Bu *traillilerin geberenlerine ağlayıp zırlama sesleri tam bir çakal sürüsü sesi. Dinleyin bakın aynısı... Bişnev...
Filistin
Eşitlikten Korkan, Adaletten Kaçar
Kadın konuştu SUS dediniz. Çünkü kadının sesi yalnızca bir ses değil, bastırılmış tarihin aynasıydı. Onun kelimeleri, sizin kurduğunuz düzenin duvarlarına çarpıp çatlak oluşturuyordu. Susturmak istediniz çünkü söz, bilinçtir. Bilinç ise itaat etmez. Kadın ağladı ZIRLAMA dediniz. Çünkü kadının gözyaşı zayıflık değil, duygusal zekanın ve empati gücünün dışavurumuydu. Siz duygularınızı bastırmayı “güç” sandınız. O ise hissetmenin cesaret olduğunu biliyordu. Ağlayan kadın kırılmıyordu, dönüşüyordu. Kadın oy kullandı BOŞ İŞ dediniz. Çünkü siyasal hak, birey olmanın ilanıdır. Kadın sandığa gittiğinde yalnızca pusula atmadı, özne olduğunu söyledi. Siz onu özel alanla sınırlamak istediniz. O kamusal alana adım attıkça korktunuz çünkü eşitlik alışık olduğunuz hiyerarşiyi sarsıyordu. Kadın regl oldu AYIP dediniz. Çünkü bedenin bilgisini kirli ilan ederek kontrol edebileceğinizi sandınız. Oysa regl, yaşam döngüsünün biyolojik gerçeğiydi. Kadının doğurganlığı sizi rahatsız etti; çünkü üretme gücü yalnızca fiziksel değil, toplumsal bir güçtü de. Kadın sevişti FAHİŞE dediniz. Çünkü kadının arzusu olduğunu kabul etmek istemediniz. Onun cinselliği sizin onayınıza bağlı olmalıydı. Oysa kadın haz duyan, seçen, isteyen bir öznedir. Arzu tek taraflı bir imtiyaz değildir; eşitlik gerektirir. Kadın şort giydi ARANIYOR dediniz. Çünkü sorumluluğu kendi bakışınızdan alıp kadının bedenine yüklemek daha kolaydı. Kendi dürtünüzle yüzleşmek yerine kadını suçladınız. Oysa sorun kadının bacağı değil; kadını nesneleştiren zihniyetti. Kadın dayak yedi HAKETTİ dediniz. Çünkü şiddeti iktidarın dili olarak öğrendiniz. Gücü, üstünlük sandınız. Oysa psikolojik olarak zayıf olan, kontrol edemediğini ezer. Kadın kaburgadan değil, aynı özden yaratılmıştı. Ne aşağıdan ne yukarıdan; yan yana. Kadın hak
Reklam
zor ise zırlama
güzel aile kurmak ve kuşkusuz şüphesiz gelecek istiyorsan tüm yapması basit ama iradenin seni durdurabildiği her etik dışı olaydan uzak durmalısın..
yazık..
Kadın konuştu "SUS" dediniz. Kadın ağladı "ZIRLAMA" dediniz. Kadın oy kullandı "BOŞ İŞ" dediniz. Kadın regl oldu "AYIP" dediniz. Kadın sıcaklayıp şort giydi "ARANIYOR" dediniz. Kadın dayak yedi "HAKETTİ" dediniz. Kadın hakkını savundu "KADIN KISMI" diye başladınız cümlelerinize. Bu yollardan sıkılmış erkek gibi olan kızlara "Erkek fatma,kezban" dediniz. Siz hep konuştunuz fakat kafanızı şişiren hep kadın oldu. Siz aslında kadının iffettinden korktunuz kendi nefsinizi yetiştiremediğiniz ve Göz kapaklarınıza tesettür takmayı bilmediğiniz için yine kadını suçladınız..
Ya Birbirimizi Sevseydik?.. - Garib Çoban
Ya Birbirimizi Sevseydik?.. - Garib Çoban Maksadım şikayet değil ama yalan yok, camideki zorâki vaazdan, bıkkın, bezgin imamın sesinden de yoruldum. Sadece hutbenin sonunda para toplanacağını duyuracağı zaman içtenlikle, önemseyerek, kelimelerini yankı bulabilecek tarzda ağzından döken imamlardan bıktım. Ah Ya Rabbim emanete ne yaptık. Geri dön kendine gönül. Bir gölge olarak bile, bir rüya olarak bile. Bu nasıl dünya hikayesi zor, mekanı bir satıh!.. Maksadım şikayet değil. Sadece demek istiyorum ki; insan sahici olanı özlüyor böylesi anlarda. Hasat ayında kaldı gönlüm, daha kendin olamamışsın, benim olsan ne yazar, buraya kadar, vesselam. Aslı ile yapmacık olanın karıştığı. İyi ile kötü olanın ayırd edilmesinin zorlaştığı bir dönemde insan daha çok özlüyor asli bir sesi. Teheccüt vakti gece güneş'in adımlarını kim sayar?.. O tatlı altın iklimin peşinde kim uyumaz. Aşk, şems vakti seyahat edenlerin yolculuğunun yapıldığı yer. Asli bir duruşu. Gördü mü teslim olası geliyor. Görmedi mi özlüyor. Eğer ruhum kaybolsaydı yokluğunun yankısında, ya Nebi. Gönderdiğin nice rahmet ayları geldi geçiyor. Üzerimize öylesine bir güneş doğdu ki bir anda yüzlerce günahı, isyanı örter gider. Ama biz burda pek bir aciz, pek bir mahzûn kaldık. Hasat ayında kaldı gönlüm, daha kendin olamamışsın, benim olsan ne yazar, buraya kadar, vesselam. Gönül evinin kapısını ört. Bu gülizardan yayılanlar da bu mâbetde topaldır, uçanlar da. Yıldızların arasında arardım, salavatlarla senin varlığının ışığını. Ben yazardım, senin için yaşayan kelimeler.
Abi olmuyor diye ağlayıp zırlama belki Allah koruyordur bide bunu düşün
Reklam
Reklam