zeynep

zeynep
yolculuğun gül sıcağını saklarken ikindinin tuğlası gül solumak için yeşil bir oda tomurcuklar rüzgâr gibi çiçeğe dururken yaprakları seyrelen huşlar gümüş rüzgâr hikâyelerini fısıldarken telaşla kamyonlarda çit çalısının yaprakları saklarken ânın kaybettim sandığı ışığı bileğindeki yuva dönen havada çalıkuşunun göğsü gibi atarken yerin korosu gözlerini bulurken gökte ve kalabalık karanlıkta açarken birbirine kıymetini bil her şeyin gareth evans
Ormanda bir kuş var, şarkısı durdurur seni; yüzün kızarır. Bir saat var, çalmayan. Bir çukur var, içinde ak hayvanlar yuvası.
Ne sıkıntı, “sevgili beden” ve “sevgili yürek” çağı!
Sıcak gözyaşlarının bengiliğinden yapılmış engin deniz üzerinde bulutlar yığılıyordu.
Düşünmek birleştirmek, görünüşü büyük bir ilke çehresi altında bildik kılmak değildir. Düşünmek görmeyi yeniden öğrenmektir; bilinci yönetmek, her görüntüyü ayrıcalıklı bir yer durumuna getirmektir.