"Atalarım gibi ben de her gün dua ediyorum. Başta kaprisli ve hata yapmaya teşne tanrılara dua ediyorlardı. Sonra sert ve dehşetengiz bir hükmü olan bir Tanrı'ya dua etmeye başladılar. Sonrasındaysa sevgi dolu, affeden bir Tanrı'ya. En sonunda da ismi olmayan bir kudrete.
…
İnsanlık için en büyük dileğim barış, huzur ya da neşe değil. Başka birinin ölümü karşısında bizim de içimizi ufak bir şeyin ölmeye devam etmesi. Öyle ki bizi insan yapan şey, yalnızca empatinin getirdiği acı. Ve bunu kaybedersek, Tanrı'nın hiçbir versiyonu bizi kurtaramaz."