10/10
·400 syf.··
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 16:55
Bu kitap Hz.Mevlâna'nın "Attâr yedi aşk şehrini dolaştı, bizse hâlâ bir küçük sokağın başındayız" diyerek övdüğü #feridüddinattar ın kitabı #simurg un öyküsü. Ben bir yorum yapmaktan hicap duyarım. Tasavvuf meraklıları mutlaka okusun deyip fikrimi ayan etmiş olayım. İşte kitaptan bir kaç alıntı #ilkemiroku #kitapsızasla #kitapokusanböyleolmazdı "Can tende gizli, Sen canda gizlisin. Ey gizlide gizlenen. Ey canların Canı. Ey her şeyden önce olan ve her şeyden üstün olan. Ey her şey kendisine ait olan ve hepsini ait olan." "Sana gelince, yok et sen kendini. Budur işte Kemal! Kaldır ortadan kendini. Budur Vuslat! " Kullar senden çekiniyor, bense kendimden korkuyorum! Çünkü senden İyilik, kendindense kötülük gördüm." "O'nun dışında her ne ararsan bir benzerini bulursun!" "Sen mumun parıldayışını götüyorsun ve memnunsun, fakat onun başındaki ateşi görmüyorsun. Bedene dışarıdan bakan kimse, gönülde neler olup bittiğini hiç bilebilir mi?" "Kim vardır benim gibi böyle tek başına, yapayalnız? Kim var deryaya daldığı hâlde dudakları kupkuru kalmış? Sırdaşım, dertdaşım olacak kimsem yok! Ne acılarımı paylaşacak biri var,ne mahremim olacak bir dost! Derdimi kime açacak, kime anlatacağım? Kim var benim halimden anlayan?" "Bir sûfî şöyle diyordu: Eğer Allah beni hesaba çekip -Ey yorgun, bitkin görünen! Yoldan (dünyadan) ne getirdin? Diye sorarsa, cevabım şu olur: Yarabbi zindandan ne getirilir?" "Ben bu dünyada kendime bir sırdaş bulamadım,o yüzden içimi hep mısralara döktüm." "..sen hayatında bir zaman cefalarla cebelleşmedikçe, huzur ve sükûnu nasıl tadabileceksin?" "Sultanım! Mademki beni böyle kolayca öldürebilecektin, bu yiğit ve kahraman orduyu getitmene ne gerek vardı?" "Sen ben misin? Yoksa ben sen miyim? Ben sende yok oldum. Yok artık ikilik!" "Hep hiç olduğuna,hiç de bu hep
Mantıku't-TayrFerîdüddin Attâr · Sufi Kitap Yayınları · 20256,4bin okunma
8/10
·197 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
Funda Menekşe / Aklımdaki Cinayetler On iki hikayeden oluşan Aklımdaki Cinayetler yazarın ilk öykü kitabıymış. Klasik polisiye hikayeler okuyacağımı düşünmüştüm ama sayfalar ilerledikçe, kendimi cinayetlerden çok insan ruhunun karanlığında dolaşırken buldum. Her hikaye sarsıcı bir otopsi raporu gibiydi. Hikayelerin dili oldukça akıcıydı ama kitaptaki asıl çekim gücü bir katili bulma heyecanından çok, insanı suç işlemeye götüren kırılma noktalarını göstermesinden kaynaklanıyordu. Hikayeler bağımsız ilerlese de bazı bölümlerde Başkomiser Zafer ve yardımcısı Hüseyin’i görmek kitabın polisiye tarafını güçlendiren detaylardan biriydi. Bazıları fiziksel cinayetlerdi, bazıları ise insan ruhunun yavaş yavaş ölümüne sebep olan görünmez yaralar. Bazen bir otel odasında ya da bir köşkte katili ararken bazen de suçluyu en başından öğrenip kendi sonuna yürüyüşünü izler gibi okudum. Hepsi etkileyici ve mantığa yatkın hikayelerdi ama “Kim Ölmeli?” hikayesi bana ayrı dokundu. Mine’nin yıllarca içinde büyüttüğü sessiz çığlıkların sonunda unutulmayacak bir feryada dönüşmesi, insanı benzer çıkmazlar yaşayan ne çok kişi olduğu gerçeği ile yüzleştiriyor. Polisiyenin gizeminden çok suçun psikolojisine, karakter analizlerine ve insan doğasının karanlık tarafına ilgi duyanlar için etkileyici bir kitaptı. Keyifli okumalar…
Aklımdaki CinayetlerFunda Menekşe · Paradigma Akademi Yayınları · 201961 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·128 syf.··
2026 24. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 02:25
Yazarla ilk tanışmam. Garip, hüzünlü,bu kucuk hikaye bana cok sicak geldi nedense. İki farklı karakterin hayatlarini yazdıkları uzerinden okuyoruz. Pişmanlıkları ve kendileriyle yuzlesmelerini karsilarindaki kişilerin aynasında bulmak hevesiyle baslayan bir arkadaşlık nasil olur cok guzel bir örneği olmus. Ikisinede ayrı ayrı uzuldum. Suzan'a, Deryaya, abiye, Ekmel beye ve diğer kendini tanımayan yüzleşmeye dayanamayan karakterlere...
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Sisin Ardındaki Gerçek: Kimsin Sen?
