Kusursuz bir kaos okumak ister misiniz?!
9/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2025 21:50
2 gün düşünüp taşındıktan sonra gelen o inceleme... Wattpadde benim mizahıma göre ilk ağır ya da dram sahneleri çok olan kurgu SVS olmuştu. Okuduğum kurguları elimde canlı-canlı yeniden okumak muazzam bir his. 1.kitaptan sonra gelgelelim 2.kitaba... Bu kitapta olaylar o kadar çok ki, hepsini analiz etmeye kalkışsam, en az 20 sayfa garanti, yani o kadar aksiyona, atışmalara, yanlış anlaşılmalara, yeni karakterlere, yeni karakterlerle birlikte gelen yine çok ağır travmalara doymak mümkün. Kitap 576 sayfa, 15 bölüm, 1 bölüm max 54, min 18 sayfa, bölümlerin başlanğıçlarındaki altıntılar bölümleri güzel özetliyor. 1.kitaba göre daha akıcı, dialoglar çok, hem sözlü atışmalar, hem gerçek atışmalar, hem de aksiyon bol olduğundan kitap hiç durmuyor, akıyor, hele ki 5-6 bölümden sonrası daha akıcı. Sonuncu bölümler çok çabuk okunuyordu, sadece karakterlerin travmalarıyla ilgili, flashback sahneleri hazm edilmesi ağır sahnelerdi, o yüzden de o sahneleri yavaş-yavaş okuyordum. Gelelim karakterlere. Kitapta o kadar çelişkili, toxic diyebileceğimiz olaylar var ki, bence, bu kitabı seven okurlar da, sevemeyen, ya da ikilemde kalan, ortalama diyerek kabul eden okurların bu kadar çok olmasının sebebi bu. Ben şahsen seven taraftayım. Bunu göze alarak okumanızı tavsiye ederim! 2.kitabın 200-300 sayfalarından itibaren güzel karakter gelişimleri görüyoruz, bu sadece ana karakterlerde değil, yan karakterlerde de görebiliyoruz, bu detayı beğendim. Olay örgüsünü, yeni karakterleri, onlarla birlikte gelen aksiyon sahnelerini, sırları, Bige ve Karunun bu kadar olaya rağmen birbirlerine geç de olsa, açılmalarını, birbirleriyle eğlenebilmelerini, söylemeden bile hissettirebilmelerini, yavaş-yavaş da olsa, gerçeklerin ortaya çıktığı sahneleri, Kadem ve Bigenin şirret ve muazzam ötesi kardeşliğini,
Saka ve Sanrı 2Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20251,616 okunma
Ben. Deli. Değilim!
7/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2025 161. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 23:01
Bir insan neden kötülük yapar? Nasıl bir başka canı yakar ya da daha kötüsü ona kıyar? Kötü şeyler sadece düşüncede kaldığı sürece sorun yokken hangi noktada dışarı taşarak davranışlarımıza yansır? İçimizdeki hain tarafın çağrısına uyduğumuz takdirde korkunç biri haline mi geliriz veya deli? Peki ya bunun bir geri dönüşü olmaz mı? Bir anlık cinnetin ardından hayatımızı hiçbir şey olmamış gibi, eski şekliyle sürdürmek mümkün müdür? Özellikle de çoktan birinin canına mal olmuşken? Yoksa yaptıklarımızın pişmanlığı altında ezilerek kendi sonumuzu da yine kendimiz mi getiririz? Vesaire vesaire. İşte bu kitapta yani Hain Yüreğim 'de Wulf Dorn ’la beraber saydığım sorulara birtakım cevaplar arıyoruz. Bir akşam, ana karakterimizin anne ve babası yıldönümlerini kutlamak üzere dışarı çıkınca bebek olan erkek kardeşiyle ilgilenmek de hiç istememesine rağmen ablası Dorothea’ya kalır. Ertesi sabah aile kahvaltı için bir araya gelirken bebeği alma görevi her zamanki gibi Doro’ya verilir ama Kai’in odasına girdiğinde Dorothea’yı karşılayan şey çığırtkan bir bebekten ziyade morarmış vücudu ve sonuna kadar açtığı