Puan vermedi·284 syf.··
2026 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:20
Zeynonun oğlu kitabından önce okunması gereken eser.Romantik ilişkilerin bol olduğu , akıcı bir roman .Her karakterin kendince kusurları var .Özellikle Azize tam bir Barbie bebek .Hayatının iplerini en baştan eline alması gerekirdi .Zeyno bana gerçek hayattaki şanslı ama itici karakterleri hatırlattı.Hasan ise başlı başına bir sıkıntı .Bencil ve küstah .Saffet karakteri de umarım hikayenin sonunda mutlu olacağı bir hayata sahip olmuştur .
Kalp AğrısıHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 20003,079 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 52. kitabı
Unutulmuş Kuşlar Göğü •3 | Kübra K. Berk Selam canım nasılsın Bugün sizinle okurken meraktan bir sayfa diyip dört saatte bitirdiğim o kitapla geldim aman dikkat benim gibi olmayın gözlerim hiç iyi değil Kitabın konusu aslında Evera’nın uyanışı üzerine kurulu ama bu sadece fiziksel bir uyanış değil. Elmas gen olduğunu öğrendikten sonra aylarca süren o derin uykunun ardından artık eski Evera yok. Kardeşi Zey’in ölümüyle başlayan o intikam arzusu bu kitapta bambaşka bir boyuta taşınıyor. Evera artık sadece kayıp yaşayan bir kız değil acılarıyla büyümüş, öfkesiyle güçlenmiş ve herkesi karşısına alabilecek birine dönüşmüş durumda. Ve bunu okumak inanılmaz etkileyiciydi. Çünkü karakterin içindeki kırgınlığı, yalnızlığı ve o bastırılmış öfkeyi resmen hissediyorsunuz. Rans Kalt…Gerçekten bu serinin en sevdiğim karakterlerinden biri olmaya devam etti. Evera’nın başında aylarca beklemesi, herkes ona düşman olmuşken bile vazgeçmemesi, sevgisini isyanla karıştıran o hali Bence kitabın en güçlü duygusal taraflarından biriydi. Rans’ın sevgisi böyle klasik romantik erkek karakter sevgisi gibi değil daha çok dünyayı karşıma alırım ama seni bırakmam diyor resmen. Özellikle Evera’yı korumaya çalışırken yaşadığı çaresizlikler çok etkiledi beni. Çünkü bir yandan sevdiği kişiyi kaybetme korkusu yaşıyor, diğer yandan çevresindeki herkes Evera’yı tehdit olarak görüyor. Kitap boyunca siyasi entrikalar, göçmenler meselesi, düşmanların planları ve kimsenin tam olarak güvenilir olmaması sürekli bir gerilim yaratıyor. Tam biraz rahatladım diyorum, sonra yeni bir sır ortaya çıkıyor. Hele Evera’nın öldü sanılan ablasıyla ilgili olaylar.. offf O kısımlarda resmen şok oldum. Yazar ters köşe yapmayı gerçekten çok iyi biliyor. Bir de kitabın atmosferi aşırı yoğun. Sürekli yaklaşan bir felaket
Unutulmuş Kuşlar Göğü 3K. Kübra Berk · Artemis Yayınları · 202623 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·304 syf.·
2026 29. kitabı
Kalp Ağrısı, aşkın, fedakârlığın ve insanın kendi duygularıyla verdiği savaşın anlatıldığı oldukça duygusal bir roman. Hikâye, Zeyno, Hasan ve Azize etrafında şekilleniyor. Karakterlerin birbirlerine olan bağlılıkları, kırgınlıkları ve içlerinde büyüttükleri duygular roman boyunca yoğun bir şekilde hissediliyor. Kitapta sadece bir aşk ilişkisi değil; gurur, sadakat, dostluk ve vazgeçmek zorunda kalmanın acısı da anlatılıyor. Özellikle karakterlerin iç dünyaları oldukça başarılı işlenmiş. Her biri kendi duygusunun içinde sıkışmış gibi hissettiriyor. Bu yüzden okurken sadece olayları değil, karakterlerin yaşadığı ruhsal ağırlığı da hissediyorsun. Halide Edib’in anlatımı oldukça güçlü ve duygusal. Eski dönem romanlarının o yoğun hissiyatı kitap boyunca hissediliyor. Diyaloglar ve iç çözümlemeler sayesinde karakterlerle kolay bağ kuruluyor. ben kitabı gerçekten çok beğendim. özellikle duyguların aktarılış biçimi çok etkileyiciydi. bazı yerlerde insanın içini burkan bir havası vardı ama tam da bu yüzden kitap etkisini kaybetmiyor. karakterlerin yaşadığı kırgınlıklar ve iç çatışmalar oldukça gerçek hissettirdi. kitap bittikten sonra geriye hüzünlü ama güzel bir his bırakıyor. aşkı, fedakârlığı ve kalpte kalan kırgınlıkları çok güzel anlatan etkileyici bir romandı.
