Onur Özkan, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Ev sahibimiz Kasımpaşa'da iskele hamallarının kâhyası, iyiyürekli bir kürttü.
Zenci olan karısı, kiracıların hiçbiriyle konuşmaya tenezzül etmezdi.
Ev sahibimizin yakışıklı oğlu Mehmet Efendi beni çok sever,
her sabah işine giderken bana seslenirdi:
— Nusreeet!...
— Haaa! diye fırladım odadan.

Annem bikaç kez, «Ayıptır, ha denilmez, efendim de!» diye tenbih etti.
«Pekiyi» diyorum, ertesi sabah çağrılınca unutuyordum.
Bir seferinde annem, Mehmet Efendi gittikten sonra
beni odaya aldı, bir tokat attı. Annemden yediğim ilk ve son tokat...

Ertesi sabah Mehmet Efendi,
— Nusret... diye seslenince,
— Haa efendim... diye fırladım.
Bir daha da «Ha...» demedim, son oldu."

Yol, Aziz Nesin (İLK VE SON ANNE TOKADI)Yol, Aziz Nesin (İLK VE SON ANNE TOKADI)

Bilmiyorum, hiçbir şey bilmiyorum, işte bu beni tüketen şey. Hiçbir fikrim yok…
• Bay Rogers
Bay Rogers’ın bu sözleri kitabı bitirene dek beynimde dolaşan sözler oldu. Çünkü öyle müthiş bir kurgu vardı ki tahmin yürütmek imkansız hale geliyordu.
Agatha Christie yani polisiye romanlarının kraliçesi ; yine muazzam bir eserle karşımıza çıkıyor.
On Küçük Zenci, Agatha Christie'nin  yazdığı romanlar içinde en çok satan romandır. Ayrıca dünya çapında milyonlarca okuyucuya ulaşmış en çok okunan kitaplar arasında 6. sıradadır.
Kitabın  asıl adı "And There Were None"-“Ve Hiç Kimse Kalmamıştı” şeklindeyken Agatha Christie, bu kitaba  ilk önce  "On Küçük Zenci" adını vermiş, daha sonra ırkçılıkla karıştırılacağını düşünerek "On Küçük Kızılderili" adını koymakta karar kılmış ve sonra adını tekrar değiştirmiş.

Kalın bir kitap değil. Diğer polisiye romanlarının aksine sayfa sayısı çok az. Buda şunu gösteriyor; aşırı ayrıntıya, gereksiz betimlemeye, yoğun cümlelere girilmeden de; sade, yalın bir şekilde polisiye yazılabiliniyormuş.kitabın kurgusu müthiş okumaya başladığınız an sizi içine çekiyor.

Kitabın konusu genel itibariyle şöyle;
Her birinin gizledikleri ve korktukları sırları olan on kişi, Zenci Adası’ndaki ıssız bir malikâneye davet edilirler. Ancak malikâneye giden grubu bir sürpriz beklemektedir, ev sahibi ortalarda yoktur. Geçmişlerindeki karanlık sırlardan başka hiçbir şeyleri olmayan bu insanlar adada mahsur kalmışlardır. Konuklar bir süre sonra gizledikleri sırları birbirlerine anlatırlar. Ve teker teker ölmeye başlarlar...
(ARKA KAPAK YAZISINDAN)

İşin can alıcı kısmı şu: Adada 10 kişi var. Bu on kişi dışında adada hiç kimse yok. Yani katil içlerinden biri ama kim olduğunu bilmek imkansız.

Şu an Puhu TV de yayınlanan ve Onur Saylak’ın yönettiği Şahsiyet dizisinde de katilin cinayete başlama sebebi hemen hemen aynı. Bir hastalığa yakalanması ve mahkemelerin adil ceza vermemesi...
Dizideki katilimiz Agâh Beyoğlu şöyle diyor :
Yok haksız tahrik, yok iyi hal… İndire indire bir madalya takmadıkları kalmış sana. Her zamanki gibi gereği düşünülmüş de gereği yapılmamış o mahkemede.

Kitaptaki katilimiz de şöyle diyor ;
Her şey böyle başladı, izleyeceğim yol önümde belirmişti. Bir değil, bir dizi cinayet işlemeyi kararlaştırdım. Yasaların penceresinden kurtulan suçluları ben cezalandıracaktım.

Okumanızı tavsiye eder iyi okumalar dilerim.