simsiyah gözleriyle onu bekleyen bir cesetten başka bir şey değildir. İşin en kötü tarafı ise dün akşam çocuğu en son görmüş kişi olması gereken kızın o gece yaşanan hiçbir şeyi hatırlamamasıdır. Kardeşinin ani ve gizemli ölümü, ardından anne-babasının ayrılması, aşırı derecede özel olan sinestezik durumu ve sınav stresi derken Doro tüm bunlarla baş edemiyor ve ağır bir depresyona giriyor. Gördüğü gerçeküstü halüsinasyonlar sonucunda ise kliniğe yatırılıyor. Daha sonra Dorothea ve artık bekar bir kadın olan annesi ufak bir kasabadaki yeni evlerine taşınıyorlar. Yine de Dorothea huzurlu olmaktan çok uzak bir durumda çünkü ne bu taşra yer ne de yeni psikiyatristinin karşı komşusu
1000Kitap
Hain YüreğimWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20152,746 okunma
Reklam
8/10
·376 syf.··
2025 65. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2025 21:35
8/10 bu kitabi, hakkinda soylenenlerden ve linclenmesinden dolayi okudum. ermeni soykirimindan bahsetmesi ve icindeki ahlaksizliklardan dolayi linc yemis anlasilan. kitabin bu konulardan linc yemesi bazi insanlarin eline gecen her kitabi okumamasi gerektiginin kaniti gercekten ama bunu engelleyemeyiz tabii. kitapta ermeni soykirimini destekleyen, onaylayan, reddeden veya gercek olmadigini soyleyen hicbir ibare yok. ermeni soykiriminin oldugunu soyleyen ve turklerden nefret eden ermeniler, ermeni soykirimi diye bir sey olmadigini soyleyen ve turkiyede turklerle mutlu bir sekilde yasayan ermeniler, ermeni soykirimi olmadigini siddetle savunan turk milliyetciler ve ermeni soykirimi diye bir seyin ihtimali bile olmayacagini dusundukleri icin oyle bir durumdan bihaber yasayan turkler var. bu farkli gruplara ait insanlarin konusmalarinin gectigi bir kitap, her sey de biri ermeni biri turk iki ailenin birbirleriyle olan baglantilariyla ilgili. yazarin bir seye var ya da yok dedigi bir durum yok ortada, gercek dunyadaki tiplemelerin aynisini bu kitapta okuyoruz. kitaba ve kurgusuna gelirsek, bekledigimden cok cok daha guzel bir kitapti. kurgunun islenisi ve karakterlerin tanitilisi hosuma gitti. karakterler hakkinda cok ayrintiya da girmeden onlar hakkinda bircok sey ogretebiliyor gibi kitapta. buradaki ailelerin ortamini, kendim iclerine girmisim de onlarla yasamisim gibi benimsedim. benimsemek derken, guzel oldugu ya da hosuma gittigi icin degil, gercek oldugu icin. boyle bir ev gercekten var ve icindekilerle birlikte yasiyor. asya her gun teyzelerine evdeki herkesin zirdeli oldugunu soyluyor ve armanus da biraz gergin biraz huzurlu olan aile ortamina uyaniyor her gun. zeliha teyze... banu teyze... mustafa... kitabin sonu ne de guzel baglandi, bastan sona her ufak
Baba ve PiçElif Şafak · Metis Yayınları · 200617,8bin okunma
Puan vermedi
Paul Sheldon, çok ünlü bir yazardır. Son kitabını tamamlamak için Sidewinder kasabasına gitmiştir. Dönüş yolunda bir kar fırtınasına denk gelir ve kaza yapar. Uyandığında kendisini hastane yerine bir evde bulur, Annie Wilkes'ın evinde. Annie Wilkes eski bir hemşiredir ve Paul'un en büyük hayranı(!). Ancak Annie Wilkes zırdeli bir psikopattır. Psikolojik gerilimin en iyi kitapları arasında gösterilen kitap 1990 yılında ülkemizde Ölüm Kitabı olarak vizyona girmiştir. Medyumdan sonra okunması gereken bir kitap.
SadistStephen King · Altın Kitaplar · 20195,7bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2025 57. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2025 11:18
Çoğumuz yüzeysel yaşıyor, sürekli çevremizden onay bekliyoruz, bebeklikten itibaren bir ceza/ödül döngüsüne sokuyoruz kendimizi. Bunun aslında hayali bir oyun olduğu gerçeğini görmezden geliyor, kendi içimize hapsoluyoruz.Kendi duygu ve düşüncelerinizle yaşayın… Zincirlerinizi kırıp kendinizi ifade etmenizin zamanı gelmedi mi? Yüzünüzdeki maske düşerse sevilmeyeceğinizi, onaylanmayacağınızı düşünerek yeterince yorulmadınız mı? Boşver Gitsin özgür kalmanız, içinizdeki enerjiyi ve zırdeli çocuğu ortaya çıkarmanız için size yardım edecek! Elinizi havaya sallayarak, "Boşver Gitsin" deyin ve sizi kalıba sokmaya çalışanları es geçin! Yaptıklarınızın sonuçlarını düşünüp kafa mı patlatıyorsunuz? Belki de fazla düşünüyorsunuz. Zorlamayın bence... Hayat istiyorsa zaten size dilediğinizi verir. O zaman... "BOŞVER GİTSİN!!!"
Boşver Gitsin!Stephen Russell · Yakamoz Yayınları · 201897 okunma
Romeo ve Juliet gibi. Mümkün olsa sonunu değiştirir miydin?
7/10
·464 syf.··
2025 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2025 23:45
Evet... Rekor sürede okuyup bitirdiğim kitap. Bayadır kitap okuyamıyordum bu yüzden de kötü hissediyordum. 2 günlüğüne Bursa'ya gitmişken buna başlayayım dedim ve orda oturup bitirdim. Sürükleyiciliğini buradan anlayabilirsiniz sanırsam. Şimdi kitabın içeriğine değinmeden önce kitabın yazılışında ve çevirisinde acayip rahatsız olduğum iki konudan bahsedeceğim. 1-)Kitabın çevirisi anlatamayacağım kadar kötü. Ren yayınları zaten çevirisiyle öne çıkan bir yayın olmasa da bu kadar kötüsünü de beklemiyordum. Kelime kelime çevirmiş ve o kadar belli ki bazen "İngilizce kalıp böyle çevrilmez, ağlamak istiyorum..." diye yanına not aldığım yerler bile oldu. Cidden okuma kalitesini önemli ölçüde etkiliyor. Başka hangi yayın çevirdi bilmemekle birlikte şansınız varsa Ren almayın. 2-) Yazarın karakterleri konuştururken 3 cümlede 1 Shaekspeare alıntısı kullanması. Çeviri de iyi olmayınca bu edebi bir haz vermek yerine kafanızı oraya buraya vurmak istemenize sebep olacak bir içgüdü olarak karşılık buluyor. Ayrıca bunu sadece 1 karakter falan da yapmıyor. Keza sadece bir karakter bu kadar "edebi" tarzda konuşuyor olsaydı ( Gizli Tarih'deki Henry gibi) bu adam zırdeli deyip geçerdim ama hayır 7 kişinin 7'sinin de böyle konuşması karakterlerin samimiyetini ve doğallığını öldürüyor. Çok büyük bir detay değil gibi ama bana sorarsanız karakterler için önemli. Şimdi bunlar yetmemişcesine biraz da kitabın içinden eleştirilerime geçelim. Kitapta Oliver, Richard, Meredith ve James dışında çoğu karakterin derinine inmiyoruz. Bu hepsinin potansiyelini göremememize neden oluyor. Aslında konu baya ilginç, 7 tane öğrenci var ve bunlara 4 yıl boyunca sürekli aynı rolleri veriyorlar bu nedenle rolleriyle kişilikleri arasındaki fark buğulanıyor, kimliklerini kaybediyorlar tarzı konsept gerçekten ilgi
Eğer Kötü OlsaydıkM. L. Rio · Ren Kitap · 20241,252 okunma
Reklam
Reklam