İlk bakışta sadece garip bir çocuk kitabı gibi görünse de derininde yetişkin dünyasının saçmalığını çocuk gözünden bizlere sunan bir eser Alice Harikalar Diyarında.
Lewis Carroll, Oxford’da matematik hocasıydı ve mantık oyunlarına büyük bir ilgisi vardı. Kitaptaki bilmeceler ve kelime oyunları da onun ilk bakışta saçma gibi duran ama aslında oldukça zekice kurulmuş mantığından gelir. Alice karakterinin ilhamı ise Carroll’un bir tekne gezisinde küçük bir kıza anlattığı masaldan doğmuştur.
Kitabı hem çocukken hem de yetişkinlik dönemimde okuduğum için iki farklı yönünü de görmüş oldum. Çocukken bana çok eğlenceli bir rüya, sıradan ama büyülü bir masal gibi geliyordu. Konuşan hayvanların gerçek olmasını ister, büyüyüp küçülebilmeyi hayal ederdim. Şimdi ise kitabın tamamen karanlık, zekice gizlenmiş metaforlar ve akıl oyunlarıyla dolu olduğunu görebiliyorum. Özellikle Victoria dönemine karşı yaptığı iyi gizlenmiş eleştiriler ve kara mizah kullanımı bence kitabın en güçlü yanlarından biri.
Bence bu kitap sadece çocukların değil, yetişkinlerin de mutlaka okuması gereken; hayatın mantıksızlığını, insanların kurallarla örülü dünyasını ve kimlik arayışını anlatan harika bir eser.