Bu eserden esinlenerek Shostakovich'in bestelediği opera halen sıklıkla sahnelendiği için okunacaklar listeme aylar belki yıllar önce dahil ettiğim bir kitaptı bu. Bir buçuk yüzyıl önce yazılmış bu kısa romanda benim en çok hafızamda kalacak olan sanırım son kısım olacak. Çarptırıldıkları cezayı çekmek için Sibirya'ya yaptıkları çok zorlu geçen yayan yolculuk sırasında mahkumlar ve ana karakterler arasındaki tutkulu ve ölümcül çekişmeler devam ediyor.
Duyguların aşk, nefret ve tutkunun Sibirya'daki ceza kolonisine yürüyen mahkumlar arasında nasıl capcanlı sürdüğünün resmedilişi en aklımda kalan yön olacak sanırım.
Yanlış hatırlamıyorsam Nedim Gürsel'in Çıplak Berlin kitabında adı geçiyordu, oradan not etmiştim ilk kez Wolfgang Borchert'in adını. Sonrasında Ama Fareler Uyurlar Geceleyin'i alıp okudum.
Almanya'da yıkıntı edebiyatının önde gelen isimlerinden kabul ediliyormuş yazar. Kitaptaki tüm öyküler çok etkileyici. Çok beğendim.
Almanya'nın kendi tarihine de göndermelerle mülteciler ve Almanların karşılaşan hayatlarını gerçekçi ve içten şekilde anlatmış. Başarılı bir roman. Erpenbeck Almanya'da da çok okunan yazarlardan biri.