Kalp AğrısıHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20133,079 okunma
7/10
·333 syf.··
2026 6. kitabı
Bazen alıp başını gitmek ister insan. Cumhuriyet kurulduktan sonra 1950'lerde Güneydoğu'da bir köye konuk oluyoruz.Cumhuriyet kurulmuş ama buralarda hala töreler işlenmektedir. Geçim kaynakları sınır kaçakçılığı, yaşamlar pamuk ipliğine, yasalar ise töreler tarafından kanla yazılmıştır. Delal ve Şiyar'ın aşkı ile başlayıp umut etmenin insanı ayakta tutan ruhuna tanıklık ediyoruz. Aşk, kayıp ve kader temalarını melodramatik bir tonla işlemiş, duygular oldukça yoğun verilmiş bu da özellikle duygusal roman seven okurlar için etkileyici olabilir. Ancak bana yer yer fazla dramatik geldi. Dil aşırı sade ve akıcı sayfaları nasıl çevirdiğinizi anlamayacaksınız o yüzden okumasını istediğim yaş grubu 16 yaş ve üzeri her okur okuyabilir. Karakterler çok duygusal anlatılmış psikolojik analizler yok denecek kadar azdı.Baran katakterinin iç dünyasına bir yolculuk fena olmazdı keza Zeyno karakteri de derinlikli olabilirdi ama yazar daha üsten ve duygusal taraftan anlatmayı tercih etmiş.Yazarla ilk kez tanıştım kitabı yeni bitirdim ve yazarı araştırmaya gideceğim. Eserde en güçlü karakter Delal olarak karşımıza çıkıyor ama yazar bu karakteri parlatamadı yeterince ya da bölge sosyolojisine göre anlatmayı tercih etti Delal ise başına gelen her şeye rağmen pes etmemeyi ve umut etmeyi bırakmadı.
Edebiyat
Yağmurun GeliniSinan Akyüz · Alfa Yayıncılık · 20173,713 okunma
Teneke kitap incelemesi
10/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 10:27
Herkese Merhaba Teneke kitabının incelemesini sizlerle paylaşıyorum. Herkese keyifli okumalar dilerim. Yaşar Kemal’in Teneke romanı, hem yazarın külliyatında hem de Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi akımın en saf ve çarpıcı örneklerinden biridir. Çukurova’nın bereketli topraklarında geçen bu kısa ama yoğun roman, bürokrasi, ağalık düzeni ve halkın cehaletle imtihanını işler. ## 1. Konu Özeti Roman, idealist ve genç bir kaymakam olan Fikret Irmaklı’nın, Çukurova’nın bir kasabasına tayin olmasıyla başlar. Kasabada çeltik (pirinç) ekimi yapan nüfuzlu ağalar, daha fazla kâr elde etmek için yasalara aykırı olarak tarlalarını su altında bırakmakta, bu da sıtma salgınına ve köylülerin mağduriyetine yol açmaktadır. Genç kaymakam başlangıçta ağaların oyununa gelip onların "misafirperverliğine" kanarak çeltik beyannamelerini imzalar. Ancak bir süre sonra halkın dramını ve ağaların acımasızlığını fark edince onlara karşı amansız bir mücadeleye girişir. ## 2. Temalar ve Çatışmalar • İdealizm vs. Düzen: Kaymakam Fikret Bey, devletin adaletini temsil etmeye çalışan idealist bir figürdür. Karşısında