Kaygan ve tam çamur olmaya ince ince yağmaya başlayan yağmurla el ele verip hazırlık yapan bir zeminde, bayır aşağı doğru; sırtımda ağzına kadar tıka basa fındık dolu, bir kolu diğerine eşit olmayan bir çay çuvalı... Öteye beriye zor bela tutunmaya çalışarak basacağım yerleri seçip hesap ederek adeta mayın tarlasında yürüyormuş gibi eve gitmeye çalışıyorken müteaddit defa kayıp yere düşüp belimi kırmama veya omurgamı zedelememe garabetim; bana düşündürüyor:
"Acaba bugün benim için verilmiş bütün sadakaları; balçıklaşmış, kaypak toprak parçasında kara lastiğimle adım attığım her bir an, bazen biraz kayıp tekrar muvazene direksiyonumu toplayarak bazen de yere sağlam basıp kayıp düşmeyerek birer birer tüketmiş miyimdir? Sanıyorum ömrü uzatan sadaka heybem artık boş. Mutlu halde, zihnime şimşek gibi sökün eden hayallerimdeki nahif umutlarım gibi."
Böyle geçti içimden.
19 Ağustos 2021 / Özgür KAİM
Beni yor hasretinle, sevginle yor
Sevgisizlik, ayrılıktan daha zor
Dilediğin kadar acıt canımı
Varlığın da yokluğun da yetmiyor
Varlığın da yokluğun da yetmiyor
youtu.be/uIFVHy8YRyg