Hiçbir şeyden umudum kalmadı artık, 2 sene sonra bi eve çıkar, bir kedi sahiplenir (muhtemelen engelli bir kedi) öylece yaşarım; durağan bir sakinlikle ve içi hüzün dolu olarak
ben şiir yazmam bahar, şimdi senin öyle sandığın gibi oturup her gece de ağlamam, felsefe hocamı sevdim liseyi de birinci bitirdim ama okumadım tek bir kitabını bile o koca bıyıklı Almanın. çünkü korktum, ya o übermensch olamama korkusu ya da bir başkasının korkusu, okumadım işte orasını fazla kurcalama, bütün bunları bilme diyordum ya hani, artık bil. işte sen benim korunaklı yaşantımın içine öylece zırhsız girince ve konuşunca birden duraldım bahar, duymamak için çevirdiğim bubi tuzaklarının yerlerinin hepsini benden önce değiştirmişsin sen. nasıl diyelim şimdi buna, dün yaktığım sigarayı içemeden söndürdüm ve açtığım bütün şarkıları kapattım, farkına vardım diyelim niye daha önceden hiç şiir yazmadığımın. sen daha önce hiç konuşmamışsın bahar, o muazzam korunaklı yaşantıma daha önce hiç saldırı girişiminde bulunmamışsın ama hep bilmişsin ağzını açsan beni öldüreceğinin.
Kıskançlık tamamiyle narsisistik bir duygudur -kıskanılan kişi ile hiçbir bağlantısı yoktur - kişi değildir; ilişkide, karşıda duran 'nesne'dir, kıskanılan.