Beni sasirtan bir kitap oldu.
Kitabin ilk bolumlerinde Alex isimli genc bir delikanlinin, vahsetin, nefretin ve siddetin kol gezdigi bir donemde 4 kisilik cetesiyle gerceklestirdigi orantisiz siddeti okudum. Bu kisimlar bende "Esekarisi Fabrikasi" tarzinda bir kitap okuyacagim beklentisi yaratti, ki onda da kitap sadece kucuk bir cocugun yapabilecegi siddetin korkunclugunu anlatiyordu.
Ancak ne zaman ki yavas yavas burun kivirmaya basladim, kitabin icerigi bir anda insanlarin siddet egiliminin tedavi edilebildigi bir disutopyaya evrildi. Ve sonrasinda da genel olarak siddetin tedavi edilmesi gereken bir hastalik mi yoksa insanlarin ozgur iradesi ile secim hakkini tasimasi gereken bir kavram mi oldugu uzerinde gelisti.
Basta, yani ozellikle kitaba burun kivirdigim donemde kitabin dili beni cok rahatsiz etti. Surekli argo, surekli ayni kelimelerin tekrari yordu. Ancak ne zaman ki konu evrildi ve kitap gercekten begenimi kazandi, dilinin aslinda ne kadar da dogru secilmis oldugunu kavrayabildim. Cunku kitap Alex'in agzindan anlatiliyor ve bu bahsettigimiz cocuk egitimsiz bir serseri. 3-5 kelime disinda herhangi bir kelime kullanilmis olsaydi kitapta, inandiriciligi kaybederdi bence.
Sonuc olarak, beni cok sasirtan ve cok begendigim bir kitap oldu.