Muharrem Çolak

Muharrem Çolak
@zezegibi
21 Yaşında, DTCF/Coğrafya Öğrencisi. Okurum ama yazamam..
Öğrenci-Fotoğrafçı
Ankara Üniversitesi-DTCF/Coğrafya
Ankara
Bursa
103 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
9/10
·80 syf.··
2020 19. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2020 17:25
Korku... Hepimizin öyle ya da böyle sahip olduğu bir duygu. Sanmıyorum ki bu duyguyu hayatında hiç tatmamış bir insan olsun. Utançlar, belirsizlikler, bilinmezlikler derken hep bi şeylerden korkuyoruz işte insanlığın hissettiği en güçlü duygu bu olmalı diye düşünüyorum ve bence çoğu davranışımızın temeli bir miktar "korku" barındırıyor. 'Herkes ne der?, 'İnsanlar hakkımda ne düşünür?' vs gibi. Ama en çok belirsizlik ve bilinmezlik mahveder insanı. Oyle ki insan belirsizliktense kötü olan sonları, cezaları bile isteye kabul eder. Çünkü bilir ki hiçbir ceza insanın kendi kendini yiyip bitirmesinden, vicdanı ile baş başa kalmasından daha ağır değildir. Zweig'den okuduğum 6. eser bu ve Zweig yarattığı karakterin içindeki ruhsal çekişmeyi öyle bir tasvir etmiş ki karakter ile birlikte ben de korkuyu ta içimde hissettim. Aynı zamanda kendi korkularımı sorguladım durdum. Konu olarak; savunma avukatı ile evli zengin bir kadının hayatına heyecan katmak amacıyla kendisine bir sevgili bulmasını, onun bu ilişkisini bilen biri tarafından devamlı olarak tehdit edilmesi ile başlıyor bu hikaye. Kadın bu korku sayesinde kendisini sorguluyor, kendisi ile yüzleşiyor ve davranışlarındaki anlamları çözüyor. Sonu olarak ise kesinlikle beklenmedik ve şaşırtıcı olduğunu söyleyebilirim :)
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,8bin okunma
Reklam
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2020 00:09
Yakıcı sır'ın konusu tatile giden Baron adın da bir çapkın adamın tatili yalnız geçirmek itemediği için kaldığı otel de gözüne kestirdiği bir kadını gözüne kestirmesiyle başlıyor. Baron kadının küçük çocuğunu kullanarak kadına yaklaşmaya çalışacaktır. Ama unuttuğu bir şey vardır. Küçük çocuklar arkadaşları konusunda kıskanç olduğu gibi aslında çevresinde olanları da en ince detayına kadar analiz ederler. Çocuğun neler hissettiğini ve için de neler yaşadığını göreceksiniz. Yakıcı sır belki basitmiş gibi gözükse de aslında hiç basit olmayan ve olayların içinde birebir yaşadığımız ve hissettiğimiz bir kitaptır aslında. Betimlemeleri, olayları ve anlatımı Zweig çok iyi bir şekilde yazmış. Kitabı elimden bırakmak istemedim diyebilirim. Bugün elime aldığım gibi bitirdim hemen. Olaylar sizi içine çekiyor ve okudukça acaba ne olacak düşüncesinden kurtulamıyorsunuz. Sayfaların için de kayboldum ve gerçekten Zweig'in bu kitabı beni etkiledi. Sonu tahmin edilmez bir son. Bilen bilir benim ne kadar Zweig kitaplarını çok sevdiğimi.. Bu güzel kitabını da gerçekten çok sevdim ve beni etkileyen bir kitabı oldu. Her Zweig okumam da kitap bittiğinde kitaba hayranlıkla bakıyorum ve bu kitabına da aynen öyle baktım. Hala Zweig okumadıysanız, hala kalemiyle tanışmadıysanız ya da kalemiyle tanışıp okumadıysanız kesinlikle bu güzel kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.
