Ömer Hayyam'in çevresinde dönen tarihi oldugu kadar içinde sıcak, samimi bir aşk hikayesi de barındıran, Ömer Hayyam'in ne kadar yanlış anlaşıldığı gerçeği anlatıyor.
Hayyam " hiç bir sultan benim kadar mutlu, hiç bir dilenci benim kadar mutsuz" diye yazmıştı o dönemde. Hayyam için mutluluk kaynağı neydi, edebiyat ne anlam ifade ediyordu( pozitif bilim ile edebiyat ilişkisi neydi), sevginin anlamı neydi bütün bu soruların cevap bulma arayışı....
Ömer Hayyam'ın Hasan Sabbah ve Nizam ül mülk hakkında söylediği bu cümle ise asıl öz kimliğini ele veriyor. " Gönlunuzu kaptirdiginiz dava için, bir imparatorluk kurmak veya dünyayı imanın saltanatına hazırlamak adına, adam öldürmekten çekinmiyorsunuz. Benim gözümdeyse, adam öldüren her dava cazibesini yitiriyor. Ne denli güzel olursa olsun, çirkinlesiyor, bozulup alçalıyor.
Bir kitabı defalarca okumak mi daha yararlı,yoksa çok kitap mi okumak? Bu sorunun cevabi farklı zaman dilimlerinde bu kitabı okuyunca buldum. 3 defa okudum ver her bitişinde kitabı kapattığımda elim ve yüreğimin hafif titremesini hissederdim. Sonunda çay koyar, "seninle şöyle bir oturup konussydik" belki çok şey değişirdi diye söylenirdim.
Askerdeydim, çarşı izni yok, dışarıya çıkmak yok, bir etkinlik yok, cam bardaktan çay içmek yok. Aslında askerlik değilde mapusluk gibi bir şeydi. Ve örülü tellerin arkasına geçmenin tek yolu vardı okumak. Internet üzerinde ince memed 1 istedim. Adanayı,cukurovayi,dağları, ovaları, vadilerini gezdim. Insanlarini tanıdım. Yer yer şiir okudum, yer yer yiğitliğe şahit oldum, yari yolda satanları gördüm, aşkı yaşadım ve hepsi öyle güzel cümlelerle yaşadım ki...