Zeynep

Zeynep
@zeynepsonbahar
Free Filistin
Sürüden gelen bilgiyle hüküm veren, çoğu zaman düşünmüyordur; çünkü bu bir akıl yürütme değil, psikolojik bir savunmadır. Bu durum psikolojide, bireyin kendi değerlendirmesini askıya alıp dış otoriteye yaslanmasıyla açıklanır. Kişi böylece hata yapma sorumluluğunu da başkasına devreder. Yanılıyorsa bile, yalnız değildir — ve bu ona yeter. Kalabalığın görüşünü doğru kabul etmek, bilişsel tembellik ve onaylanma ihtiyacı ile beslenir. Kendi fikrini kurmak kaygı yaratır; başkasının fikrine sığınmak ise geçici bir rahatlama sağlar. Bu yüzden bazı insanlar gerçeği aramaz, çoğunluğun güvenli yalanını tercih eder. Düşünmemek bir eksiklik değil, bilinçli bir kaçıştır.
Psikoloji
Reklam
“Direnmemek rıza değildir.”
CİNSEL İSTİSMARA UYUM SENDROMU (CSAAS) Sessizliğin, hayatta kalmanın ve yanlış anlaşılan tepkilerin psikolojisi Cinsel istismar, yalnızca bedenin ihlali değildir; zamanın, güvenin, benliğin ve gerçeklik algısının parçalanmasıdır. Çocuklukta yaşanan cinsel istismar, çoğu zaman dışarıdan bakıldığında “anlaşılması zor” tepkilerle birlikte seyreder. İşte bu noktada Cinsel İstismara Uyum Sendromu (Child Sexual Abuse Accommodation Syndrome – CSAAS) devreye girer. Bu sendrom, istismara uğrayan çocukların neden susabildiğini, neden direnmediğini, neden geri çektiğini ya da neden yıllar sonra konuştuğunu açıklamak için geliştirilmiştir. Ve en önemlisi şunu söyler: Çocuğun tepkileri istismarın değil, hayatta kalma çabasının sonucudur. CSAAS Nedir? CSAAS, 1983 yılında çocuk psikiyatrisi alanında yapılan gözlemlerden yola çıkılarak tanımlanmıştır. Bir “hastalık” ya da “tanı” değildir; travmaya verilen uyum tepkilerinin bir çerçevesidir. Bu sendrom, istismara uğrayan çocukların neden yetişkinlerin beklediği “mantıklı” ya da “ideal mağdur tepkilerini” göstermediğini açıklar. Cinsel İstismara Uyum Sendromunun 5 Temel Bileşeni 1. Gizlilik (Secrecy) Cinsel istismar neredeyse her zaman gizlilik içinde gerçekleşir. Çocuk genellikle: Tehdit edilir Utandırılır Suçlu hissettirilir “Kimse inanmaz” mesajı alır Gizlilik, istismarcının değil çocuğun taşıdığı bir yüke dönüşür. Çocuk susmaz çünkü ister; susar çünkü başka bir seçeneği yoktur. 2. Çaresizlik (Helplessness) Çocuk, kendisinden güçlü, büyük ya da otorite sahibi biri karşısında kontrol duygusunu kaybeder. Kaçmak, direnmek ya da yardım istemek çoğu zaman mümkün değildir. Bu durum çocuğa şunu öğretir: “Ne yaparsam yapayım, bu durumu durduramam.” Bu öğrenilmiş çaresizlik, yetişkinlikte bile sınır koyma güçlüğü olarak devam
Psikoloji
neden anlatmadı? anlatmak güvenli miydi?
