Metin T.

Metin T.
@zikodima
Müh.
İTÜ
Moskova
1264 okur puanı
Kasım 2016 tarihinde katıldı

Metin T.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·232 syf.·
2021 5. kitabı
Annie Ernaux
8/10 · 2.526 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hafıza da cinsel arzu gibi, hiç durulmuyor. Ölmüşlerle hayattakileri, gerçek varlıklarla hayali olanları, rüya ile hikâyeyi içiçe geçiriyor.
9/10
·190 syf.··
2021 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2021 01:14
Serkan Türk’ün ismini garip bulduğum -Ausgang- romanına başladığımda, ilk sayfalarda bocalasam da, Bergsoncu sezgiyi fark edince mukavemetim çabucak kırıldı. Çünkü parçalanmış kronolojisiyle metinde pozitivist gerçeklik değil, bireyin algıladığı sezgisel gerçeklik vardı. Bir diğer husus da asıl hikâyedeki anlatıcı seçimiydi. Girişteki tasvirin hemen ardında gelen, “Oysa onca yolu otobüsün iki tekeri üzerinde gel­miştin,” cümlesiyle anlatıcı size seslenir. II. Tekil şahıs anlatıcı iki yönlü algılayabileceğiniz bir sestir. Bireyin ayna görüntüsünün -tıpkı alter kişiliği gibi- karşısına ikinci bir kişi olarak kendisini alması ve devamlı kendisine karşı konuşması sarsıcı bir durumdur. Okur yönünden ise, kâh kahramanla özdeşleşir ve anlatıcının söylediklerini üstünüze alınırsınız kâh anlatıcı siz olur, alteri gibi kahramana kızarsınız. Karakterlerin anlatıcının tasviriyle değil, hikâye içinde parça parça -parçalı anlatım- ipuçlarıyla şekillenmesi, kronolojisi bozuk zamanın mekânlar arası gel-gitleriyle olay görgüsünü döngüye sokması ve anlatıcı seçimiyle metin, Yeni Romancılara yakın hissettirdi. Romandaki zaman anlayışının “geçmiş-şimdi-gelecek” sırasıyla değil, Bergsoncu bir sezgiyle geçmiş, şimdi ve geleceğin aynı bilinçte var olması ve bir bütünlük içinde anlatılması, anlatıcının bölük pörçük soruları, tıpkı bir alter kişilik gibi kahramana karşı konuşması, hikâyenin başında tekinsiz bir atmosfer oluşturuyor. Yazarın kurduğu anlatı adacıkları okurda kafa karışıklığı yaratıyor. <<<Neden bir köpeğin aylaklığını hatırlıyorsun? Anılar karıştırıldığında köpeğin kemiğini sakladığı yerden çıkarması gibi tatlı bir sızı mı bulacaksın? Senin gençliğin geçiyor, o adamın yaşlılığıysa çoktan bitip tükenmiş. Köpekse zaten hep ihtiyarı dünyanın.>>> <<<Önce senin hikâyeni mi,
Edebiyat
AusgangSerkan Türk · Yitik Ülke Yayınları · 2020456 okunma
Edebiyat gündemini takip etmek için güzel bir site
"Edebiyat Burada" genç kalem Çilem Dilber'in Kuyruklu Yalan kitabını mercek altına almış. edebiyatburada.com/omer-kaya-yazdi...
Edebiyat
Suzey'e İki Çift Sözüm Var
9/10
·88 syf.··
2021 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2021 21:20
Çilem Dilber’in Kuyruklu Yalan kitabının ilk öyküsü Suzey’i bitirdiğimde, kötülüğün hâlâ, sebepleri bütünüyle ortaya konulamamış bir muamma olduğunu ama farklı ve tatminkâr birçok yaklaşımın mevcut olduğunu düşündüm. Kitabının ilk öyküsü Suzey’in konusu da kötülüktü zira. “Kişisel kötülük” hakkında felsefe, sosyoloji (Etik-din bu başlığın altına pekâlâ yerleştirilebilir) ve psikiyatrinin işaret ettiği bir yığın sebepten söz edilir. Kimileri hastadır kötülük yapar, bazıları karakterlerinden dolayı -genetik- kötülük yapar, kimileri toplumsal sebeplerden dolayı kötülük yapar, deriz. Oldukça da ikna edici buluruz. Tıpkı, Stephen King’in, The Shining-Medyum romanının kahramanı, yazar Jack Torrance gibi. Kötülük asıl, kötülüğün ortak bir kimlik olarak ortaya çıkması durumunda çetrefilleşir. Kişisel kötülük bir günah, bir suç olarak ortaya çıktığında cezalandırılması nispeten kolaydır. Peki ortak kimlikte ortaya çıktığında bu suçu, bu günahı kim üstlenecek? Tıpkı Suzey’de kötülüğün ortak kimlikte ortaya çıkmasındaki gibi. Çilem Dilber kötülüğü “Biz-O” dikotomisi oluşturarak kurgulamış öyküsünde. Bu çok işlenen tem, yazarın -biçimi oluştururken- anlatıcı seçimiyle özgünlüğün dar alanında kendisine yer ediniyor. "Fısır fısır konuştuk önce." Öykünün bu giriş cümlesindeki Biz’in, farklı bir biz olduğunu henüz ilk sayfanın sonuna geldiğimizde anlıyoruz. “Biz” anlatıcı kurmacalarda nadiren kullanılır. Tıpkı diğer anlatıcılar gibi bu anlatıcının da farklı tipleri vardır. Mesela Jean Echenoz, “1914” ya da “Bir Yıl” eserlerinde, sadece birkaç yerde araya girip ilahi anlatıcının -bana göre bu eserlerde “bilen cismani anlatıcı” demek daha doğru- elini kuvvetlendiren bir atraksiyon aracıdır. Kahramanın özne olduğu “Biz”in içinde yer alır anlatıcı. Yine Jean Echenoz-Ravel’inde tanıştığım
Edebiyat
Kuyruklu YalanÇilem Dilber · Nota Bene Yayınları · 202172 okunma