23 MART 1960/Allah rahmet eylesin
Puan vermedi·63 syf.··
2026 44. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 21:58
Ey nefsim! Kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki: "Fâniyim, fâni olanı istemem. Âcizim, âciz olanı istemem. Ruhumu Rahman'a teslim eyledim, gayr istemem. İsterim, fakat bir yâr-ı bâki isterim. Zerreyim, fakat bir şems-i sermed isterim. Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudatı umumen isterim." Münacat - 59
Bediüzzaman Said Nursi
MünâcâtBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 2013501 okunma
Sapiens: En Büyük Yok Edici
10/10
·412 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 22:53
Hayatım boyunca hep ne olduğumu sorguladım. Kendimi çoğu zaman başka insanlardan farklı hissettim. Biz neyiz, nereden geldik, nereye gidiyoruz, ne olacağız? Bu sorular zihnimde hiç susmadı. Zaman zaman zekâmı, empati yeteneğimi, farkındalık seviyemi düşünüp durdum. İnsan, ister istemez kendini farklı bir noktaya koymak istiyor. Ama sonra şunu fark ettim: Koca evrende küçücük bir zerreyim. Hiçbir şey bilmiyorum. Belirgin bir yerden gelmedim, kesin bir yere de gitmiyorum. Sapiens’i okurken, tam da bu düşüncelerle örtüşen yeni aydınlanmalar yaşadım. Bir kez daha, aslında hiçbir şey bilmediğimin farkına vardım. Homo sapienslerin sandığımız kadar “özel” olmadığını; aksine bulundukları ortama, dünyaya, diğer canlılara ve hatta kendi türüne ne kadar büyük zararlar verdiğini görmek sarsıcıydı. Hep içimden şöyle geçirirdim: Belki de insanlık için zaman çoktan doldu. Bir şeyler çökecekse çöksün, sistem iflas edecekse sonuna kadar gelsin. Çünkü insan gerçekten acımasız bir varlık. Önüne geleni tüketen, durmayı bilmeyen, son damlaya kadar sömüren garip bir hayvan. Sapiens, bana bilgi vermekten çok, bu gerçeği yüzüme çarpan bir ayna oldu.
1000Kitap
SapiensYuval Noah Harari · Bezige Bij · 201742,6bin okunma
Reklam
İnsan uyurken akıllı olabiliyorsa neden okula gider ki?
10/10
·325 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 15:50
#okudumbitti -Algernona Çiçekler [ Daniel Keyes ] 27 dile çevrilmiş ve 5 milyon kopya satan, ayrıca bilimkurgu ve fantazi edebiyatının en prestijli ödülleri;Hugo,Nebula ve Locus başta olmak üzere birçok ödül almış bir kitaptan bahsediyoruz. Daniel Keyes Amerikalı bir yazar,aynı zamanda psikolog. Kitabın serüveni ise şu sekilde; Yazar bir zamanlar bir lisede girdiği derslerde zihinsel engelli öğrencilere ders vermiştir. Psikolog olan yazar,kurgusal karakteri Charlie Gordon'u bu dönemdeki anılarından ve yaşadıklarından yola çıkarak kendi evreninde bu şekilde kurgulamış.Tam anlamıyla muhteşem bir kitap. Keyes'in bilimkurgu edebiyat dünyasına bir armağanı. 