Ona sarıldım.Will Traynor, parlak şehir çocuğu,dalgıç,sporcu,gezgin,sevgili. Onu yakınımda tuttum ve hiçbir şey söylemedim. Aslında sessizce sevildiğini söylüyordum. Ah hemde ne kadar çok sevilmişti!
Tekerlekli sandalyesinin benim için bir engel oluşturacağını, sakatlığının herhangi bir duygusal yakınlaşmaya izin vermeyeceğini düşünerek bu işe devam ettim. Fakat gariptir ki öyle olmamıştı. Birine bu kadar yakınken parmaklarınızın altında teninin sıkılaştığını hissedip onun dışarı verdiği nefesi solurken ve yüzü size sadece bir kaç santimetre uzaktayken biraz dengesiz hissetmemek mümkün değil.
“Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir,olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.”
“Başına bela sarıp düşmeye başlayan birine dibe vardığını anlama şansı verilmez. Düşer,düşer,düşer ama düştüğünü anlayamaz. Tüm düzen hayatlarının şu ya da bu döneminde çevrelerinin ona veremediği şeyleri arayan insanlar için kurulmuştur. Veya çevrelerinin onlara sağlayamadığını sandıkları şeyleri arayan insanlar için. Onlar da, aramaktan vazgeçerler…”