Bazıları, boşvermişliğin ortasında unutulmuş, sarkık bir çorap gibi. Bazıları, derin bir kaygının şeklini almış, rengini almış ve donmuş. Bazıları boşluğa düşülmeden önce neler konuşuluyorduysa işte o konuşmaların tatsızlığına bulanmış, sonra düşmenin rüzgârıyla şöyle bir dalgalanmış ve tam un ufak olup dağılacakken, camlara yapışıp kalmış.
Türklerle savaşa savaşa askerlerimiz bu düşman narasına öyle alışmışlardı ki,bugün hangi askerimize soracak olsanız Fransızların da hucuma kalktıklarında "Allah Allah" diye bağırdıklarını söyleyecektir.
(Tolstoy'un notu)