"7sinden 70ine okumalı" diyeceğim bir kitap. "Bir çocuk kitabı kime ne katabilir ki?" diyerek egonuzla yaklaşacak olursanız, o egonuzla beraber beyninizin de küçülmesine sebep olabilir. Okumaya niyetlenirseniz egonuzu şöylece bir kenara bırakıp elinize öyle alın kitabı.
Kitabın kahramanı olan Küçük Prens aslında hepimizin kulak tıkadığı saf, temiz fıtratı belki de. -ben okurken öyle hissettim.-
Kitabı okuduktan sonra büyümemek adına çok çabanız olabilir. Olmalı. Belki de büyüseniz de o saf, temiz fıtratı ya da belki vicdanı hep temiz tutmaya gayret göstereceksiniz. Sayılara önem vermeyecek aksine sayılarla aranızı bozacaksınız. :)
"Hoşça kal," dedi.
"Hoşça git," dedi tilki. "Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez."
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
"Gerçeğin mayası gözle görülmez."
"Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır."
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
"Uğrunda harcadığım zamandır."
"İnsanlar bu gerçeği unuttular, sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin şeyden her zaman sen sorumlusun. Gülünden sen sorumlusun..."
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
"Gülümden ben sorumluyum..."
"Hiçbir şey tam istendiği gibi olmuyor," dedi tilki içini çekerek:
Ama hemen konuya döndü:
"Hayatımda hiç değişiklik yoktur. Ben piliçleri avlarım, insanlar beni avlar. Bütün piliçler birbirine benzer, bütün insanlar da. Doğrusu epey sıkıcı. Ama beni bir evcilleştirsen hayatım günlük güneşlik oluverir. Öteki ayak seslerinden apayrı bir ayak sesi tanırım. O sesler korkuyla kovuğuma kaçırtır beni, seninkiyse tatlı bir ezgi gibi yeraltından çağıracaktır. Bak, öteki buğday tarlalarını görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğdayın önemi yok benim için. Buğday tarlaları bana bir şey demiyor. Bu çok acı ama senin saçın altın renginde. Beni evcilleştirirsen ne iyi olurdu, bir düşün! Altın rengindeki başaklar seni anımsatacak artık. Başaklardaki rüzgârı dinlemeye can atacağım."