ise rüşvet, torpil ve siyasi bağlantılarla örülmüş, kemikleşmiş bir ağalık düzeni vardır. • Halkın Çaresizliği ve Yanılgısı: Romanın en trajik yönlerinden biri, Kaymakam'ın köylü için mücadele etmesine rağmen, köylülerin ağaların korkusuyla veya kışkırtmasıyla Kaymakam'a sırt çevirmesidir. • Doğa ve İnsan: Yaşar Kemal’in vazgeçilmezi olan Çukurova doğası, burada hem bir bereket kaynağı hem de ağaların hırsı yüzünden bir hastalık (sıtma) yuvası olarak betimlenir. ## 3. Sembolizm: "Teneke" Ne Anlama Gelir? Romanın adı olan "Teneke", hikâyenin sonunda Kaymakam kasabadan ayrılırken köylülerin ve ağaların arkasından çaldıkları tenekeleri temsil eder. • Aşağılama: Kasaba halkı, düzeni
Edebiyat
TenekeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201712,4bin okunma
Puan vermedi·188 syf.·
Beğendi
·
2026 43. kitabı
“Ben tâ senin yanında dahi hasretem sana.” Syf 41 Rabia Hatun’a ait bu dize, şair Cemal Süreya’nın sevdiği kadının yanı başında bile özlem duyan kalbinin sesiyle birleşir. 'On Üç Günün Mektupları', tam da bu özlemin, aşkın ve yaşama tutunma iradesinin belgesi olarak okunur. Şairin özel hayatına dair samimi bir pencere açan bu kitap iki bölümden oluşur. İlki usta şairin 1972 Temmuz’unda hastanede yatan eşi Zuhal Tekkanat’a yazdığı 13 günlük mektuplardır. Bu satırlar, riskli bir ameliyatın gölgesinde sevgiliye güç vermek, umudu diri tutmak ve aşkı her koşulda haykırmak için kaleme alınmıştır. Öyle ki şair, bu mektupları her yerde, bulduğu her köşede oturup da yazar. Ziyaret günlerinde onları yanında götürüp 'ipekböceği sesli sevgilim' dediği Zuhal'ine bırakır. Hastaneden ayrılır ayrılmaz da yeniden başladığı bu mektuplar, Cemal Süreya’nın bütün yaşam alanlarından doğmuş bir sevgi zinciriydi. El yazısıyla yazılan bu satırlar, duygunun en ham hâlini ve şairin içtenliğini doğrudan taşır. Bu mektuplardaki sevgi, oğulları Memo'nun annesine özlemi ve Süreya’nın doğmamış kız çocuğu hayali (Zeyno) iç içe geçer. Bu üç damar, metinleri bireysel bir sevgi ifadesinden çıkarıp bir aile hikâyesine dönüştürür. İkinci bölüm ise 1967–1978 arasındaki mektuplardan oluşuyor. Burada gündelik hayatın akışı daha yoğun: Memo’nun oyunları, komşularla ilişkiler, işyerindeki sıkıntılar, kilo verme çabaları, seçim sonuçları, edebiyat çevresinden dostluklar… Daktilo ile yazılmış bu metinler, bir dönemin toplumsal ve kültürel panoramasını da içeriyor. Kısacası, bu kitapta aşk, aile ve yaşam kavgası aynı anda konuşuyor. Ve usta şairin dili, her satırda hem şiirsel hem de samimi bir sıcaklıkla akıyor. Bu mektupları bir araya getiren yayıncı ve yazar Erdal Öz’ün de vurguladığı gibi, bu mektuplar aslında
On Üç Günün MektuplarıCemal Süreya · Can Yayınları · 20195,6bin okunma