Evet... Rekor sürede okuyup bitirdiğim kitap. Bayadır kitap okuyamıyordum bu yüzden de kötü hissediyordum. 2 günlüğüne Bursa'ya gitmişken buna başlayayım dedim ve orda oturup bitirdim. Sürükleyiciliğini buradan anlayabilirsiniz sanırsam. Şimdi kitabın içeriğine değinmeden önce kitabın yazılışında ve çevirisinde acayip rahatsız olduğum iki konudan bahsedeceğim.
1-)Kitabın çevirisi anlatamayacağım kadar kötü. Ren yayınları zaten çevirisiyle öne çıkan bir yayın olmasa da bu kadar kötüsünü de beklemiyordum. Kelime kelime çevirmiş ve o kadar belli ki bazen "İngilizce kalıp böyle çevrilmez, ağlamak istiyorum..." diye yanına not aldığım yerler bile oldu. Cidden okuma kalitesini önemli ölçüde etkiliyor. Başka hangi yayın çevirdi bilmemekle birlikte şansınız varsa Ren almayın.
2-) Yazarın karakterleri konuştururken 3 cümlede 1 Shaekspeare alıntısı kullanması. Çeviri de iyi olmayınca bu edebi bir haz vermek yerine kafanızı oraya buraya vurmak istemenize sebep olacak bir içgüdü olarak karşılık buluyor. Ayrıca bunu sadece 1 karakter falan da yapmıyor. Keza sadece bir karakter bu kadar "edebi" tarzda konuşuyor olsaydı ( Gizli Tarih'deki Henry gibi) bu adam zırdeli deyip geçerdim ama hayır 7 kişinin 7'sinin de böyle konuşması karakterlerin samimiyetini ve doğallığını öldürüyor. Çok büyük bir detay değil gibi ama bana sorarsanız karakterler için önemli.
Şimdi bunlar yetmemişcesine biraz da kitabın içinden eleştirilerime geçelim.
Kitapta Oliver, Richard, Meredith ve James dışında çoğu karakterin derinine inmiyoruz. Bu hepsinin potansiyelini göremememize neden oluyor. Aslında konu baya ilginç, 7 tane öğrenci var ve bunlara 4 yıl boyunca sürekli aynı rolleri veriyorlar bu nedenle rolleriyle kişilikleri arasındaki fark buğulanıyor, kimliklerini kaybediyorlar tarzı konsept gerçekten ilgi