Hatice Ahraz, bir alıntı ekledi.
Dün 11:58 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Harriet Beecher Stowe
‘Gerçekten hüzün duyma kabiliyeti olan bir ruhun, iyiliğe de kabiliyeti vardır.’ diyor Harriet. Tom Amca’nın Kulübesi eseriyle, Amerika’da köleliğin kaldırılmasında etkili bir rol oynadı. Kitap, Amerikan edebiyat tarihinde kahramanı zenci olan ilk eserdi.

Tarihi Değiştiren Kadınlar, Ali Çimen (Sayfa 145)Tarihi Değiştiren Kadınlar, Ali Çimen (Sayfa 145)
Aykut, bir alıntı ekledi.
20 May 23:59 · Kitabı okudu

Zaten insanların bir kökten geldiğini en eski ve en yüksek kitap olan Tevrat yazmıyor mu ? Memleketimize Türkiye demek , Rum , Ermeni , Yahudi , Zenci , Çingene ve başka köklerden gelen yurttaşlarımızın birliğini bozar.Onun için Beşeristan denilmesini teklif ediyorum!

Dalkavuklar Gecesi, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 81)Dalkavuklar Gecesi, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 81)

Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
Ülkü Tamer

BUGÜNE KADAR EN ÇOK SATILAN KİTAPLAR
1-İki şehrin hikayesi ( Charles Dickens) 200000000 dan fazla
2-Yüzüklerin Efendisi (J.R.R Tolkien) 150000000+
3- Hobbit ( J.R.R. Tolkien) 140000000+
4-Küçük Prens (Antoine de Saint-Exupéry ) 140000000+
5- Harry Potter serisi (J.K. Rowling) 140000000 +
6-Kızıl köşkün Rüyası (Cao Xueqin ) 130000000
7-On küçük zenci (Agatha Christie) 110000000
8-Narnia Günlükleri (C. S. Lewis) 100000 000+
9-SHE( Ayişe) ( Rider Haggard ) 100000000
10-Davinci Şifresi (Dan Brown) 80000000 +
11-Düşün ve zengin ol Napoleon Hill 70000000
12-Çavdar Tarlasında Çocuklar (J.D. Salinger)65 milyon
13- Simyacı ( Paula Coelho)
14- Lolita ( Viladimir Nobokow) 50 milyon
15- Yüzyıllık Yalnızlık ( G. G. Marquiez) 50 milyon
16- Gülün Adı (Umberto Eco) 50 milyon civarı

Sadun terlemezler, bir alıntı ekledi.
20 May 16:15 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Zenci köle malafatını kadının yüzünde sert darbelerle gezdirdi fakat kadın sadakatinden ötürü dönüp bakmadı

Kokulu Bahçe, Şeyh Muhammed El NefzaviKokulu Bahçe, Şeyh Muhammed El Nefzavi

Konuşma

Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.

|Ülkü Tamer


>https://youtu.be/SrLOq1S9kVQ

>https://youtu.be/eG24N-zIr-E

ece, bir alıntı ekledi.
19 May 11:29

öyle bir cennet ki adalet, adaletsizliği unutmaktan geçiyor! muhteşem! olağanüstü güzellikte bir cennet! havası bile elmas tozlarıyla dolu. parlıyor! buz tutmuş elmas tozları! kristal tozları! öyle bir cennet ki güneşi, bir güneş resmi kadar ısıtıyor. öyle bir cennet ki beyaz güneşi gökyüzünde bir O harfi. kim, diye soruyoruz. seslerimiz dört duvara çarpıp dört kez bize "sen!" diyor. beyaz gövdeli zenci köpeklerimiz var. adları da var. ama onlar birer heykel. çağırınca gelmiyorlar artık. cennetin kapısını bekliyorlar. karla karışık toprağa gömülebilmek için kulakları dik donuyorlar! öyle bir cennet ki, paslı demirin bile aksakalı var. bizi saran tel örgüler beyaz angoradan örülmüş. havası havlamayı bırakmış, ısırıyor. beyaz ağzı etimizle dolu. bu yüzden sessiz bir ayaz var. saçaklardan sarkan mızrak dişleri ensemize saplanmış. gazete kağıdı gibi buruşmuş derimizde mor diş izleri, bekliyoruz. cennetten kovulmayı. bembeyazız. soğuk. donmak. çözülmek. tekrar donmak. daha fazla hiçbir şeye gerek yok, fiilleri çekmeye bile. herkes kalsın yerinde. bıraksınlar, yaslansın göğsüm sırtlarına, ılıklaşsın enseleri nefesimle. yavaş yavaş sokayım dilimi derilerine. aksın içlerine hayatımın zehri. yirmi adet mermi. muhteşem! hepinizi geberteceğim! ama hepinizi!

Ziyan, Hakan GündayZiyan, Hakan Günday