileri olacak potensiyelde bir kitapmış. Zaten bu amaçla, güzel huylu bir topluma katkısı olsun diye yazılmış ve güzel düşünülmüş. Ancak okurken yaşadığımız zamana uymadığını düşündüm hep. Bence toplumsal sorunlarımız başka, çok başka! Bana göre bir kitap okura her çağda okura hitap edebilmeli, bu kitap bana hitap etmediği için de sevemedim ne yazık ki, hayal kırıklığına uğradım. Şu cümleye kısa bir bakış atalım: "Siz yolunuzu şaşırsanız da dünyanın en fena adamına yol sorsanız işini gücünü bırakır, size gideceğiniz yeri, eğer biliyorsa, tarif eder (sayfa 21)." Bu cümlenin geçtiği bölümde dünyadan şikayet etmenin anlamsızlığına değiniliyor. 2025 Türkiye'sinde dünyanın en fena adamından yardım istemek deyince hiçbirimizin aklına iyilik gelmez diye düşünüyorum, pek çok kişide felaket senaryoları canlanır hatta. Şevket Rado rahmetli kalkıp bir akşam haberlerini izlese bu satırları yazmazdı diye düşünüyorum. Söylediklerim karamsarlık değil, bu ülkenin gerçekleri. Ülkemiz, bu güzelim topraklar, çok fena hallere geldi Şevket Bey, iyi ki denk gelmediniz. Yazar kitapta hoşgörülü, çalışkan, hayatını seven insan modeli oluşturuyor. Başta da değindiğim gibi kitap bir toplum inşasına yarayacak şekilde yazılmış. Aslında radyo sohbetlerinin derlenip yayınlanması desek daha doğru olur. Yeniden inşa edilen bir ülke için elbette bir ihtiyaç bu. Şevket Rado'nun bu ihtiyacı karşılamak üzere emek vermiş olması güzel bir şey. Ayrıca bireyin hem kendi için hem toplum yararı için çalışması gerektiği görüşlerini Rollo May 'in insan görüşüyle paralel buldum. Beni en çok zorlayan nokta ise Arapça kökenli kelimelerin fazlalığı oldu. Sanırım o dönemlerde entelektüel olmanın göstergesi böyle konuşmak. Aslında o dönemlerde dilde sadeleşme çalışmaları
Eşref SaatŞevket Rado · Bilge Kültür Sanat · 20233,672 okunma