Kiminin saygıyla anılan hatırası kalır,
Kendisi gittiğinde adını devam ettirir.
Kiminin bir yığın iyiliği,
Toplanıp onu yaşatan sağlam bir anıt olur;
Kiminin de bıraktığı yegâne hatıra,
Böyle bir hüzün dolu gölge olur!
Derler ki: “Ahireti isteyen (doğru) yaşar, dünyayı isteyen (yoldan) şaşar. Ahmak adam gündüzünü gecesini boşa harcar, akıllı adam kusurlarını görüp düzeltmeye bakar.”
Türklerle Araplar arasındaki siyasi yakınlık bağları ne kadar zayıflatılırsa İslam’ın istiklal ve hâkimiyeti de o nispette zevale uğrar, yine o takdirde bu iki kavmin evlatları –Şarklılar kendilerine denk saymaya tenezzül etmeyen ve daima aşağı gören– Batılıların hâkimiyetine o nispette maruz kalırlar ve işte o zaman iftihar ettikleri milli şerefleri de aynı derecede kaybolur gider.