Puan vermedi·656 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 17:52
Jean-Christophe Grangé, sadece bir polisiye yazarı değil; bir bilgi madencisi, bir araştırmacı ve okurunu zihinsel bir labirente hapseden bir orkestra şefi. Jean-Christophe Grangé'ın Sisle Gelen Yolcu'sunu okumak, sadece bir suçun peşinden gitmek değil; tarih, tıp, psikoloji ve mitolojinin iç içe geçtiği devasa bir kültürel deryaya dalmaktı. Yazarın araştırmacı gazeteci kimliği, kurgu ile gerçek arasındaki çizgiyi o kadar inceltiyor ki, bir noktadan sonra "Acaba bu anlatılanlar gerçekten yaşandı mı?" sorusuyla baş başa kalıyorsunuz.#303864624 h Kitabın ana eksenini oluşturan "Psişik kaçış" kavramı #303607500 insan zihninin travmalar karşısında nasıl bir savunma mekanizması geliştirebileceğinin en çarpıcı örneği. Ana karakterin kendi geçmişinden kaçarken büründüğü her yeni kimlik, aslında insanın kendi içindeki karanlıkla hesaplaşmasını temsil ediyor. Jean-Christophe Grangé, bu süreci anlatırken tıpkı bir psikiyatr titizliğiyle zihnin kıvrımlarında dolaştırıyor; bizi tıp dünyasının soğuk koridorlarından mitolojinin sembollerle dolu dünyasına sürüklüyor. Sisle Gelen Yolcu'nun en sarsıcı yanlarından biri, insan hayatının nasıl basitleştirilebildiğine dair sunduğu acımasız gerçeklik. Savaşlarda, askeri projelerde ve gizli deneylerde insanların birer "kobay" olarak kullanılması, sadece bir kurgu unsuru değil; insanlık tarihinin en karanlık lekelerinden birinin izdüşümü. Grangé bu noktada kalemiyle adeta bir neşter atıyor. #304056825 #304056514 #304057909 " Güç ve ideoloji uğruna, bir insanın ruhu ve bedeni ne kadar ileri gidilerek parçalanabilir?" Kitap boyunca bu sorunun ağırlığını omuzlarınızda hissediyorsunuz. İnsan hayatının bu denli "araçsallaştırılması" okurun adalet duygusunu ve
Kitap İncelemesi
Sisle Gelen YolcuJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20246bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 6. kitabı
Yaşamak her şeye rağmen bir iz bırakmaktır, yeryüzünde.. kitapta aslında 2 karakterin günlüklerinden oluşuyor. İlk başta ne olduğunu anlayamadım, aynı anda iki günlüğü aktarmaya çalışmış yazar bu açıdan ilginç olmuş çözmeye çalıştıkça anlaşılıyor.. günlüklerden yola çıkarak herkesin hayata bakış açısı farklıdır aynı karaktere bile çok farklı anlamlar yüklüyoruz.. örneğin Suzan karakteri, Ekmel, Cihan ve Derya’da birbirinden farklı duygulara sebep olabiliyor halbuki kişi ayni kişidir.. herkes kendi hikayesinde kendi yalnızlığı ile kalır. İnsanlar birbirinin hayatının tam kalbinde durup birbirinin hikayesine tamamen bi haber olabilir.. öyle veya böyle hayatımda daima günlerden pazar olmadığını hatırlatan bir şey oluyor Suzan hanım gelmiyor mesela.. Ekmel’in evli olduğu halde Suzan’a aşkını günlüklerinde aktarıyor.. İhaneti çekici kılan şeyin şehvet olduğunu sanırlar, şehvet seldir. Asıl çekici olan cesaretmiş.. insan gençliğini aşka vermezse gençlik neye yarar aşk olmadan hayatın anlamı olmaz.. Kadın giderken düzeni de götürür.. kadın gidince evin dokusu bozulur. İnsan hayatı bir rahim arayışından ibarettir.. aynı döngüye devam..
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 19. kitabı
İnsanoğlu, neyin nasıl olduğunu bilmez bir deryada bir gemiyle yolunu almış ilerlemektedir. Kimi zaman dalgalar hafif olurken bazı dalgalar ise gemiyi alabora etmektedir. Yüzmeyi bilen belki kurtulabilir, peki ya bilmeyenler... Onlar ya denizin dibine ya ölü balık gibi yüzeyde kalır. Hayat da öyle değil mi? Tabi coğrafya insanın kaderi oluyor. Şu an etrafımda yüzlerce kişi var. Belki birkaç kişinin 1. , 2. , 3. derecede hastaları vardır. Her birinin öyküsü birbirinden farklı olabilir. Ama yüreklerdeki acı, gözlerindeki gözyaşı, yıkık omuzların yükü yakındır ve alabora olmuş durumdalar. Zaten yeryüzü kimsesizler coğrafyası değil midir? Yetim olan da öksüz olan da ve daha bilmediğimiz hangi durumlarda olanların nicesi kimsesiz coğrafyasında çilehande yaşar gibi yaşıyor. Kime dokunsan kan ağlıyor. Birkaç yıl öncesine kadar asrın felaketiyle yüzleştik. Binlerin nefesi kesildi. Milyonların canı yandı. Geride kalanlar ise bitap bir şekilde sağa sola savruldular. Anlatıcı Ferit'in, Ali çocuklarının ve diğerleri daha kimlerin kimlerin acısıyla yandı.  Gelin görün herkesin öyküsü aynı olmaz. Kulak verin Ali'nin anlatıcıya anlattığı çilesine; hayaline; yaşayışına... Kimse kimsenin derdinden anlamaz. Anlamak için yaşamak mı gerekir? (Allah yaşattırmasın). Günlerdir hastane köşelerinde kendi acımı, acılarımı unuttup başkalarınınkine yüreğim yangın oldu. Kimsesizler Coğrafyası kitabı, bize insanlığı anlatırken aynı zamanda asrın felaketinde yaşanılanları tekrar tekrar hissettirdi. Tüylerimizi diken diken ettirdi. İçimizi ürpertti. Kalemi güzel  olan yazarımız, kuvvetli betimlemeleriyle okuyucusunu içine çekiyor. Derinden duygulandıran bu eseri okumanızı tavsiye ediyorum.
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026108 okunma