Olmuyordu tabii öyle. Körkütük aşık olmuşsun, unutunca nasılsa unutmuş olacağım, üzülmeye gerek yok denir mi? Çekilir de çekilir, kalbim mengenede sıkılır da sıkılır.
“İnsan hep kavuşacak, insan hep mutlu olacak değil ya, acıyı da kabullenmek lazım.” dermiş gibiydi Mustafa Kutlu ağabey bu kitapta. Acıyı; yani ayrılığı, hüznü, yalnızlığı ve ölümü… hepsi bizim için.
Annem … yaz-kış demeden tulumbadan su çeker, moraran parmaklarıyla çamaşır çitiler; her bir yanı tertemiz, gül gibi yapardı. Babam onu hiçbir işinde yalnız komaz, kendi gömleğini, pantolonunu ütüler, yemek bile yapardı. Birlikte erişte keser, reçel kaynatırlardı. Annemle babamın birbirlerine duyduğu aşk, gün geçtikçe azalacağına artmış, bütün çaresizliklerini birlikte göğüslemişlerdi.