Victoria Dönemi İngiltere’sinde o zor koşullara rağmen bir kadın tarafından yazılan ustalık eseri bir roman… Jane Eyre karakteri yazarla bütünleşmiş bir şekilde kaleme alınmış gibiydi. Konuya gelecek olursak Jane Eyre küçüklüğünden beri çekmiş olduğu zorluklara rağmen dimdik ayakta durarak o koşullara rağmen pes etmeyen güçlü bir kadın karakter çıkıyor karşımıza. Acıyı, hüznü, aşkı, sevgiyi… Birçok duyguyu beraberinde yaşayıp en sonunda hak ettiği mutluluğa kavuşan Jane… Yaşı mevkiyi önemsemeden Mr. Rochester’a olan aşkı, o büyük aşkına rağmen gururunu asla ezip geçmeyişi ve aylar geçse de büyük zorlukların üstesinden gelip kavuşmaları hafızamdan silinmeyecek ölçüde içime işledi. Küçüklüğünde kuzenlerinden görmediği sevgiyi ileride karşısına çıkan, zor zamanında yardım eli uzatan üç yabancının öz kuzenleri olduğunu öğrendikten sonra karşılıklı birbirine gösterdikleri sevgiyi de en çok Jane hak etmişti. Ne demişti başlarda “Kendimi umursuyorum ben. Ne kadar yalnız ne kadar arkadaşsız ne kadar desteksiz kalmışsam kendime o kadar saygı duyacağım.” Gerçekten de en önce kendisine saygı duyarak sonunda hak ettiği o mutluluğa ulaştı. Ve son olarak Jane Eyre hep aklımda güçlü duruşunla kalacaksın.