Reşha Misal ْ eddai ْ

Reşha Misal ْ eddai ْ
@zeysugibi
Bab-ı feyzinden ırak olmayı aslâ çekemem Dahi nezrim bu ki canım sana kurban olacak (Tarihçe-i Hayat /Risale-i Nur)
Fakat yâ Rahman; adaletinle tecelli edersen hepimiz kül oluruz. Bize acı! Resulünün, Sevgili'nin, Kâinatın Efendisi'nin nurunu kaybeder gibi olduğu için bu hale gelen millete, rahmetinle, fazlınla, lütfunla tecelli et.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Cümle tahiyyat, ol Hâkim-i Ezel ve Hakîm-i Ezelî ve Rahman-ı Lemyezelî'ye elyaktır ki: Bizi İslâmiyetle serfiraz ve şeriat-ı garra ile sırat-ı müstakime hidayet etmiştir.
Sayfa 7
Bab-ı feyzinden ırak olmayı aslâ çekemem
Çekilip nur-u hidayet yine zindan olacak! Yine firkat, yine hasret, yine hüsran olacak. Yine sen, yaş yerine kan akıtıp ağla gözüm.. Çünkü hicran dolu kalbim yine hicran olacak. Yine göç var diye mecnuna haber verme sakın! Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak. Açılan ol gül-ü tevhid, sararıp solsa gerek; Kapanıp Kâbe-i irfan, yine viran olacak. Haber aldım ki yarın yâd olacakmış bize yâr, Ne büyük yâre ki kimler buna derman olacak? Bu büyük derd-i elemden kime şekva edeyim? İşiten nâlemi, hep ben gibi nâlân olacak. O şifa-bahş olan envarını sen çeksen eğer, Bana kim nur verecek, kim bana Lokman olacak? O temiz pâk nefesin, âb-ı hayatı bu çölün; Onu dûr etme ki her fert ona reyyan olacak. Hele ol nur-u şerifin kime değmişse eğer, Küçücük zerre de olsa meh-i tâbân olacak. O lütufkâr, o keremkâr eli öptükçe benim Bu küçük kalb-i hazînim yine handan olacak. Bab-ı feyzinden ırak olmayı aslâ çekemem, Dahi nezrim bu ki canım sana kurban olacak. Nazarın erse garib başıma ey nur-u Hudâ, Bugün artık bu hakir bendede umman olacak.
Sayfa 540 - Hasan Feyzi
Lâ Râhete Azami Fedakarlık
Üstadımız, “Benden evvel mi, yoksa sonra mı ölmek istersin?” diye sordu. Üstadsız yaşayamam diye; “Evvel ölmek isterim Üstadım” dedim. Dedi ki: “Tembel! Kabre girip yatacaksın, rahatını düşünüyorsun. Kalacaksın, meşakkat çekeceksin, cenneti dahi düşünmeyeceksin.”
Sayfa 104
Havada münteşir olan buhar-ı maîden bulutlar izn-i İlahî ile teşekkül ederler. Bu bulutların hikmet-i Rabbaniyle bir kısmı menfî elektriği hâmildir. Bir kısmı da müsbet elektriğe hâmiledir. Bu kısımlar birbirine yaklaşıp, aralarında tesadüm olduğunda irade-i Hâlık'la berk tevellüd eder. Bir kısmı hücum, bir kısmı da firar ettikleri zaman aralarında havasız kalan yerleri doldurmak için emr-i Rabbaniyle tabakat-ı havaiye hareket ve heyecana geldiğinde ra'd sadâsı, yani gök gürültüsü meydana gelir. Fakat bu hallerin cereyanı bir nizam, bir kanun altında olur ki o nizamı, o kanunu temsil eden ra'd ve berk melekleridir.