Puan vermedi·392 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
Altı gerilim yazarı. Gizemli bir ada. Ve kimliğini kimsenin bilmediği efsanevi bir yazar: J. R. Alastor. Hayatınız boyunca kitaplarını okuduğunuz bir yazarın sizi özel adasına davet ettiğini düşünün. Böyle bir fırsatı kaçırır mıydınız? Bu altı yazar da kaçırmıyor ve kendilerini kusursuz görünen bir inzivanın içinde buluyor. Başlangıçta her şey harika: edebiyat sohbetleri, zekâ oyunları, bulmacalar ve ilham verici bir ortam... Ta ki ilk ceset ortaya çıkana kadar. O andan sonra hikâye tam anlamıyla yön değiştiriyor. Çünkü artık ortada sadece bir cinayet yok. Herkes şüpheli, herkes potansiyel kurban ve herkesin sakladığı karanlık sırlar var. Kitabın en güçlü yanı kesinlikle atmosferiydi. Issız ada hissi, dış dünyadan kopukluk ve karakterler arasındaki giderek büyüyen güvensizlik duygusu çok başarılı verilmiş. Sayfaları çevirirken siz de o adada mahsur kalmış gibi hissediyorsunuz. Karakterlerin her biri farklı katmanlara sahip. Geçmişleri ve sırları ortaya çıktıkça hikâye sadece bir "Katil kim?" gizemi olmaktan çıkıp psikolojik gerilime dönüşüyor. Ters köşeler konusunda da oldukça başarılıydı. Tam her şeyi çözdüğümü düşündüğüm anlarda yeni bir detay ortaya çıktı ve tüm teorilerim dağıldı. Peki bayıldım mı? Açıkçası hayır. Beklediğim o büyük "Vay be!" etkisini tam olarak alamadım. Ama buna rağmen merak duygusunu sürekli canlı tuttuğu, atmosferi güçlü olduğu ve beni son sayfaya kadar peşinden sürüklediği için keyifle okudum. 4/5 Kapalı alan gizemleri, ada atmosferi, bol şüpheli karakter ve zekice kurgulanmış gerilimleri seviyorsanız listenize ekleyebilirsiniz. Peki siz olsaydınız, kimliğini hiç bilmediğiniz bir yazarın davetini kabul eder miydiniz? #ÖlümeDavetlisin #AndePliego #GerilimKitapları #KitapÖnerisi #BookstagramTürkiye
Ölüme DavetlisinAnde Pliego · Juno Kitap · 202691 okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2026 21. kitabı
Charlie Gordon’ın dönüşümü, yalnızca zekânın artışı değil; aynı zamanda yalnızlaşmanın da hızlanmasıdır. İnsan, daha “akıllı” oldukça çevresine yaklaşmaz; çoğu zaman uzaklaşır. Kitabın en güçlü yanı, ilerlemenin tek başına bir “iyileşme” olmadığını göstermesidir. Zeka arttıkça duygusal bağların değişmesi, okuru rahatsız eden temel gerilim noktasıdır. Sonuçta eser, şu soruyu açık bırakır: İnsan olmak, daha fazla bilmek midir, yoksa daha fazla hissedebilmek mi?
Roman
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·139 syf.··
2026 75. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:50
Herkese merhabalar okullarda yaz tatiline girmişken, çocuklara güzel kitaplar armağan etmeyi unutmayınız Size harika bir çocuk kitabı önerisi ile geldim kendim keyifle okudum şimdi sıra çocuklarımda.. Teknoloji, yapay zekâ, hayal gücü, dostluk, güven, aile bağları… Hepsi hikâyenin içine öyle güzel serpiştirilmiş ki “bak burada ders veriyorum” diye bağırmıyor. Zaten en güzeli de bu değil mi? Çocuğa öğüt yağdırmadan bir şeyler hissettirmek… Güçlü olmak sadece en büyük olmak değilmiş; bazen bir arkadaşına güvenmek, ekip olmak, farklılıkları kabul etmekmiş. Kitap bunu çok güzel anlatıyor. Özellikle çocukların kendi içlerindeki gücü keşfetmesi kısmını çok sevdim. Bir de teknoloji konusu var ki tam günümüz meselesi… Teknoloji kötü mü, iyi mi? Aslında mesele onu kimin ve nasıl kullandığında saklı. Kitap bunu çocukların anlayacağı güzel bir dille anlatmış. Keşke bazı yetişkinler de okuyup biraz ders çıkarsa dedim. Kısacası; hem macera seven çocuklara hem de “ben de bir bakayım” diyen büyüklere güzel bir yolculuk. Çocuklar okurken eğlenecek, büyükler okurken “biz de biraz böyle düşünsek ya” diyecek. Kitaplarla kalalım
Nyrathos SerüveniMuhammed Selman Anasal · Kent Kardeş Yayınları · 20264 okunma
John von Neumann - Bilgisayar ve Beyin Üzerine
7/10
·82 syf.·
2026 14. kitabı