10/10 Kitaba gelecek olursak zeka seviyesi düşük olan Charlie Gordon'ın tuttuğu "ilerleme raporları" üzerinden anlatılıyor. ​32 yaşındaki Charlie Gordon, yaklaşık 68 IQ’ya sahip, nazik ve öğrenmeye çok hevesli bir fırın işçisidir. Bilim insanları, bir fare olan Algernon üzerinde başarıyla uyguladıkları "zekayı yapay yolla artırma" ameliyatını bir insan üzerinde denemeye karar verirler ve Charlie’yi seçerler. Charlie'nin tek isteği akıllı olup insanların onu sevmesini sağlamaktır. Bunu zeka düşüklüğünün verdiği çok masumane davranışlarla ve duygularla ifade eder. Dr.Nemur ve Dr.Strauss tarafından ameliyat edilen Charlienin zekası ışık hızıyla artar. Hatta kendisini ameliyat eden doktor ve birçok bilim adamının zeka seviyelerini geçerek 185'e ulaşır. Ancak bir sorun vardır. Dünya zannettiği kadar merhametli ve alçak gönüllü insanlarla dolu bir yer değildir. Goethe'nin deyimiyle "Dünya hassas kalpler için cehennemdir." ifadesi Charlie Gordon'un ruhi haliyetini yansıtır. Charlie, annesinin çocukken ona uyguladığı baskılar ve "normal olma" arzusu nedeniyle zeki olmayı takıntı haline getirmiştir. Ameliyat olduktan sonra değişim
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
Nurun İlk Kapısı
10/10
··
Beğendi
KALBE FÂRİSİ OLARAK TAHATTUR EDEN BİR MÜNÂCÂT Yani bu münâcât, kalbe Fârisî olarak tahattur ettiğinden Fârisî yazılmıştır.Evvelce, matbû olan Hubâb Risâlesinde derc edilmişti.Yâ Rab! Tevekkülsüz, gafletle, iktidar ve ihtiyarıma dayanıp derdime derman aramak için cihât-ı sitte denilen altı cihette nazar gezdirdim. Maatteessüf derdime derman bulamadım. Mânen bana denildi ki, "Yetmez mi dert, derman sana?"Evet, gafletle sağımdaki geçmiş zamandan teselli almak için baktım. Fakat, gördüm ki; dünkü gün, pederimin kabri ve geçmiş zaman, ecdâdımın bir mezar-ı ekberi sûretinde göründü. Teselli yerine vahşet verdi. Hâşiye 1Hâşiye 1: İmân, o vahşetli mezar-ı ekberi, ünsiyetli bir meclis-i münevver ve bir mecmâ-ı ahbab gösterir.Sonra, soldaki istikbâle baktım; derman bulamadım. Belki yarınki gün, benim kabrim ve istikbâl ise, emsâlimin ve nesl-i âtînin bir kabr-i ekberi sûretinde görünüp, ünsiyet değil, belki vahşet verdi. Hâşiye 2Hâşiye 2: İmân ve huzur-u imân, o dehşetli kabr-i ekberi, sevimli saadet saraylarında bir dâvet-i Rahmâniye gösterir.Soldan dahi hayır görünmediği için, hazır güne baktım. Gördüm ki, şu gün, güyâ bir tabuttur; hareket-i mezbûhânede olan cismimin cenazesini taşıyor. Hâşiye 3Hâşiye 3: İmân, o tabutu, bir ticaretgâh ve şâşaalı bir misafirhâne gösterir. Bu kısmın Arapça ve Farsça ibârelerinin mânâları ve açıklamaları hemen altlarında verildiğinden, başka bir meâl konulmamıştır. İşbu cihetten dahi devâ bulamadım. Sonra başımı kaldırıp şecere-i ömrümün başına baktım. Gördüm ki, o ağacın tek meyvesi, benim cenazemdir ki, o ağacın üstünde duruyor, bana bakıyor. Hâşiye 4Hâşiye 4: İmân, o ağacın meyvesini cenaze değil, belki ebedî hayata mazhar ve ebedî saadete namzed olan ruhumun eskimiş yuvasından yıldızlarda gezmek için çıktığını gösterir.O cihetten dahi me’yus
Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî · RNK Neşriyat · 0858 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2025 57. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2025 12:11
