Hem Filistin direnişinin hem de Filistin edebiyatının sembol isimlerinden biri olan Gassan Kanafani, Filistin’in Çocukları’nda savaş ve yoksulluğu iç içe şiirsel bir dille aktarırken işgal altında olmanın acısını, çaresizlik içindeki mücadeleyi incelikle hikâyeleştiriyor.
Öykülerin temel vurgularından biri kuşak çatışmasıdır. İşgalin ilk yıllarında özellikle annebabalar çocuklarının direnişe katılmasına sıcak bakmaz. Ancak öykülerde bunun doğru olmadığı işlenir. “Süleyman’ın Arkadaşı Bir Gecede Çok Şey Öğreniyor” İsrail askerleri ile masum insanların karşı karşıya gelişi konusunu işler. İsrail askerleri insanları bir yere toplamış, birini aramakta ama bildiği hâlde çocuk arkadaşını ihbar etmemektedir. Zaten annesi izin verse o da direnişçilere katılacaktır. Annesi buna izin vermediği hâlde askerler mayınla evlerini havaya uçurur. Öyküde geri çekilmenin bir çıkış olmadığı vurgulanır. “Ramla’dan Haberler” öyküsünde ise ailesi İsrail askerlerince katledilen kasabanın berberi Ebû Osman’ın intikamı anlatılır. Öyküde tüm acılar özellikle Ebû Osman’ın anlatıcıya bakışından anlatılır. “O Gün Daha Çocuktu” öyküsünde, araçtan indirilip katledilen Filistinliler gündeme gelir.
“Yamaç”, “Çocuk O Anahtarın Baltaya Benzediğini Fark Ediyor”, “Hamit, Amcaların Anlattığı Hikâyeleri Dinlemeyi Bırakıyor” onun en başarılı öyküleri olur. “Yamaç” adlı öykü, sembolik, imgesel bir dille, sömürüyü, işe bağlılığı içe işleyen bir örnekle anlatır. İşine bağlı bir ayakkabıcının ölümü, bir oğulun ve onun öğretmeni tarafından ustalıkla aktarılır. Kitabın başarılı öykülerinden “Çocuk O Anahtarın Baltaya Benzediğini Fark Ediyor”da, anahtar ve balta metaforu üzerinden işgalin, umutsuzluğun ve çıkışın hikâyesi oluşturulur. Anlatıcı neredeyse işgal ve direnişten hiç söz etmeden bir simge üzerinden olup