BAŞTAN SONA SPOİLER İÇERİYOR. KİTABI OKUANLAR İÇİN BİR İNCELEMEDİR.
EZİLENLER
Kitap okuyucuyu o kadar içine alıyordu ki Ivan hep benmişim, bu olaylar hep benim başımdan geçiyormuş gibi hissediyordum. Ivan karakteri çok içten bir karakterdi, bu yüzden bu karakteri kendinize çok yakın hissediyordunuz. Nataşayla aşklarına gelecek olursak aslında Nataşanın başta Ivana yakınlık göstermesinin ona olan hayranlığından kaynaklı olduğunu anlamıştım ama Ivan Nataşaya vurgundu. Nataşanın güzelliği, saflığı, dürüstlüğü onu büyülemişti. Nataşa gerçek aşkı bulunca ona olan hislerinin aşk olmadığını anlamıştı, ona olan hisleri karakterine olan hayranlığıydı. Ivan Natasayı o kadar seviyordu ki Nataşanın mutluluğu için nişanlısı olduğu halde Nataşayı âşığına kendi elleriyle teslim etmişti, zedelenen onurunu hiçe saymıştı. Nataşayla Alyoşanın en yakın dostu olmuştu, onları sürekli gördüğü halde azap çekmiyordu; tersine Natasa adına mutlu oluyordu. Nataşa için yapamayacağı hiçbir şey yoktu. Nataşa da onu seviyordu ama bu sevgi hep dostçaydı. Ivan onu sevmekten asla vazgeçmemişti, bir bekleme değildi bu ama yüreğinde hep Nataşayı taşıyordu. Oysa Nataşa dosttan öte görmüyordu onu. En değer verdiğin dostun da olsa küçük bir aşk kıvılcımına harcanabilir o dostluk. Nataşanın onu her şeyden çok seven ailesini Alyoşa için bırakıp gitmesi de sevginin diğer tüm duygulardan daha baskın olduğunu gösteriyor bize. Nataşanın gidişi beni çok yaralamıştı. Prensin babasına yaptıklarına rağmen onun oğluyla kaçması, en önemlisi babasının ona karşı başka hiçbir baba kızda görülmeyecek kadar müthiş sevgisini bırakabilmek… Gerçekten bunun için çok büyük bir güç gerekiyor. Nataşa aşkından aldı bu gücü, ona güvendi. Babasının sırf Nataşa duymasın diye onun hakkında çıkan dedikodulardan onu koruması, bu