“Ben ben değilim artık. Her şey olan boşluğun etrafında dönen atomlardan biriyim sadece.” Bu cümle, Mösyö İbrahim ve Kuran’ın Çiçekleri kitabının özünü adeta içinde taşıyor: kendini arayan insanın, evrenin kalbinde yankılanan o kadim sorusunu. Éric-Emmanuel Schmitt, kısa ama derin bu anlatısında, ruhun dönüşümünü sade bir bilgelikle sunuyor. Romanın merkezinde küçük Momo ve bilge Mösyö İbrahim var. Aralarındaki ilişki, nesillerin, dinlerin ve kültürlerin ötesinde bir bağa dönüşüyor. Momo’nun gözünden Mösyö İbrahim, sadece bir bakkal değil; hayatın anlamını fısıldayan, sessiz bir öğretmen. Onun gülümseyişi, “suskunluğun içinde çiçek açan bir bilgelik” gibi metnin her yerine sinmiş. Kitabı bir solukta okudum. Belki hızlıydım; oysa Mösyö İbrahim’in felsefesi yavaşlığın, farkındalığın ve şükrün üzerine kurulu. Ama bazen kalp, sayfalar arasında acele eder; çünkü orada bir yerlerde kendini arayan insanın sesi vardır. Ben de o sesi duydum: “Verdiğin sonsuza dek senindir; sakladığında ebediyen yitmiştir.” Bu cümle, kitabın kalbini temsil ediyor. Varlığın özü, sahip olmakta değil, paylaşmakta saklı. Sevgi, paylaşıldıkça çoğalan bir ırmak gibi; bütün kolları aynı denize dökülen yegâne bir ırmak. Biz ise o ırmağın damlalarıyız — birlikte akıyor, birlikte var oluyoruz. Schmitt’in hikâyesi sadece bir dostluk öyküsü değil, aynı zamanda ruhsal bir yolculuk. Satır aralarında Hallâc-ı Mansûr’un “En-el Hak” deyişinin yankısını duymak mümkün. Kendini Tanrı’da eritmek, hakikati kendi derisinde duymak… Bu fikirler, Mösyö İbrahim’in huzurlu teslimiyetiyle birleşince metin mistik bir derinliğe ulaşıyor. Belki de yazar, “Tanrı’dan bir iz taşıyan o küçük parıltı”nın her birimizde bulunduğunu hatırlatmak istiyor. Ve zihnimde Haluk Bilginer’in sesi yankılandı: "Zerre içinde zerreyim, ben
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,4bin okunma
9/10
·319 syf.··
2025 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2025 20:27
Ferid tıp fakültesinde okurken okulu bırakıp, felsefeye merak salan bir genç. Hayatını bir pansiyonun odasında sürdüren, aklı hayli karışık, sürekli sorgulayan, gerçekle düş arasında savrulan ve onu ayırt edemeyen biri. (Ki kitabın psikolojik tahlil içeren kısımları gerçekten öyle ustalıkla anlatılmıştı ki..) Hayatta olduğunu bildiği bir kız kardeşi, babası ve teyzesi var. Teyzesi gelin görün ki bir gün bir c*nayete kurban gider ve kendisi ile kız kardeşine teyzesinden bir miktar miras kalır. Ferid bu mirası almak ve biraz da kafasındaki karanlık ve sorgulatan zihinden kaçmak, kendisini toparlamak ve iyi geleceğine inandığını için Adalar’da bir ev kiralar ve bu eve yerleşir. Ferid bu evin sırrını ve Matmazel’in hayatını öğrendiğinde her şey nasıl değişecek ve ne olacaktır? Aslında bu kitap üzerine gerçekten çok fazla şey söylemek istesem de lafı fazla uzatmayacağım. Gerçekten içerisindeki hikayeden tutun da, anlatımı, yazımı, okuyucuda bıraktığı etki, kıvrak ve etkileyici zekâyı hissettirmesi.. her şeyiyle çok beğendiğim bir eser oldu. Kitabın, sona doğru da evrensel bir düzene dikkat çekmesi ve bunu okuyucuya aksettirmesi de çok hoştu. Şey gibi zerre içinde bir zerreyim.. Ben çok keyifle okudum. Öyle ki Peyami Safa da bu eseri hakkında; “Yazdığım kitaplar arasında en beğendiğim!” Olarak nitelemiş bu eserini. Okumanızı çok ister, kitapla ömür sürmenizi dilerim.
Matmazel Noraliya'nın KoltuğuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202410bin okunma
Reklam
Reklam