Yakıcı SırStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202551,3bin okunma
8/10
·171 syf.··
2020 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2020 23:59
Beni sasirtan bir kitap oldu. Kitabin ilk bolumlerinde Alex isimli genc bir delikanlinin, vahsetin, nefretin ve siddetin kol gezdigi bir donemde 4 kisilik cetesiyle gerceklestirdigi orantisiz siddeti okudum. Bu kisimlar bende "Esekarisi Fabrikasi" tarzinda bir kitap okuyacagim beklentisi yaratti, ki onda da kitap sadece kucuk bir cocugun yapabilecegi siddetin korkunclugunu anlatiyordu. Ancak ne zaman ki yavas yavas burun kivirmaya basladim, kitabin icerigi bir anda insanlarin siddet egiliminin tedavi edilebildigi bir disutopyaya evrildi. Ve sonrasinda da genel olarak siddetin tedavi edilmesi gereken bir hastalik mi yoksa insanlarin ozgur iradesi ile secim hakkini tasimasi gereken bir kavram mi oldugu uzerinde gelisti. Basta, yani ozellikle kitaba burun kivirdigim donemde kitabin dili beni cok rahatsiz etti. Surekli argo, surekli ayni kelimelerin tekrari yordu. Ancak ne zaman ki konu evrildi ve kitap gercekten begenimi kazandi, dilinin aslinda ne kadar da dogru secilmis oldugunu kavrayabildim. Cunku kitap Alex'in agzindan anlatiliyor ve bu bahsettigimiz cocuk egitimsiz bir serseri. 3-5 kelime disinda herhangi bir kelime kullanilmis olsaydi kitapta, inandiriciligi kaybederdi bence. Sonuc olarak, beni cok sasirtan ve cok begendigim bir kitap oldu.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009112,9bin okunma
8/10
·67 syf.··
2020 16. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2020 16:58
Kendisini olduğu gibi kabullenip, yeteneklerinin, kapasitesinin el verdiği ölçüde olgunlaşmaya çalışmak yerine; sürekli kendinde kusur arayan, kendisini yetersiz, değersiz gören, yalnızlığıyla başa çıkamayan ve bunun sonucu olarak da bunalıma sürüklenen toy bir tıp öğrencisinin kızıl hastalığı sonrası değişen hayatına değinilmiş. "Kimse beni benden daha fazla hor göremez." diyerek de ruh halini bize yansıtmakta kahramanımız. Yine iç hesaplaşmalarla ve psikolojik tasvirlerle dolu olması hasebiyle kendimizden bir şeyler bulabileceğimiz bir eser. Özellikle 20 yaş altı gençlerin ve özgüveni düşük insanların "kendime neleri yapmamalıyım, hayatın ve kendimin değerini bilmeliyim" düşüncesiyle okuması gereken bir kitap bana kalırsa. İyi okumalar.
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
8/10
·157 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2020 00:23
Tıp ve dişçilik düşünenlerin okuması gereken kitaptır. İlk bölümde, kaza sonrası bacakların hali ve yapılan ampütasyonun anlatımını okurken resmen içim kalktı, gayri ihtiyari bacağımı yokladım. bu açıdan genç dimağlara bir izlenim oluşturabilir. Bunun dışında teorik bilgiden pratiğe geçişteki o sarsıntıyı,paniği ve ne yapacağını bilememe halini çok güzel anlatmış Bulgakov ki bu sadece tıpla ilgili değil birçok meslek kolunda geçerli diye düşünüyorum. genç doktorun idealizmini de güzel anlatmış yazar. Morfinman kısmı ise "eski aşkı unutamama" hikayesi olarak başlayıp bağımlılık hikayesine dönüşüyor. Kendi de doktor olan bulgakov'un bu kitabını "hafif bir otobiyografi" olarak da değerlendirmek de mümkün. Sonuç olarak güzel bir kitap, ince olması ise kalın kitap fobisi olanlar için biçilmiş kaftan kılıyor kitabı.
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
Reklam