Songül

Songül
@zikredenkalpler
7 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Ne bedir bitmiş, ne de Uhut. Tarih boyu bütün zaferlerimiz Bedir'in bir devamı, yenilişlerimiz Uhut'un bir devamıdır.
Sayfa 48
1000Kitap
Reklam
Kapitalizmin aksiyonu ezmek, komünizmin aksiyonu zincire vurmak, hıristiyanlığın aksiyonu ışığı söndürüp karanlığın büyüsünde uyuşturmak, puta tapıcılığın aksiyonu evren şarabıyla kızıştırıp uçuruma koşturmaktır insanlığı. Yunan medeniyetinin aksiyonu puta tapıcılık aksiyonunun, Roma aksiyonu da, kapitalizmin antik modelleridir. İslâm aksiyonu ise, Yaratıcı-insan-evren arasındaki sulhu getirmek ve hayata ebedî barışın kanadını germek, anlamın en yaşanabilir sevincini aşılamaktır.
Sayfa 50
1000Kitap
Kudüs'e her gidişimde, yanında Frenklerin kiliseye çevirdikleri küçük bir mescit bulunan El Aksâ camiine girerdim. Benim tanıdığım mâbed Şövalyelerinin denetiminde bulunan El-Aksâ camiine girdiğimde şövalyeler, namaz kılmam için bitişikteki küçük mescidi boşaltırlardı. Bir gün bu mescide girdim, tekbir getirerek kıyama durdum. Frenklerin birisi gelip üzerime atıldı ve yüzümü doğu tarafına çevirerek şöyle dedi: "Bu tarafa dönerek namaz kılmalısın!'. Şövalyelerden birkaçı ona koştular, tutup benden uzaklaştırdılar. Ben namazımı iade ettim. Öbürleri başka birşeyle meşgulken o adam tekrar üzerime geldi, yönümü doğuya çevirerek 'Bu tarafa döneceksin!' dedi. Şövalyeler tekrar gelip onu uzaklaştırdılar. 'Bu, Frenk ülkesinden gelmiş ve şimdiye kadar doğudan başka bir yöne doğru ibadet eden kim seyi görmemiş bir yabancıdır' diyerek özür dile diler. Bunun üzerine, 'Bu kadar namaz yeter' dedim ve dışarı çıktım. O iblis herifin kıbleye doğru ibadet eden birini gördüğündeki davranışı, yüzünün renginin değişmesi, titremesi, halet-i ruhiyesi beni hayrete düşürmüştü.
1000Kitap
Eskiler, ruh ve madde olarak iki cevherden bahseder. Bu iki cevherden kastettikleri; kökenleri, doğaları ayrı olan, biri diğerinden türemeyen ve birbirlerine indirgenemeyecek iki başlangıç, iki ayrı âlem, iki ayrı düzendir. Her ne kadar daha farklı bir yaklaşım mümkün olsa da dünyanın en parlak ruhani ve fikri liderleri bile bu ayrımdan kaçınamamışlardır. Bu iki âlemi zaman çizgisi içerisinde farklı, iki ardışık âlem (şimdiki ve gelecekteki) olarak ya da tabiatları ve manaları itibarıyla ayrı düzenler olarak -fakat iki eş zamanlı, "simultane" âlem olarak- tasavvur etmek mümkündür ki böylesi; gerçeğe, öze daha yakın olandır.
Sayfa 12
İnsan
Raimondo Luraghi, sömürgecilerin motivasyonunu şöyle anlatıyor: Şimdi Avrupalılar'a, dünyayı keşfetmek, tanımak ve ele geçirmek kalıyordu. Evet, ele geçirmek. Çünkü o sıra Avrupalılar, kendi uygarlıklarını 'tek' uygarlık olarak düşünmeye başlamışlardı. Bu zihniyet (günümüzün birçok Avrupalı ve Amerikalı'sı da aynı zihniyeti taşımaktadır) bir ulusun uygarlığının manevi ürünleriyle değil, teknik düzeyiyle ölçülmesinden doğuyordu. Tarım ve zanaat uygarlığında kalmış olan öteki uluslar, barbardan başka bir şey değillerdi. Ramayana ya da Kuran'ı okumuş, Ellora tapınaklarını görmüş olmalarının hiç önemi yoktu. Toplan, iplik yapan tezgâhları bulunmadığı ve tüfekleri olmadığı için bunlar barbardılar.(...) Bağlantı kurdukları uygarlıkların kendi uygarlıklarından daha aşağı değil, sadece değişik olduğu bu adamların aklına bile gelmiyordu. Bu uygarlıkların başka değerlere dayandığını, ateşli silahlara sahip olmasalar da öğrenmeye, hayranlık duymaya, hatta incelemeye layık manevi değerlere sahip bulunduğunu akıllarına bile getirmiyorlardı. Hayır, bunlar sadece barbar ve boyunduruk altına alınmaya layık kişilerdi. Üstelik, yeni teknik Avrupalılar'a korkunç bir askeri güç de sağlıyordu. (...) Dolayısıyla, dünyayı uygarlaştırma inancı içinde sömürgeci yayılma sürdü gitti. Ama bütün ilkel ve geri kalmış yapıları yok etmekle, bütün dünyaya tekniğin ürünlerini getirmekle, hiç küçümsenmeyecek, çok gelişmiş, Avrupalı yaşayışı'nın demir tasa çarpan toprak tas örneği dağılan kültür biçimlerine, çoğunlukla onarılmaz zararlar verildiğinin farkına varılmıyordu. Üstelik, bağımsızlığın yitirilmesi, boyunduruk altına girme, egemen güçler tarafından sömürülme, sömürge halklarını sefalete ve aşağılanmaya itti, uygarlığa ve gelişmeye değil.
Sayfa 17
1000Kitap
Reklam