Çünkü gündüz uykusu bedenim günahı gibidir: Ne denli çok işlenirse, o denli çok istenir. Gene de insan kendini mutsuz hisseder; aynı zamanda hem doygun hem de doymamış.
Bilgi en iğrenç işlemlerden sonra bile fizik bütünlüğünü koruyan bir madeni paraya benzemez; kullanıla kullanıla epriyen çok güzel bir giysiye benzer daha çok. Gerçekten kitabın kendisi de böyle değil midir? Ona gereğinden çok el değerse sayfaları aşınıp mürekkebi ve yıldızı donuklaşmaz mı? Kitabın sayfalarını çevirmek için baş parmağıyla işaret parmağın diliyle ıslatıyor, tükürüğün her değişiğinde sayfalar dayanıklılığını yitiriyordu; o sayfaları açmak, katlamak demekti; onları, havanın ve tozun acımasız işlemini açık tutmak demekti; bunlar, parşömeninin zora gelince karışan ince damarlarını kazıyacak, tükürüğün yumuşattığı, ama aynı zamanda sayfanın köşesinde dayanıksızlaştırdığı yerler yeniden küf bağlayacaktı. Tıpkı aşırı sevecenliğin bir savaşçıyı yumuşatıp güçsüz düşürmesi gibi, bu aşırı sahip çıkıcı ve üste titreyen sevgi de, kitabı önünde sonunda onu öldürecek olan hastalığın etkisini açık bir duruma getirecekti.
Dışlanmışlıklarının körleştirdiği bu insanlarsa, kendi adlarına gerçekte hiçbir öğretiye ilgi duymuyorlardı. Sapkınlığın yanılgısı buradadır. Bir akımın sunduğu inancın önemi yoktur; önemli olan sunduğu umuttur. Sapkınlığı kazı, altında cüzamlıyı bulursun. Sapkınlığa karşı girişilen her savaşın istediği tek şey şudur: cüzamlının olduğu gibi kalması.
12 yaşındaysanız beğenebileceğiniz bir kitap. Olay örgüsü basit birbirini takip etmiyor. Kitabın ortasında bu kim diyorsunuz. Hiç bir derinliği yok. Boşa kaybedicek zamanınız varsa ancak okunabilir. Sicilya'da Bir Aşk Hikâyesi