Zin çelik

Zin çelik
Genç Werther'in Acıları
Puan vermedi·126 syf.··
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 19:37
SPOİLER İÇERİYOR KİTABI OKUYANLAR İÇİN BİR İNCELEMEDİR Bu kitap hepimize kalpten dokundu; Werther’e de kalpten dokunmuştu. Başlarda insan ne okuduğunu pek anlayamıyor, Bu hep böyle mi sürecek diye diye ilerliyor; ama bir noktadan sonra can alıcı kısımlara geliyoruz. Aslında bu kadar trajik bir son beklemiyordum, bu yüzden etkisinden uzun süre çıkamadım. Uzun uzun düşündürdü beni. Lotte aslında çok iyi yürekliydi. Amacı hiçbir zaman Werther’i kendine bağlamak olmadı; Werther’in ona olan aşkı da onun gururunu okşamadı. Hep Werther’in iyi olmasını istedi ama bunun için de kocası onunla konuşana kadar ciddi bir çaba göstermedi. Kitabın sonları bende kafa karışıklığı yarattı ve Lotte'nin gerçek duygularını anlamaya çalıştım ama hala tam anlayamadım. Kafamda iki teori var. Birincisi, Lotte gerçekten Werther’e aşıktı; ancak onu tanıdığı zaman zaten çok iyi bir adamla nişanlı olduğu ve bu durumu bozmak istememişti. Onu öptüğü gün âşık olduğunu fark etti ama kocası sadık, eğlenceli ve huzurlu bir adam olduğu için onu seviyordu ve mutlu bir ailesi vardı o da bu saadeti bozmak istemedi. İkinci teori ise bana daha olağan geliyor. Sanki gerçek buymuş gibi hissediyorum. Buna göre Lotte, Werther’e hiçbir zaman âşık olmadı ama onu kimseyle de paylaşmak istemedi. Bu bir arkadaşlık kıskançlığı da olabilir. Âşık olduğunu anladığını —ya da öyle zannettiğini— düşündüğü gün, onu hiçbir arkadaşına yakıştıramadığı için böyle hissetti. Bence o gün, kocasının yokluğundan dolayı bir boşluktaydı ve çok düşündüğü için âşık olduğunu sandı. Kocası gelince ise bu düşüncesini onaylamadı; hâlâ kocasını sevdiğini anladı. Lotte’nin tabancaları Werther’in uşağına kendi elleriyle vermesi, Werther’in amacını anladığı hâlde onu durdurmaması da bu düşüncemi güçlendiriyor. Buna nasıl izin verebildi?
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ezilenler
Puan vermedi·394 syf.··
2025 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2025 16:31
BAŞTAN SONA SPOİLER İÇERİYOR. KİTABI OKUANLAR İÇİN BİR İNCELEMEDİR. EZİLENLER Kitap okuyucuyu o kadar içine alıyordu ki Ivan hep benmişim, bu olaylar hep benim başımdan geçiyormuş gibi hissediyordum. Ivan karakteri çok içten bir karakterdi, bu yüzden bu karakteri kendinize çok yakın hissediyordunuz. Nataşayla aşklarına gelecek olursak aslında Nataşanın başta Ivana yakınlık göstermesinin ona olan hayranlığından kaynaklı olduğunu anlamıştım ama Ivan Nataşaya vurgundu. Nataşanın güzelliği, saflığı, dürüstlüğü onu büyülemişti. Nataşa gerçek aşkı bulunca ona olan hislerinin aşk olmadığını anlamıştı, ona olan hisleri karakterine olan hayranlığıydı. Ivan Natasayı o kadar seviyordu ki Nataşanın mutluluğu için nişanlısı olduğu halde Nataşayı âşığına kendi elleriyle teslim etmişti, zedelenen onurunu hiçe saymıştı. Nataşayla Alyoşanın en yakın dostu olmuştu, onları sürekli gördüğü halde azap çekmiyordu; tersine Natasa adına mutlu oluyordu. Nataşa için yapamayacağı hiçbir şey yoktu. Nataşa da onu seviyordu ama bu sevgi hep dostçaydı. Ivan onu sevmekten asla vazgeçmemişti, bir bekleme değildi bu ama yüreğinde hep Nataşayı taşıyordu. Oysa Nataşa dosttan öte görmüyordu onu. En değer verdiğin dostun da olsa küçük bir aşk kıvılcımına harcanabilir o dostluk. Nataşanın onu her şeyden çok seven ailesini Alyoşa için bırakıp gitmesi de sevginin diğer tüm duygulardan daha baskın olduğunu gösteriyor bize. Nataşanın gidişi beni çok yaralamıştı. Prensin babasına yaptıklarına rağmen onun oğluyla kaçması, en önemlisi babasının ona karşı başka hiçbir baba kızda görülmeyecek kadar müthiş sevgisini bırakabilmek… Gerçekten bunun için çok büyük bir güç gerekiyor. Nataşa aşkından aldı bu gücü, ona güvendi. Babasının sırf Nataşa duymasın diye onun hakkında çıkan dedikodulardan onu koruması, bu
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma
Anna Karenina