İncelemeyi hak eden bir yazar ve kitap olduğunu düşünerek başlamak istiyorum. Bilgisayar ve Beyin John von Neumann Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en eski ve en seçkin akademik ders serilerinden biri olan Silliman Konferansları’nı vermek, tüm dünyadaki akademisyenler arasında bir ayrıcalık ve onur olarak kabul edilir. Geleneksel olarak öğretim görevlisinden yaklaşık 2 haftalık bir süre boyunca bir dizi konuşma yapması, ardından derslerin el yazmasını Silliman Konferansları’nın evi ve merkezi olan Yalze Üniversitesi’nin himayesinde yayınlanacak bir kitap haline getirmesi istenir. John von Neumann’da bu ayrıcalıklı kişilerden birisiydi. Neumann kariyer olarak Zürih Teknik yüksek okulu’nda ve Budapeşte Üniversitesinde kimya ve matematik okudu. 1927 yılında Berlin üniversitesinde doçent olarak atandı, bunların dışında Hamburg üniversitesinde bir yıllık misafir öğretim üyesi, Princeton’da akademik kadroya katılarak ABD’de kalıcı olarak yerleşti. Neumann’ın bilimsel ilgisi; kuantum, matematiksel mantık, ergodik, sürekli geometri, işlemciler, soyut matematik, kuramsal hidrodinamik, diferansiyel denklemler, nükleer fizik ve fiziğin uygulamalı alanları olmuştur. Yer aldığı projeler ENIAC, JONIAC. Neumann Joniac projesinde beyin ve işleyişi hakkkında çalışmalara başlayıp nöroloji ve psikiyatriye merak salmıştır. Çevresinde bu tür uzmanların olmasını istemiş ve bunlarla temaslar kurup konferanslar düzenlemeye başlamıştır. Silliman konferanslarıyla da bu işi geliştirmeyi ve büyütmeyi düşünmekteydi. 1955de talihsiz bir haber sonrası Neumann’a kemik kanseri teşhisi konuldu ve aniden hastalığın verdiği olumsuzluklarla donuklaştı. Silliman konferansları için hazırladığı notları bir yandan düzenlemeye çalışıp alanında çalışmalar yapmaya devam etmekteydi. 1956 ocak ayında tekerlekli
Bilim
Bilgisayar ve BeyinJohn von Neumann · Tübitak Yayınları · 202364 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 83. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 16:33
Psikoloji alanında neredeyse hiç okuma yapmamama rağmen bu kitabı görür görmez okumak istedim. Yazardan okuduğum ilk kitap olmasına rağmen oldukça rahat ve keyifli bir şekilde okudum. Kitap 12 bölüme ayrılmış, kısa ama bir o kadar da kapsamlı bir eser. Bu yüzden sindire sindire, altını bol bol çizerek okudum. Kitabın temel konusu insanın yaşamdaki yeri ve konumu. Bunun yanında aşağılık duygusu, üstünlük kompleksi, rüyalar, çocukluk, sosyal uyum ve evlilik gibi birçok konuya da değiniyor. Kısa olmasına rağmen örneklerle desteklenmiş, dolu dolu bir içerik sunuyor. Okuduğum bazı şeylere ilk başta şaşırsam da üzerinde düşününce oldukça mantıklı geldi. Yazar, aslında herkesin belli ölçüde aşağılık duygusuna sahip olduğunu, bunun anormal bir durum olmadığını ve insanın yaşamını, ilişkilerini ve davranışlarını nasıl etkilediğini başarılı örneklerle açıklıyor. Psikoloji denince akla sıkıcı ve ağır kitaplar gelebiliyor ancak bu kitap tam tersine oldukça akıcıydı. Verdiği örnekler sayesinde anlatılanları anlamak kolaylaşıyor ve okuma süreci çok daha keyifli hale geliyor. Psikolojiye giriş yapmak isteyenler için güzel bir başlangıç kitabı olduğunu düşünüyorum.
Yaşama SanatıAlfred Adler · Cem Yayınevi · 20203,690 okunma
Bilginin, Kabul Görmenin ve İnsan Olmanın Hikâyesi
10/10
·325 syf.··
2026 21. kitabı
Eser, ilk bakışta zihinsel engelli bir gencin olağanüstü bir deney sonucunda zekâsının gelişmesini anlatıyor gibi görünse de aslında insanın kabul görme ihtiyacını, aile ilişkilerini, bilginin sınırlarını ve insan olmanın anlamını sorgulayan derin bir romandır. Charlie Gordon, çevresindeki insanlar tarafından çoğu zaman dışlanan, küçümsenen ve tam anlamıyla anlaşılmayan bir gençtir. Charlie'nin ailesi üzerinden de farklı bakış açılarıyla karşılaşırız. Babası Matt, oğlunun durumunu kabullenmiş ve onu olduğu gibi sevmeye çalışan bir karakterdir. Annesi Rose ise Charlie'nin diğer çocuklarla aynı olabileceğine inanır ve bu uğurda hem kendisini hem eşini hem de çocuğunu yıpratır. Charlie'yi "normal" hâle getirme arzusu zamanla bir sevgi biçiminden çok bir takıntıya dönüşür. Bu durum, engelli bireylerin yaşadığı birçok sorunun aslında onların durumlarından değil, toplumun ve ailelerin beklentilerinden kaynaklandığını düşündürür. Charlie'nin zekâsı ameliyat sonrasında olağanüstü bir şekilde gelişir. Kısa sürede birçok alanda uzmanlaşır, bilimsel tartışmalara katılır ve çevresindeki insanları bilgi düzeyiyle geride bırakır. Ancak burada romanın en önemli sorularından biri ortaya çıkar: Bilgi gerçekten insanı tamamlar mı? Charlie'nin zihinsel gelişimi ile duygusal gelişimi aynı hızda ilerlemez. Bilgi bakımından bir dâhiye dönüşürken, duygusal dünyasında hâlâ birçok eksiklik yaşamaktadır. İnsan ilişkilerini yönetmekte zorlanır, duygularını anlamlandırmakta güçlük çeker ve yalnızlaşır. Böylece eser, insanın yalnızca zekâdan ibaret olmadığını; duygu, empati ve ilişkilerle de var olduğunu gösterir. Roman boyunca Charlie ile ilgilenen bilim insanlarının tavırları da dikkat çekicidir. Özellikle Profesör Nemur ve ekibi, büyük bir başarı elde etmek isterken Charlie'nin bir insan
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma