Nevin Su Keser

Nevin Su Keser
@zihinkiriklari
Kitabım: Evimdeki Canavar İnstagram: zihinkiriklari
Üniversite
23 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
7/10
·400 syf.··
2025 1. kitabı
Infinity War çizgi romanı, ilk sayfalarından itibaren “Ben neye bulaştım?” dedirten bir yoğunlukla açılıyor. Daha önce Marvel evrenine dair yalnızca genel kültür seviyesinde bilgiye sahip biri olarak, bu hikâyenin içine girerken yaşadığım şaşkınlık, kısa sürede yerini büyülenmeye bıraktı. Çünkü burada anlatılan şey, sadece kahramanlar ve kötü adamlar arasındaki klasik bir savaş değil. Bu, evrenin düzenini, gücün doğasını ve bireyin kendi içsel karanlığıyla hesaplaşmasını anlatan metafiziksel bir savaş. Thanos’un adını bir şekilde duymuştum ama bu hikâyede esas düşman Magus adında, Adam Warlock’un karanlık bir yansıması olan biri. Onun amacı sadece fiziksel bir hakimiyet değil; evrenin dengesini bozmak, ışıkla karanlık arasındaki sınırları yok etmek. Ve bunu yaparken, kahramanları kendi karanlık kopyalarıyla yüzleştiriyor. Bu anlatım beni çok etkiledi çünkü düşman artık dışarıda değil; içeride. Kaptan Amerika, Iron Man, Spider-Man gibi figürler bir anda sadece fiziksel değil, ruhsal bir savaşın ortasına düşüyor. “İyilik” ve “kötülük” çizgileri bulanıklaşıyor. Bu da klasik süper kahraman anlatılarından çok daha derin bir kurgu sunuyor. Bir yandan evrenler arası yolculuklar, gerçekliğin bükülmesi, tanrısal varlıkların devreye girmesi derken baş döndürücü bir kozmik savaşın içindesiniz. Ama tüm o kaosun içinde hâlâ çok insani bir sorgulama var: "Ben kimim? Güç beni neye dönüştürür?" Bu yüzden çizgi romanın görsel şovu kadar felsefi katmanları da dikkat çekiyor. Elbette, zaman zaman bu yoğunluk yorucu oluyor. Özellikle hikayenin öncesi-sonrası şeklinde kurgulandığını geç anlamam beni daha da yordu. Bazı sahnelerde “Ben ne kaçırdım şimdi?” diye geri dönmek zorunda kaldım. Ama o geri dönüşler bile keyifliydi çünkü sayfalarda her seferinde başka bir ayrıntı yakalıyorsunuz.
Çizgi Roman
Infinity WarJim Starlin · Gerekli Şeyler Yayıncılık · 2017108 okunma
Reklam
7/10
·440 syf.··
2025 11. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2025 11:59
Kitaplar vardır, seni anlatacaklarına bağırarak çağırır. Ama bazıları sessizdir; seni biraz süründürür, seni yoklar, seni sınar hatta acı çektirir. Catherine Fisher’ın Incarceron adlı romanı da işte böyle bir kitap. Önce seni dışarıda tutuyor. Hikâyeye alışman, evreni kavraman, karakterlerle bağ kurman zaman alıyor. Ama sabırlı olursan, içine çekildiğin dünya seni kolay kolay bırakmıyor. Çünkü bu kitap, basit bir kurgu değil; katman katman açılan, düşündüren, sorgulatan, zihinsel olarak seni esir eden bir yapıya sahip. Incarceron, sadece duvarlardan oluşan bir hapishane değil. Düşünen, izleyen, tepki veren, neredeyse yaşayan bir sistem. İçeride doğan insanlar, dışarıyı hayal bile edemiyor. Dışarısı ise başka bir çelişki içinde: geçmişin nostaljik kıyafetlerine, kurallarına, teknolojiden arındırılmış yapay bir zamana saplanıp kalmış bir toplum düzeni. Zamanın durdurulduğu, ilerlemenin yasaklandığı bir dünya düşünün. İçeride ve dışarıda olmak, iki ayrı ceza gibi neredeyse. İşte bu iki dünyanın kesiştiği yerde tanışıyoruz Finn ve Claudia’yla. Finn, geçmişe dair bulanık anılara sahip ama aslında kim olduğunu bile bilmeyen biri. Claudia ise dış dünyada güç ve çıkar ilişkilerinin merkezinde yaşayan, babasının oyunlarından bıkmış bir kız. Onları birbirine bağlayan şey sıradan bir nesne değil: bir anahtar. Ama bu anahtar sadece bir kapıyı değil, tüm evreni açabilecek bir potansiyele sahip. Catherine Fisher’ın dili kimi zaman yorucu ama kesinlikle amaçsız değil. Cümleler ağır, kelimeler dolu, anlatım yer yer yorucu (özellikle ilk bölümler). Fakat bu yorgunluk bir yük değil; aksine, kitaba derinlik kazandırıyor. Bazı bölümleri anlamak için geri dönmek, satırlar arasında kaybolmak gerekiyor. Sayfaları hızlıca okuyup geçilecek herhangi bir macera kitabı değil yani Incarceron. Tam
Edebiyat
IncarceronCatherine Fisher · Pegasus Yayınları · 2011572 okunma
Büyükler çocukların cadı feneri dışında da bir şeyler için üzülebileceklerini düşünmezler miydi? Çocukların da büyüklere üzülebileceklerini bilmezler miydi?
Sayfa 55·Kitabı okudu
Alıntı
6/10
·119 syf.··
2025 10. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2025 19:31
Beverly Cleary'nin “Ramona ile Babası” kitabını okuduğumda, bendeki ilk izlenim şu oldu: Çocuk karakterleri konuşturan ama çocuklara hitap etmeyi zaman zaman unutan bir yetişkin kalemiyle karşı karşıyayız. Babasının işsiz kalmasıyla birlikte aile içinde yaşanan dönüşümü bir çocuğun gözünden anlatmaya çalışıyor Cleary. Ancak bu noktada ciddi bir sorun baş gösteriyor: Kitapta anlatılmak istenen duygular ve durumlar, çocukların anlayabileceği sadelikte değil. Cümleler yer yer öyle dallanıp budaklanıyor ki, Ramona’nın yaşadığı duyguyu yakalamak isterken anlatılanın kendisinde kayboluyorsunuz. Hikâyenin çatısını oluşturan “baba figürüyle yeniden bağ kurma” ve “ailenin ekonomik zorluklarla başa çıkma çabası” gibi temalar aslında çok güçlü. Ama bu temaların birbirine geçişi sanki biraz yapay ve aceleye getirilmiş gibi. Bir duygusal sahne tam içimize işlerken hemen ardından gelen bölümlerde farklı bir olay örgüsüne atlanıyor ve bu da okuyucunun duygusal bağ kurmasını zorlaştırıyor. Yani açıkçası kitap, çocuklara yönelik bir metin olduğunu iddia etse de, özellikle ortaokul öncesi çocuklar için fazla karışık bir anlatım barındırıyor. Her ne kadar Ramona'nın iç dünyası samimi bir şekilde sunulmak istenmiş olsa da, o iç dünyanın çizgileri zaman zaman bulanıklaşıyor ve bu da hikâyenin sürükleyiciliğini zedeliyor. Ben bu kitabı okurken “Ramona’yı anlıyorum ama onunla birlikte yürüyemiyorum” hissine kapıldım. Belki de kitap, çocuklardan çok, çocukları anlamaya çalışan yetişkinlere daha fazla şey söylüyordur. Ama o zaman da hedef kitlenin kim olduğu konusunda bir soru işareti doğuyor. Ebeveynlerin kitabı okuduktan sonra aklında kalanları çocuklarına masal niyetiyle anlatması, kitabın en verimli ve amacına yönelik hali olabilir bu durumda. Kısacası küçük Ramona’mız yaşıtlarına
Çocuk Edebiyatı
Ramona ile BabasıBeverly Cleary · Can Çocuk Yayınları · 200413 okunma