Kitaplar inanmak için değil, araştırmak için yazılır. Bir kitap karşısında onun ne dediğini değil, ne demek istediğini sormalıyız kendi kendimize; kutsal kitapların eski yorumcuları bu düşünceye açık seçik sahiptiler.
Biri sizden bir görüşe inanmanızı isterse, önce bunun kabul edilebilir olup olmadığını incelemelisiniz, çünkü aklımızı Tanrı yaratmıştır; bu nedenle de, bizim aklımıza hoş gelen, tanrısal akla da hoş gelir.
Basit insanların yaşamı, bilgiyle ve bizi bilge kılan uyanık bir ayırt etme duygusuyla aydınlatılmamıştır. Hastalık ve yoksulluk altında ezilmiştir onların yaşamı; bilgisizlikle dili bağlanmıştır.