Kadınlara oruspu damgası yapıştırmaktan başka bir sözü olmayan yazar. Bomboştu. Yırtıp çöpe attım.
Kendim almamıştım bir komşum kitaplığını boşaltıyordu bana da birkaç tane verdi aralarında bu da vardı. Bir daha kimse okumasın diye bayağı bir parçaladım.
Kadın SuretleriEngin Ardıç · Gözlem Matbaacılık · 198921 okunma
Genelde kitaplara eleştiri yazmak huyum değildir fakat bu kitaba bir yorum yapmak geldi içimden. Kitabın ilk kısımlarında birçok kere bırakıp başka kitapları okudum. Bu kitabı yarıda bırakıp iki üç kalın kitap bitirdigim oldu :)
Kitabi anlatmam gerekirse genel itibarı ile özgür fikirli Mina Urgan'ın küçük bir serçe misali ordan oraya uçuşunu konu aliyor. Adından da anlaşılacağı gibi gezilerini akıcı samimi bir üslupla anlatmış Mina Urgan. O kadar uçarı kaçarı ki ben 23 yaşında olmama rağmen onun dinozor dediği yaşında yaptıklarını yapamam. Zıpır bir kişiliğe sahip Mina hanım tam bir Cumhuriyet kadını olarak kendini anlatmis. Solcu bir kişilik ve gördüklerini de bu çerçeveden aktarıyor. Kitabı okurken bir elim sürekli telefondaydı. Anlattığı yerleri görmek arzusu çok ağır basıyordu. Bu sebepten çok yavaş ilerledim. Okurken bazı görgü kurallarından bahsetmesi beni de uyardı. Kendimi tarttım ve nasıl davranmam gerektiği hakkında bir rehber gibi hissettirdi. Bazı kısımlar vardı ki beni rahatsız etti. Misal yazarın içkiye ve sigaraya karşı aşırı isteği beni sarstı. Şu an yaşıyor olsaydı bu dediklerimin zerresi umrunda olmazdı fakat ben yine de rahatsız oldum. Hatta bir kısımda yine sigara yasağını çiğneyip amerikalıları bu yasaktan dolayı yobaz olmakla suçluyordu. Bu durumda benim aklıma gelen tek şey kapalı bir ortamda diğer insanları umursamadan sergilenen davranışların o insanları nasıl etkiledigidir. Astımı olan bir insan var ise eminim bu durum onu çok kötü etkileyecektir. Kafama takılan tek soru bir insan nasıl hem görgü kurallarından bahsedip hem de görgü kurallarını bu denli çiğneyebilir.
Bu yazıyı okuyanlar yazarı sevmediğimi düşünebilir tam aksine bu davranışları 50-60 yaşlarındaki ak saçlı tatlı kadını daha sevimli hale getirmiş fakat yine de eleştirimi
Çok kısa, küçük bir kitap. Neredeyse 10 sayfa hikaye 20 sayfa da çevirmenin notu. Bu kadar anlaşılmaz bir yoruma gerek var mıydı bilemiyorum. Belki de ben anlamadim emin değilim. Boyutu da normal kitaplar kadar değil. Ben internet üzerinden almıştım adı ilgimi çektiği için bu yüzden benim yolumdan gidenlere bir ön bilgi olsun istedim.
İçeriğe gelirsek sanirsam yazar kendi hayatında yaşadığı bir anıyı aktarmış o kadar kısa bi hikaye ki yarin tekrar okuyacagim. Naziler zamaninda ölümden nasıl döndüğünü ve sonrasini çok kısa anlatıyor. Aşırı kısa. Ne oldu demeden bitti.
Gelelim asıl konuya ölümün oldugu yerde yaşam bitmez mi? Ölüm anımızı yazabilir miyiz? Varlık ve yokluk karşı karşıya ama bence yokluk varlığı yutar ve ne anı ne yazi ne düşünce kalir geriye. Yazarın ne demek istediğini gercekten anlamak isterdim ama ne yazik ki anlamadım. Anlayacagina guvenenler okusun diyorum. İyi geceler
Ölüm AnımMaurice Blanchot · Encore Yayınları · 2012245 okunma