Puan vermedi·1062 syf.··
2025 27. kitabı
·
74 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 10:37
TAMAMEN SPOİLER İÇERİYOR LÜTFEN DİKKAT. Kitabı okuyanlar için baştan sona özetlediğim bir inceleme; ANNA KARENİNA Öncelikle kitabı genel hatlarıyla değerlendirmek istiyorum. Kitap genel olarak bana yetersiz geldi; hem vaat ettiği gibi bir aşk bulamadım. Romanda Levin ve Kiti belki olabilir diyorum ama Levin romanda ne kadar fazla rol alsa da ikisinin aşkı çok yer almamıştı. Anna Karenina’nın da Vronskiy’le “aşk” diyebileceğim bir ilişkisi yoktu. Hiçbir zaman ilişkileri bana samimi gelmedi. Belki de Kiti’yi bırakıp hemen Anna’nın büyüsüne kapıldığı için duyguları bana samimi gelmemiştir. Ayrıca kitap bana çok gerçek hayatı özetleyen bir roman gibi gelmedi. Yani çiftlerin sürekli tartışması, başlarda o kadar tutkulu aşkları varken sonradan birbirlerine karşı soğumaları, tartışmaları… Hep aynı olaylar yaşanıyor gibi geldi. Hep bir tartışma, sonra biri diğerinin yanına gelir, konuşup olayı çözümlerler. Bu kitabın bu kadar uzun olması da beni çok şaşırttı çünkü kitapta olay yoktu. Anna’nın ölmesi de beklediğim bir şeydi zaten, şaşırtmadı. Hatta artık ölsün diyordum çünkü olay hep oraya kayıyordu; yazar bizi buna hazırlamıştı. Anna’nın sürekli keşke ölseydim demesi beklendik bir son yarattı. Yine bir umutla çarpıcı bir son bekledim ama o da kursağımda kaldı; çok sıradan bir sondu. Şimdi biraz güzel taraflarından bahsedeyim. Kitabı okuyan biri, o dönem hakkında tamamen bilgi sahibi olabilir. Dönemi çok güzel yansıtmış. Çok detaylı bir anlatımdı. Kadın-erkek eşitsizligi, Kadınların o dönemde yaşadıkları, toplumun sadece kadınlara uyguladığı baskı, toplumdan korkmaları, bu yüzden boşanamamaları veya herhangi bir işte çalışamamaları… kitaptaki en bilinçli erkeklerin bile kadınların eğitim görmesine karşı çıkmaları o dönemi iyi yansıtmıştı. Kadınlar bu kadar mı baskı
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
TAMAMEN SPORİ İÇERİYOR! Kitabı okuyanlar için bir inceleme
Puan vermedi·450 syf.··
2025 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2025 23:45
Kitabı baştan sona kendi yorumlarımla yazdım iyi okumalar Martin Eden'ın başlarda hevesle ve içindeki müthiş tutkuyla kendini geliştirmeye ve kendi sınıfının en iyisi olma gayreti beni büyülemişti. O okuyup bilgi edinip yükseldikçe bana da aynı duyguları aşılıyordu, içimde her şeyi öğrenme arzusunu doğurdu. Ama bu tutkunun Martinin sonunu getireceğini hiç düşünmemiştim, bana kalırsa onu ölüme sürükleyen de bu değildi zaten. Onu hayattan soğutan, heveslerini öldüren; çevresindeki insanların başarısından hemen önce ona zalimce davranmasıydı ve tabiki başarıya ulaşınca yanında kimse kalmamıştı. Artık hevesleri bile yoktu, ölü biri gibiydi. Martin'in üstüne başarılar ve paralar yağdıkça insanlar onu sevmeye yada seviyor gibi yapmaya başlamıştı ama artık Martine hiçbir şey gerçek gelmiyordu. Şu sözü bende bir iz bıraktı "çoktan yazılmıştı" burda kastettiği şuan ünlenen kitabı, şiirleri, her şeyi önceden yazılmıştı ve çevresindeki herkes onları okumuştu ama o an onların gözünde hiçbir değerleri olmamıştı hatta yazmasını çok gereksiz goruyorlardı, ona laflarıyla çok haksızlık ettiler. Fakat ünlendikten sonra çevresindekiler tıpkı bir koyun sürüsü gibi sahte toplumu takip etti. Ünlendikten sonra insanların ona yanaşmasi o kadar sahte gelmişti ki midesini bulandırıyorlardı, Martini hayattan soğutacak derecedeydi bu durum. Ruth'un onu terk edip ünlendikten sonra dönmesi ve Martin'in o anda onu sevmediğini fark etmesi de geç fark edilmiş bir gerçekti "onu gerçekten sevmediğini şimdi fark ediyordu. Sevdiği şey kızın idealleştirilmiş suretiydi, kendi elleriyle yarattığı dünya dışı ruh, aşk şiirlerinin aydınlık ve ışıltılı ruhuydu." Bence Martin'in bu duruma gelmesini sağlayan en büyük haksızlık Ruth'un yaptığıydı, onu derinden sarstı. Bu kitapta Martin'i gerçekten sevenlerin
Alıntı
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma