Fakat, şunun altında olduğunu, her şeyin bittiğini, toprağa gömeceklerini düşündükçe, azgın, kapkara, ümitsiz bir öfkeye düşüyordu. Bazen, hiçbir şey hissetmediğini sanıyor, kendini alçaklıkla suçlamakla birlikte, acısının böyle hafiflemiş olmasından zevk duyuyordu.
Hani bir daha geri gelmeyecek şeylere hülyamızın bir kapılması vardır, hani her olup bitmiş işten sonra bizi saran bir yorgunluk, alıştığımız her hareketin durmasından, devamlı bir titreşimin kesilivermesinden doğan bir ıstırap vardır, o gün Emma işte o hale uğramıştı.