şenî’, çok çirkindir. Vehm ile, zan ile, bir müslimâna sapık demek, kâfir demek, inâdcılık, kincilik olur. Bu iftirâları yerinde olmadığı zemân, söyliyenler sapık ve kâfir olur. Böyle olduğunu hadîs-i şerîf bildirmekdedir.
"Eşhedü en lâ-ilâhe" çün didi
Sonra "illallah" ile hatm eyledi
'Alî ibn-i Hüseyn dir ki "sadak"
Kim şehadet doğrılara gele Hak
"Eşhedü enne Muhammed çün didi
Seyyid anda katı feryâd eyledi
Aldı başından 'imâmesin revân
Atdı müezzin önine ol zemân
Yâ müezzin dir Muhammed hürmeti
Sabır kıl bir dem okuma kâmeti
Döndi eydür ey Yezîd-i nâ-safâ
İşbu dem adın okursın Mustafâ
Ol benim dedem midür yâhud senün
Doğrısını söyle var ise canun
Ger benim dedem-durur ol diyesin
Halk arasında yalan söyleyesin
Ger Hüseyn'ün dedesidür diyesin
Niçün anı zulm-ile öldüresin
Ümmetem diyü şehadet idesin
Hem adına sen salavât viresin
Zâlimde de üç alâmet olur: Kendinden aşağı olana kahr eder [baskı yapar]. Kâdir olduğu [gücü yetdiği zemân] halkın malını zor ile alır. Nereden yiyip, giyindiğini hiç incelemez.
Mü’minin üç alâmeti olur. Nemâz kılmak, oruc tutmak ve sadaka vermek.
Münâfıkın da üç alâmeti olur. Başkalarının yanında nemâzın rükû’unu ve sücûdunu [secdesini] tam yapar. Tenhâda hiçbir rüknü yerine getirmez. Medh etdikleri zemân seve seve yapar. Allahü teâlâ hazretlerini açıkda çok zikr eder. Yalnız kalınca Allahü teâlâ ve tekaddes hazretlerini unutur.
(Yâ Alî! Gelini kendi evine götürdüğün zemân, çorabını ayağından çıkar. Ayağını yıka. O suyu evin bütün köşelerine saç. Böyle yapınca, Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri senin evinden yetmiş dürlü fakîrliği dışarı çıkarır. Yetmiş dürlü bereketi evine dâhil eder. Yetmiş rahmeti sana nâzil kılar. O gelin ile ve onun bereketi evin köşelerine erişir. O gelin, delilikden ve diğer hastalıklardan emîn olur.
"Bir mü'minin, bir mü'mini gördüğü zemân yapacağı en güzel düâ, "Esselâmü aleyküm ve rahmetullah" demesidir. Ya'nî, Allahü teâlâ sana dünyâda ve âhiretde selâmet versin demekdir."