Hz. Peygamber keder anında şöyle dua ederdi. "Yüce ve sabırlı olan Allah'tan başka ilah yoktur. Göklerin ve yerin rabbi Allah'tan baska ilah yoktur. O, büyük arşın Rabbidir. (Buhâri, "De'avât", 27; Müslim. "Zikr ve'd-duâ"", 83.)
Öyle Bir Kul Ol ki...
Öyle bir kul ol ki... Allah Teâlâ’nın sonsuz kudreti karşısında kendi acziyetini idrak et; varlığınla övünme, yokluğunla da yeise düşme! Öyle bir kul ol ki... Yerde yürüyen bir karıncanın bile Allah katında senden daha makbul olabileceğini unutma; kendini değil, kulluğunu büyüt! Öyle bir kul ol ki... İnsanların gözünde yükselmeyi değil, Allah’ın katında değer kazanmayı iste! Öyle bir kul ol ki... Nefsinin fısıltılarını değil, vicdanının ve imanın sesini dinle! Öyle bir kul ol ki... Dünyadaki bütün insanlar sana kötülük yapsa bile, sen kötülüğe kötülükle karşılık verme; affetmeyi, sabretmeyi ve iyilikle mukabele etmeyi seç. Çünkü karanlığı karanlık gidermez; onu ancak ışık dağıtır. Öyle bir kul ol ki... Sana yapılan iyilikleri ömür boyu hatırla, yaptığın iyilikleri ise hemen unut! Öyle bir kul ol ki... Bir gönlü ihya etmeyi, bin taş bina inşa etmekten daha büyük bir nimet say! Öyle bir kul ol ki... Kimsenin görmediği yerde de haramdan sakın; çünkü gizliyi de aşikârı da bilen Rabbin seni her an ve her yerde görmektedir! Öyle bir kul ol ki... Başına gelen her nimete şükür, her musibete sabret! Öyle bir kul ol ki... Affedilmeyi umduğun kadar affetmeyi, sevilmeyi istediğin kadar sevmeyi de öğren! Öyle bir kul ol ki... Dilin zikr ile, kalbin fikir ile, amelin ihlâs ile süslensin! Öyle bir kul ol ki... Kendi kusurlarınla meşgul olmaktan başkalarının ayıplarını görecek vakit bulama! Öyle bir kul ol ki... Dünya sana yöneldiğinde şımarma, senden yüz çevirdiğinde kırılma! Öyle bir kul ol ki... Fakirken sabreden, zenginken şükreden, güçlüyken adaletli davrananlardan ol! Öyle bir kul ol ki... Makamın yükseldikçe tevazun artsın; bil ki meyvesi olgunlaşan ağaç dalları yere eğilir! Öyle bir kul ol ki... Gecenin karanlığında dökülen bir gözyaşını, insanların
İnsan ve Hayat
Reklam
Kalbim secti al oku dedi :-) okunan o kadar eser var iken..
Yol Nakşibendi yolu, bütün yollara bedel, Temizler kalbi rûhu, gider her arzu emel. Allah zikrini kalbe, öyle sağlam bend eder, Kalmaz sâhiblerinde, bir üzüntü bir keder. Eğer seçerse Allah, kullarından bir kulu, Müyesser eyler ona kendine varan yolu. Şâh-ı Nakşibend böyle, kavuştu bu ihsana, Ya'nî sülükten evvel cezbe verildi ona. Bu maiyyet zikridir, kalben ALLAH demektir, Ya'nî hiç bırakmadan Rabbini zikr etmektir. Dünya durdukça bu yol, hep devam edecektir, Behâeddin Buhâri, hep yad edilecektir. Abdulkädir Geylânî, mesleğinde ne ise, Bunun da mesleğinde, yetmedi buna kimse. Belki yetenler vardır, hatıra gelir ise, ilk olmaklığı ondan, asla alamaz kimse. Käinât sukuttayken, bir yaprak sallanmazken, Tatlı bir bahar geldi, hiç mi hiç beklemezken. Ruhlara hayat sunan, gönüllere can verdi, Bir yeni yol açıldı, ismine Nakşi dendi. Şâh-ı Nakşibend
1000Kitap
(Feylesofların) problemlerinden bir tanesine vakıf olduğun zamqn, bir feylesof yahut kelamcı veya mütefekkir yahut hangi ilimde olursa olsunbir kimse bunları zikr etmiş ve ettiklerine de inanmış diye, bunları tekrar eden, aktaran muhakkık (araştırıcı) bir sufi için, feylesof (olmuştur) ve feylesofların d'ini yoktur demeyiniz. Zira dinsiz olarak da bir feylesof, bunları söylemiş olabilir. Şu halde ey kardeşim sakın gafil olma : Çünkü bu (nevi bir) söz (=iddia), tahsili olmayan bir kimsenin sözüdür: Feylesofun bütün bilgileri batıl (yanlış) değildir. Ola ki bir meselede onlar haklı bulunsun. Şu halde iyice görülüyor ki İbn'ül-arabi iki nokta üzerinde israr etmektedir: Birincisi feylesoflara kafir damgasını vurmanın mantıksızlığı; ikincisi de, feylesof ların bilgileri yanlıştır hükmündeki sakatlık . . . İşte bu görüşte olanlar için İbn'ül arabi « ... tahsili olmayan insanlar .. » diyerek, cahil kimselerin verdiği bu nevi yan lış hükümlerin karŞısına çıkıyordu. ". .. şayet gerçekleri bilmiyorsak, muayyen bir meselede feylesofların doğru olan sözlerini tesbit etmemiz gerekir . .. " Nihat Keklik
1000Kitap
Nefis Kademeleri
Nefsin Mertebeleri ve Özellikleri 1️⃣ Nefs-i Emmâre: Kötülüğü emreder, günaha meyleder, sabırsız ve arzularına esirdir. 2️⃣ Nefs-i Levvâme: Kendini kınar, vicdan uyanır, pişmanlık ve tevbe başlar. 3️⃣ Nefs-i Mülhime: İlham almaya başlar, kalp incelir, hayır ile şer arasındaki farkı sezer. 4️⃣ Nefs-i Mutmainne: Kalp huzura erer, tevekkül güçlenir, zikr daimi olur. 5️⃣ Nefs-i Râdıye: Başına gelen her şeye razıdır, şikâyet etmez, sabır ve teslimiyet hâkimdir. 6️⃣ Nefs-i Mardıyye: Allah kulundan razıdır, kalp nurla dolar, sözünde hikmet belirir. 7️⃣ Nefs-i Kâmile: Olgunluk hâlidir, benlik yok olur, sadece Allah’ın rızası görülür.
Din
Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Kim Kur'an ve sünnet ilmini öğrenmek için bir yola girerse Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır." Müslim, Zikr, 39
Din İslam
Reklam
Reklam