Bir Bakışın Anlattığı Sendrom: Ölü Çocuklu Kadın ve CSAAS Bu tablo bağırmaz. İddia etmez. Açıklamaz. Ama gözleriyle konuşur. Kollwitz’in figürü, Cinsel İstismara Uyum Sendromu’nun özünü tek bir bedende toplar: Sessizliğin ardındaki hayatta kalma gerçeğini. Gizlilik (Secrecy) Figürün ağzı kapalıdır. Sözcük yoktur. Çünkü bazı gerçekler söylenmez; taşınır. İstismarda gizlilik, failin silahı değil, çocuğun kaderi olur. Bu tabloda gizlilik bir sır değil, zorunlu bir sessizliktir. Çaresizlik (Helplessness) Kollar çocuğu sarar ama koruyamaz. Bu, CSAAS’ın en net anıdır: “İstiyorum ama engelleyemiyorum.” Bakıştaki çaresizlik, direnememiş olmanın değil; direnmenin mümkün olmadığı bir yerde bulunmuş olmanın ifadesidir. Uyum Sağlama (Accommodation) Figür ağlamaz. Paniklemez. Duygular donmuş gibidir. Bu donukluk, teslimiyet değil; uyumdur. Zihin, hissetmenin bedeli ağır olduğunda hissetmemeyi öğrenir. Tablodaki durgunluk, hayatta kalmanın bedelidir. Gecikmeli ve Parçalı İfade (Delayed Disclosure) Bu tablo bir “anlatım” değildir; bir tanıklıktır. Her şey söylenmiş değildir ama her şey orada durur. CSAAS’ta olduğu gibi: Travma kendini kelimelerle değil, bedenle ve bakışla açığa vurur. Geri Çekilme (Retraction) Figür dünyaya dönük değildir. İçe kapanmıştır. Bu, yaşananı inkâr etmek değil; daha fazla zarar görmemek için geri çekilmektir. CSAAS’ta geri çekilme, yalan değil; korunma refleksidir. Bütünlük Bu tablo bize şunu öğretir: Cinsel istismara uyum, zayıflık değil; aklın ve bedenin hayatta kalma stratejisidir. Bu bakış “neden anlatmadı?” sorusuna değil, “anlatmak güvenli miydi?” sorusuna cevap verir. Kollwitz’in figürü gibi, CSAAS da sessizliği suç değil; kanıt olarak görür. Ve belki de en önemlisi şunu söyler: Bazı insanlar çığlık atmaz. Çünkü çığlıktan önce
Psikoloji
Günah Keçisi Rolünün Psikodinamik Analizi
Aile Sistemlerinde Uyum Gösteren Bireyin Dışlanması: Günah Keçisi Dinamiği Üzerine Bir İnceleme Aile sistemleri kuramı, bireysel sorunların çoğu zaman tekil kişilerden değil, sistemin bütününden kaynaklandığını öne sürer. Bu bağlamda aile içi çatışmaların önemli bir kısmı, açık biçimde ifade edilmeyen yapısal sorunların dolaylı biçimde belirli bir birey üzerinden taşınmasıyla ortaya çıkar. Bu durum literatürde “günah keçisi dinamiği” olarak tanımlanır. Yaygın varsayımın aksine, aile içinde dışlanan ya da geri plana itilen birey çoğu zaman uyumsuz, saldırgan ya da problem çıkaran kişi değildir. Aksine, bu rol çoğunlukla uyum sağlayan, çatışmadan kaçınan, ilişkiyi korumaya çalışan ve duygusal yükü üstlenen bireye yüklenir. Bu durum, ailenin bilinçdışı savunma mekanizmalarıyla ilişkilidir. Sistem, kendi içindeki çatışmaları doğrudan ele almak yerine, bu gerilimi daha az direnç gösteren bir üyeye yönlendirir. Böylece gerçek sorunlarla yüzleşmek ertelenir ve yapay bir denge sağlanır. Bu bağlamda dışlanma, bireysel yetersizlikten değil; sistemin işlevini sürdürebilmek için bir taşıyıcıya ihtiyaç duymasından kaynaklanır. Uyum sağlayan birey, sorgulamayan ya da itiraz etmeyen değil; aksine yükü sessizce tolere edebilen kişi olarak konumlandırılır. Psikodinamik açıdan bu süreç şu şekilde işler: Aile içi gerilim inkâr edilir, Sorumluluk dağıtılmaz, Çatışma bir kişiye yönlendirilir, Sistem kendi bütünlüğünü korur. Bu mekanizma kısa vadede işlevsel görünse de uzun vadede birey üzerinde ciddi psikolojik sonuçlar doğurur. Sürekli yük taşıyan bireyde zamanla: Değersizlik algısı, Yalnızlık duygusu, Kendilik algısında bozulma, Duygusal tükenmişlik gelişebilir. Ancak bu belirtiler, bireyin zayıflığını değil; sistemin sağlıksız işleyişini yansıtır. Çünkü sorun, bireyin
Psikoloji
Vilhelm Hammershøi – Interior, Strandgade & Duygusal ortamı doğru okumak, hayatta kalmanın yoludur. bu tablo: •Kimse bağırmaz •Kimse ağlamaz •Kimse tehdit etmez Ama her şey tetiktedir. -Kadın sırtı dönük durur. -Oda düzenlidir. -Işık soğuktur. -Sessizlik vardır. Ve tam olarak şu hissi verir: “Burada ses yükselmez… ama yanlış bir hareket pahalıya patlar.” Bu tablo, duygusal ortamı okumayı öğrenmiş bir çocuğun iç dünyasıdır. Kadın: •Oturmuyor rahat değildir •Bakmıyor göz teması risklidir •Hareket etmiyor bekliyordur Çünkü burada hayatta kalmanın yolu şudur: Sessiz olmak. Hissetmek. Önceden sezmek. Duygusal ortamı doğru okumak, hayatta kalmanın yoludur. Hammershøi’nin figürü: -Tehlikeyi sezmek için susar -Güvende olmak için görünmez olur -Odanın ruhunu okumadan hareket etmez. Bu bir tercih değil, öğrenilmiş bir reflekstir.
Felsefe-Düşünce
Reklam