Sözde cigarayı bırakmaya niyetliydim.Bugünkü, inan bana unutttum kaçıncı paket. Evde bir ölüm sükutu var,sual sormaya korkuyorlar. Ah bir sorsalar da seni anlatsam… Ah bu rezil dünya seni tanısa, seni öğrense, seni anlasa…
Bir gün,”benim için şiir yazdın mı hiç” demiştin. Göstermiştim, “şu heves sensin,şu incinmiş gurur sen,şu utangaç aşk,şu Posta Caddesi’ndeki daktilo sesi,çocukların okul dönüşü sevinci sen.” Kuşkuyla bakmıştın yüzüme.Kirpiklerim içime dökülüvermişti. Susarak büyümüş iki çocuktuk biz,kendisini sevmeyi bilmeyen.Yanımızda birisi olmadan sevincimizden utanırdık.Kaç hayat evimizde bizden çok soluk aldı.Sonra harfler girdi yoksulluğumuza. Sonra dünyanın bütün mazlumları. Elimde başkalarının rüyası,bir var oluş acısıydım önünde. Yazmaya,okumaya ayırdığım zamanlar senin de zamanlarındı. “Tenha gezen evliyam” dedim. “Ben gittim harf harf dağıldım/Sen tamamladın cümlemi.”
Yüzüm bir gelecek atlası.Başım önde dönüyorum bütün yürüyüşlerden.Mavilik yitirdi hükmünü.İpi kopmuş bir boncuğum senden sonra. Bedeni olmayan bir zaman,odalarda. Canım ne kadar acıyorsa sözüm o kadar üşüyor.