Zaman denen şey sadece bir yanılsamadır. Geçmişin,saatlerin ve günlerin ve haftaların ve on yılların kül kadar ağırlığı vardır; gelecek zaman ise ister sonsuza dek sürsün,daima saniye saniye yaşanır...
Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladımı, artık hiç bitmez...
Gülümseyerek bir komşuyu soymak,elin zarif bir hareketiyle armağanları bahşetmek,ileri görüşlülükle ibadet etmek,bir sözle bir ruhu yıkmak, bir nefesle bir bedeni yakmak ve sonra ellerini yıkamak, günün işleri bitince. Verilmiş bir emre göre sevmek, önyargılı bir şekilde eğlenmek, tanrıların söylediği şekilde tapınmak, ustalıkla dalavere yapmak ve hafıza ölmüşçesine hepsini unutmak. Bir dürtüyle hayal kurmak, saygıyla düşünmek, tatlılıkla mutlu olmak,soylu bir şekilde acıya katlanmak ve sonra yarın tekrar doldurabilirsin diye bardağı boşaltmak. Bütün bu şeyler ,ey Tanrı, ileri görüşlülükle düşünülür,kararlılıkla doğrulur, doğrulukla büyütülür, kurallara yönetilir nedenlerle yönlendirilir ve belirlenmiş bir yöntemle öldürülüp gömülür...