Yüsra

Yüsra
@zeytin_
Y.A.: ...Taştan yapılmış makine ile çelikten yapılan arasındaki büyük farkın sebebi nedir? Eğitim mi demeli, yetiştirme mi? Taştan yapılmış makineye yabani ve çelikten olana medeni insan mı demeliyiz? İlk başta işlenen kaya, çelikten yapılmış olan makinenin inşa edildiği hammaddeyi içerir -fakat bunun yanında, kadim jeolojik çağlar boyu birikmiş olan pek çok sülfür, taş ve engelleyici başka kalıtsal öteberi de içerir-gel biz bunlara önyargılar diyelim. Kayanın içindeki hiçbir şeyin ne söküp atma gücüne ne de söküp atmak için herhangi bir arzuya sahip olduğu önyargılar. Bu söylediğimi bir kenara yazar mısın? G.A.: Tamam, yazdım. "Kayanın içindeki hiçbir şeyin ne söküp atma gücüne ne de söküp atmak için herhangi bir arzuya sahip olduğu önyargılar." Devam et. Y.A.: Önyargılar, dış etkiler aracılığıyla sökülüp atılmalıdırlar; aksi halde hiç atılamazlar. Bunu da yaz. G.A.: Pekala, "Dış etkiler aracılığıyla söküp atılmalıdırlar; aksi halde hiç atılamazlar." Devam et. Y.A.: Demir, kendisini engelleyen kayadan kurtulmaya karşı önyargılıdır. Daha açık kılmak gerekirse, demir, kayadan kurtulup kurtulmama konusunda mutlak olarak kayıtsızdır. Sonra bir dış etki gelir ve kayayı tuzla buz ederek maden cevherini serbest bırakır. Maden cevherindeki demir, hala tutsak haldedir. Bir dış etki demiri eritir ve onu, önünü tıkayan maden cevherinden kurtarır. Demir artık azad olmuştur, fakat daha fazla ilerlemeye kayıtsızdır. Bir dış etki aklını çelerek, onu Bessemer fırınına girmeye ayartır ve rafine ederek birinci sınıf çelik haline getirir. Artık yetiştirilmiştir-eğitimi tamamlanmıştır. Böylece sınırına ulaşmıştır. Bundan sonra başka hiçbir yolla onu altın haline gelmek için yetiştirmek mümkün değildir. Bunu da kaydeder misin? G.A.: Evet. "Her şeyin bir sınırı vardır-demir madeni, altın
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Daha önceki çağlarda köleler ayaklarındaki prangadan köle olduklarını anlıyordu. Modern köleler ise kendini özgür sanıyor, çünkü beynine geçirilmiş prangaları göremiyor. Dünya, kapitalistlerin, halkını soyan diktatörlerin, yolsuz bürokratların korkunc hırsına engel olmazsa, göçler de sürecek, terörizm de, isyanlar da.
Çünkü arzu, somut bir hedefe yönelik somut bir duygu değil, öyleymiş gibi yapıyor yalnızca.
... deliler, bir baltaya sap olamayanlar ya da “canki”ler, bizden çok farklı insanlar değil. Onları “kader kurbanları”, “akıl hastaları”, “kaybedenler” ya da “madde bağımlıları” gibi kibar adlar takarak ehlileştirmeye çabalamamız tam da bu yüzden: Onlara baktığımızda kendimizi, benliğimizin bir veçhesini görmemizden. Hepimiz aynı umutsuzluğun kurbanlarıyız, aramızdaki akrabalık da buradan geliyor.