“Bilime adanmış tüm hayatlara”
diye başlayan bu mükemmel kitap pia mater serisinin ikinci kitabı olarak devam etmekte Serkan hoca yine isim konusundaki ustalığını ön planda tutmuş, bizleri yine adeta mest etmiştir. öyleki kitabın içinde bir yerlerde “civciv” olmak için kanat çırpıyorsunuz.. :)) incelememin başında her ne kadar kitaptan bana göre komik gelen bir sahneyi yakıştırma yollu alsam da, asıl duygusallığı yaşadığım anlar, “Çekmece içinde sırtüstü yatmakta olan bedeni çevirmekte hiç zorlanmayan adamların yaşadıklarına tanık olmak onları tanımaktı.” Hele ki sarılmanın insan vücudunda yarattığı o muazzam etkileşimi bir anlatışı vardı ki beynimin frontal korteksinde oluşan “sarmal” vurguyu şöyle tarif etmişti.
“Sonuçta sarılma sonucu oluşan hormonu ne kadar mucizevi bir hormon olduğunu çok iyi biliyordu.”
İşte aynı böyle yazıyordu ve yazmaya devam ediyordu Serkan hocam. O yazdıkça yazılan ve okunması gereken daha bir sürü sözler vardı...şimdi tüm kalbim ve hücrelerim sinirbilimsel komplo N0R9 ve NOR10roman serinin üçüncü kitabı olan “Dura Mater”i heyecan, hüzün, sevinç ve samimiyetle ve hatta,
Üzerinde başkalarının kanı dahi olsa, sevdiğim o kitaba sarılmak için kollarım açık çaresizce bekliyorum....
Ayrıca kitap içerisinden bir kaç yeri kendimce yorumlayıp azıcık espiriktüel bir yaklaşımla sizlerle paylaşmak istiyorum.
Gözyaşları dışarıdan sadece bir su damlası gibi gözükse de, aslında içerikleri birbirinden farklıydı . Bilime göre üç tip gözyaşı söz konusuydu; bazal gözyaşı, refleksel gözyaşı, duygusal gözyaşı...ama biz bunların hepsine “zırlamak” diyorduk ve her tür “zırlamaya” alışmış bedenimizin, beyinde amigdala aracılığıyla oluşan öfke hissi, adeta vücuttan dışarıya çıkmak için çabalarken, Limbik sistemde ilginç bir şekilde her ne kadar karşımızda duran