Bazıları "memleketimiz bir ziraat yurdudur, biz daima çiftçi bir millet kalmalıyız. Büyük sanayi ile uğraşmağa kalkışmamalıyız" diyorlar ki, asla doğru değildir. Filhakika (doğrusu), çiftçiliği hiçbir zaman elden bırakacak değiliz, fakat asrî (çağdaş) bir millet olmak istiyorsak, mutlaka büyük sanayie mâlik (sahip) olmamız lâzımdır.
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle olsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
kazasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım
Şair bir doğa olayının ardına saklayarak "yağmur"u kullanıyor bu dörtlükte. Yeryüzündeki Muhammedi idrakten bihaber olmaları yeryüzünden "yağmur"un bereket ve rahmet olarak değil; felaket olarak yağdığına işaret ediyor.